Sonsöz
Nesnel bir bakış açısıyla bakıldığında sıradan görünen olaylar, kişinin kendisi için dünyayı değiştiren büyük bir hadise olabilir. Evet... Mesela, eskiden bir kadından şöyle bir hikaye dinlemiştim: Hayatındaki en güzel anısının, ilkokuldayken koro yarışması için piyano eşlikçisi seçilmesi olduğunu söylemişti. Sadece bu kısmını duyduğunuzda kulağa aptalca gelebilir. Hatta hikayenin tamamını dinleseniz bile bunun saçma olduğunu düşünecek insanlar çıkabilir. Kimin ne hissedeceği tamamen kendi bileceği iştir.
O zamanlar bu kadın feci derecede çekingenmiş ve hiç arkadaşı yokmuş; bu yüzden eşlikçi rolü onun için ağır bir yükten başka bir şey değilmiş. Aslında reddetmek istemiş ama sınıfta piyano çalabilen başka kimse yokmuş. Kendisi de başkalarının ricasını geri çevirebilecek bir karakterde olmadığından, sonunda görevi kabul etmek zorunda kalmış. "Ya asıl gösteride hata yapıp herkesin ayağına dolanırsam?" korkusuyla ezildiği günler birbirini izlemiş; anlattığına göre defalarca gizli gizli tek başına ağlamış.
Ancak koro provaları başladığında, kısa süre içinde bu durum bir işkence olmaktan çıkmış. Hatta aksine, koro provası saatlerini iple çeker hale gelmiş.
Koro şefi, kadının gizliden gizliye ilgi duyduğu bir çocukmuş. Ne zaman çalmaya başlayacak olsalar, çocuk her seferinde kadının gözlerinin içine derin derin bakarmış. Bunun sadece çalma zamanlamasını ayarlamak için yapılan bir göz temasından ibaret olduğunu kadın da biliyormuş elbette. Yine de bu onu mutlu etmeye yetmiş. Diğer her şeyi boş verecek kadar hem de.
"Hayatındaki en büyük anının, sevdiğin çocukla göz göze gelmekten ibaret olması ne kadar zavallıca bir yaşam," diyerek gülenler olabilir. Fakat ben, o kadının hislerini çok iyi anlıyorum. Kadının sonraki hayatı ne kadar büyük mutluluklarla dolu geçerse geçsin, en değerli anısı yine de "sadece göz göze gelmekten ibaret olan o an" olarak kalmaya devam edecektir bence.
İnsanın değer yargıları oldukça değişken ve anlıktır. Zengin olduktan sonra lüks bir restoranda yediğiniz fiks menü bir yemekten ziyade, sefalet içindeki öğrencilik yıllarınızda yemekhanede yediğiniz birkaç yüz yenlik tabldot yemek daha lezzetli gelebilir. Ya da dopdolu bir üniversite hayatı yaşarken aynı evi paylaştığınız kızdan ziyade, hayatınızın en dibe vurduğu ortaokul yıllarında elinizi bir kez olsun tutan kız daha çok sevgi uyandırabilir içinizde. Bu eser özelinde konuşursak; Kousaka, Sanagi’nin maske üzerinden verdiği o öpücüğü muhtemelen ömrü boyunca unutamayacaktır. Buna "eksiltili mutluluk" mu demeli acaba? Ben bu tarz değer yargısı sapmalarını, insanın en güzel hatalarından biri olarak görüyorum.
Eğer önceki eserlerim olan "Senin Telefon Ettiğin Yer" ve "Benim Telefon Ettiğim Yer" bedensel kusurların hikayesiyse, bu kitap yani "Aşık Parazit", ruhsal kusurların hikayesidir. Bu anlamda, iki eserin birbirini tamamlayan bir yapıda olduğu söylenebilir. "Yokluk hastalığı" fikri aklıma 2014 yılının erken baharında gelmişti; ancak o zamanlar parazitler hakkında neredeyse hiçbir bilgim yoktu. Tesadüf eseri, tam da o dönemlerde Moises Velasquez-Manoff’un "An Epidemic of Absence" (Türkçeye Parazitsiz Hastalık olarak çevrilebilir) adlı kitabının Japonca çevirisinin Bungeishunju tarafından yayımlandığını öğrenmem 2016 yılını buldu. Kaynak kitap niyetine okuduğumu unutup kendimi kaptıracak kadar ilgi çekici bir eser; bu kitabı okuduktan sonra parazitlere az da olsa ilgi duymaya başlayanlar varsa mutlaka bir göz atmalarını öneririm.
Ayrıca bu eserin başlığı olan "Aşık Parazit", Sensei Fujita Koichiro'nun "Aşık Parazit" (Kodansha Yayınları) isimli kitabından olduğu gibi ödünç alınmıştır. Başlığı kullanmama nezaketle izin veren Fujita Sensei'ye buradan en derin şükranlarımı sunarım.
Miaki Sugaru
Miaki Sugaru
1990 doğumlu, Iwate eyaletinden bir yazar. İnternet üzerinde "Genfuukei" mahlasıyla da romanlar yayımlamakta ve büyük beğeni toplamaktadır.
İllüstrasyon / Shion
Tasarım / BEE-PEE
Bu kitap yeni yazılmış özgün bir eserdir.
Bu hikaye kurgusaldır. Gerçek kişi, kurum ve kuruluşlarla hiçbir ilgisi yoktur.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.