Gördüğü tek şey uçsuz bucaksız bir beyazlıktı.
Zemin, tavan ve duvarlar steril bir beyaza boyanmıştı. Üzerinde uzandığı yatak bile bembeyazdı.
"...Burası da neresi? Ah..."
Doğrulmaya çalıştığı an, kafa derisinin arkasından keskin bir ağrı saplandı. Tereddütle başındaki küçük şişliği parmakladı. Bir şey kafasına vurmuş ve bilincini yitirmesine sebep olmuş olmalıydı.
"Iska?" Güçsüz sesi odanın içinde boş bir yankı buldu. "...Komutan Mismis? Nene? Jhin?"
Onu koruyan imparatorluk birliği neredeydi?
Villada Lord Tılsım’ın özel ordusundan canını kurtarmak için kaçıyordu. Ancak sonrasında olanlara dair zihninde en ufak bir iz yoktu.
"Hayır, olamaz!" En küçük prenses odayı tekrar tararken yutkundu.
Kapı yoktu. Bu odaya nasıl girmişti? Bir tür yıldız gücü müydü? Yoksa bir yerlerde gizli bir geçit mi vardı?
Sessizlik Sisbell’in üzerine çökerken içini amansız bir korku kaplamaya başladı.
Iska ve imparatorluk birliğinin geri kalanı burada değildi. Bu odaya tek başına hapsedilmişti ve dışarı çıkabileceği bir kapı bile görünmüyordu.
İçinde bulunduğu duruma dair yürütebileceği tek bir tahmin vardı...
"...Kaçırıldım mı yani?.."
Zihninde olup bitenleri geri sarmaya çalıştı. Hydra ile karşı karşıya gelmişlerdi, yani burası muhtemelen Güneş Kulesi olmalıydı. Orada bir ya da iki gizli oda olması hiç de şaşırtıcı sayılmazdı.
Fakat onu ele geçirdikten sonra ne yapmayı planlıyorlardı? Aydınlanma gücünü kullanarak Hydra Hanesi’nin kraliçeyi öldürmeye çalıştığını ifşa edebilirdi. Bu da onu Hydra için büyük bir tehdit yapıyordu.
Acaba niyetleri onu sonsuza dek susturmak mıydı? Hayır. Eğer öyle olsaydı, onu bu gizli odaya kapatmakla uğraşmazlardı. Lou ailesine karşı kullanacakları bir rehin miydi? Yoksa onu kendi taraflarına çekip gücünden sinsi planları için mi yararlanacaklardı?
"Hiç komik değil! Sizin emirlerinize gireceğimi mi sanıyorsunuz?!"
Tüm çığlıkları duvarlara çarpıp geri döndü. Nafile olduğunu bilse de Sisbell sesini zorlayarak bağırmaya devam etti. Bunu sadece kendini yüreklendirmek, onu ele geçirmek üzere olan korkuya teslim olmamak için yapıyordu.
Kaybetmeyeceğim. Cesur olmalısın Sisbell!
Bu benim için bir ilk değil, hatırla!
Geçmişte de benzer bir olay yaşamıştı. Yakalandıktan sonra korkunç bir ölümle tehdit edildiğinde ruhunu ezen o dehşeti anımsadı. Gerçekten korkacak neyi vardı ki? O yaşadıklarının yanında bu hiçbir şeydi.
Sisbell elini göğsüne koyup kalp atışlarını düzene soktu.
Unutma. O zamanlar biri ona yardıma gelmişti. Onu imparatorluk hapishanesinden kurtaran o tuhaf imparatorluk askeri yanındaydı.
"Sessiz ol. Seni şimdi dışarı çıkaracağım."
"Neden... kaçmama izin veriyorsun?.."
İşte o andan beri, 907. Birim’in onu asla terk etmeyeceğine inanmıştı ve bu inancı hâlâ sarsılmamıştı.
"...Şimdi inancımı yitirmek ne işe yarar ki?!"
Titreyerek kolunun yenini sıktı. Dudakları titriyordu.
"Bu gezegene yol gösteren yıldız güçleri, size yalvarıyorum."
Yıldızlara dua etti.
Eğer duaların bir gücü varsa, ihtiyaç duyduğu kadar dua etmeye hazırdı.
"Lütfen mesajımı 907. Birim’e ulaştırın... Yakında geleceklerini biliyorum!"
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.