Yolculuğun varış noktasından daha önemli olduğuna dair yaygın bir söylem vardır ama bu fikirden ölesiye nefret ederim. Bana kalırsa bu, başarısızlıkları örtçekmek için uydurulmuş ezikçe bir bahaneden başka bir şey değil. "Başaramadık ama olsun, elimizden geleni yaptık." Ne büyük saçmalık. Toplumda bir yere gelmenin tek yolu elde ettiğin sonuçlardır.
Şirketler yeni eleman ararken "elinden gelenin en iyisini yapmış olman", iyi bir ortalamanın veya diplomanın yerini tutmaz.
Sürecin tamamen önemsiz olduğunu savunmuyorum. Sadece ulaştığın sonucun, o yolda harcadığın tüm çabadan katbekat daha ağır bastığını söylüyorum. Okyanusu yüzerek geçmeye çalışırken ne kadar mesafe katettiğinin hiçbir hükmü yoktur. Karaya ulaşamadan boğulduysan ölmüşsün demektir, bitti.
Sonuçlar. En çok onlar önem taşır. Tiyatro kulübünün düştüğü müşkül durum buna mükemmel bir örnekti. Dünyalar kadar emek harcamışlardı ama bir derece elde edemezlerse feshedileceklerdi. Okul yönetiminin kabul edeceği tek bir netice vardı: Bir ödül.
Ulusal Tiyatro Fuarı’nın ilk turu bölge elemeleriyle başlıyordu. Buradan sıyrılan gruplar il elemelerine yükseliyordu. Okul, tiyatro kulübü il elemelerine kalmayı başarırsa kapatılmayacaklarına dair söz vermişti.
İşte bu yüzden o elemeleri geçeceklerdi. Buna adımla kefildim. Neden mi? Çünkü fikirlerine dünyadaki herkesten çok güvendiğim insanlar, sergiledikleri oyunun harika olduğunu söylemişti. Onların sözüne güvenme sebebimse benden bin kat daha yetenekli olmalarıydı. Bizim tiyatro kulübü, rakiplerini ezip geçecek kadar güçlüydü.
Netice her şey demekti. Kulübe o neticeyi kazandıracak yardımcıları İttifak ve çevresinden seçmemin yegane sebebi de buydu. İroha’nın başrol kadın olarak devreye girmesiyle kulüp, muhtaç olduğu ödülü alma yolunda yeniden rotasına girmişti.
Sıradışı başka hiçbir şey yaşanmadığı sürece, her şey yolundaydı...
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.