Kalbin Ritim Bozukluğu

"Uğraşılacak iş değil valla, tam baş ağrısı."

Hikayeyi en başından, Tsukinomori-san'ın benden Mashiro'nun sahte erkek arkadaşı olmamı istediği günden anlatmaya başladım. Mashiro'nun itirafından ve cevabımı dinlemeyi nasıl reddettiğinden bahsettim. İroha'dan akıl almaya çalışıp da onun her ne hikmetse o hiç bozmadığı örnek öğrenci moduna geçişini anlattım.

Lafımı bitirdiğimde Otoi-san derin bir iç çekti. "Bak sen bizim popüler beyefendiye."

"Ne alakası var? Olamaz öyle şey. Zaten öyle biri olsaydım bu arapsaçından nasıl çıkacağımı bilirdim. Dürüst olmak gerekirse hayatımda ilk defa böyle bir şey yaşıyorum ve ne yapacağıma dair en ufak bir fikrim yok."

"Senden duymaya alışık olmadığımız şeyler bunlar, ha? Bayağı eğlenceliymiş."

"Yapma ama. Her gün ortalıkta dalgın dalgın gezen sensin."

"İşte bu yüzden komik ya. Biraz da sen bu hallere düş istedim." Otoi-san ağzındaki lolipopu çıkarıp orkestra şefi değneği gibi havada sallamaya başladı. Yüzünde tek bir kas bile kıpırdamadığı için şaka mı yapıyor yoksa ciddi mi anlamak imkansızdı. "Pekala, üzgünüm ama aşk meşk işlerinden hiç anlamam. Zihin de okuyamadığıma göre Kohinata'nın aklından geçenleri söyleyemem. Ama tüm bu saçmalıklar kızın yeteneğini köreltirse seni asla affetmem, haberin olsun."

Son cümlelerinde beklenmedik bir sertlik belirince ister istemez oturduğum yerde dikleştim.

"Gözümü ondan ayıramadığımı biliyorsun, değil mi?" diye devam etti Otoi-san.

"Evet, yeteneği yüzünden."

Otoi-san'ın İroha'nın sırrını korumaya ve stüdyosunu bize kullanmaya bu kadar dünden razı olmasının tek sebebi buydu zaten.

"Müziği seviyorum, seslerle oynamaya bayılıyorum. Kulağa biraz ukalaca gelecek belki ama bu işlerden iyi anladığımı da düşünüyorum. Yine de bu durum bende bir şarkıcı veya piyanist olacak yetenek olduğu anlamına gelmez. Ben... Sahne ışıklarının adamı değilim. Kulaklarım bu kadar iyi olmasa belki kendimi kandırırdım."

Söylediklerini çok iyi anlıyordum; ben de farklı sayılmazdım. Benim de tek yeteneğim, hiçbir yeteneğimin olmadığını idrak edebilmekti sanki.

"Bu yüzden kendimi destek rolüne koydum. Gerçekten yeteneği olanlara yardım etmek istiyorum. Milyonda bir gelecek o oyuncuyu, milyarda bir haline getirmek amacım. Kimden bahsettiğimi biliyorsun, değil mi?"

"İroha."

"Aynen öyle. Sıradan insanlara biraz eğitim verirsin, oyunculukları da ses aralıkları da gelişir. Ama o kız... Nasıl desem, sanki insan bile değil."

"Biliyorum."

Birinci sınıf oyuncuların kelimenin tam anlamıyla canlandırdıkları karaktere dönüştüklerini sık sık duyardınız. Bir bakıma bunu ruh çağırma seanslarına benzetebilirdiniz; ölenlerin ruhları, onları çağıranların bedenlerini ele geçirirdi hani.

Demek istediğim, bu oyunculuktan da öte bir şeydi. Başka bir dünyadan gelen birinin senin aracılığınla konuşması, senin de o kişi için yaşayan, nefes alan bir kaba dönüşmen gibiydi. Kohinata İroha bu işte o kadar doğaldı ki tüm bu karakterlere dünyadaki en kolay şeymiş gibi ev sahipliği yapıyordu.

"Kızda öyle bir yetenek var ki lise hayatımın geri kalanını onun potansiyelini ortaya çıkarmaya adasam gıkım çıkmaz. Böyle hissetmeseydim, bu ekipmanı kullanmanıza karşılık şekerden çok daha fazlasını isterdim herhalde."

İkimiz de İroha'nın yeteneğine adeta büyülenmiştik ve ona elimizden gelen her şekilde destek olmak istiyorduk.

"Eğer bu itiraf saçmalığının veya her ne haltsa onun kızın yeteneğine engel olmasına izin verirsen, hayatımın sonuna kadar senden nefret ederim. Anladın mı?"

Sözleri tam kalbime dokundu. İtiraf saçmalığı... Haklıydı. Bütün bunlar anlamsızdı, değersizdi. Sınıftaki diğer herkesin kafaya taktığı türden boş işlerdi. Geleceği planlamak yerine "gençliğin tadını çıkarmakla" fazla meşgul oldukları için böyleydiler. Onları her zaman küçük görmüştüm; şimdi onlar gibi olacak değildim.

"Eee, şu Mashiro denen kız güzel mi bari?"

"Şey, sanırım öyle. İsteyince güzel oluyor. Ya da ne bileyim?"

"Hah, tamamdır, kesin çok güzel o zaman. Normalde 'Kızlar ve romantizm umurumda değil' diye dolaşırsın. Ama cevap vermen sadece beş saniye sürdü, bir de üstüne telaşlandın. 'Aki kızı çok güzel buluyor' kuralı şaşmaz."

"Beni dinlemiyordun galiba? Gelecekteki patronum yüzünden bu kızla sahte sevgili rolü yapmam gerekiyor, yani benden net bir cevap bekleyemezsin. Ayrıca çevremdeki insanlarla olan ilişkilerimi de düşünmek zorundayım. Yoksa 05. Kat İttifakı tüm motivasyonunu kaybedebilir. Tabii ki kafama takacağım."

"Bana daha çok bahanelerin arkasına saklanıyormuşsun gibi geldi. Bu iddialarını destekleyecek bir kanıtın var mı?"

"Şey..."

"Beynin sulanmaya başladı senin. Gel bakayım buraya."

Otoi-san eliyle gelmemi işaret etti, ben de çaresizce ona doğru adım attım. Ne olduğunu anlamadan elini uzatıp başımın arkasını kavradı ve beni kendine doğru çekti.

"N-Ne yapıyorsun, dur bir saniye—?!" Yüzüm yumuşak bir şeye gömülürken panikle çırpındım.

Burnuma hafif, sütümsü bir koku doldu. Beden, o hareketsiz haline kıyasla tahmin ettiğimden çok daha sıcaktı.

Peki ama Otoi-san durup dururken neden beni böyle göğsüne bastırıyordu ki? Serseme dönen beynim, parçaları birleştirmekte zorlanıyordu.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.