Tamam, tamam, teslim oluyorum! İndir artık beni aşağı! diye feryat etti Iroha.
Ne dediğini sonunda idrak edebilmiştim. Okulun arkasındaki dar sokaktaydık ve köşeyi dönmek için adımlarımı yavaşlatıyordum. Iroha boynuma doladığı kollarını çekmiş, şimdi de mızmızlanarak sırtımı yumrukluyordu. Omzumun üzerinden ona baktım.
Önce bana söylemen gereken bir şey yok mu? diye sordum.
...Ö-Özür dilerim.
Ne için özür diliyorsun?
Gömleğimin bütün düğmeleri kopmuş da önüm açılmış gibi numara yaptığım için... özür dilerim...
Dahası?
V-Ve seni sinir etmeye çalıştığım için de özür dilerim.
Aferin benim güzel kızma.
Aldığım cevaptan memnun kalarak onu hiç düşünmeden serbest bıraktım. Iroha anında kayıp poposunun üzerine yere kapaklandı.
Hey, ne yapıyorsun be!
Kıçındaki o acıyı hissettin mi? İşte neredeyse her gün senin dırdırını çekmek de tam olarak böyle bir his.
Annen sana bir hanımefendiye böyle davranmayı mı öğretti?! Kızların senden neden nefret ettiğine şaşmamalı!
Aman, git derdini markopa anlat.
Iroha bir yandan canı yanan kalçasını ovuşturuyor, bir yandan da bana ters ters bakıyordu. Beklendiği gibi, gömleğinin düğmeleri sapasağlam duruyordu. Sayesinde göğüslerini dikizleyememiş olsam da bu arbede esnasında eteği yukarı sıyrılmış, o dolgun uylukları tamamen açığa çıkmıştı. Hemen gözlerimi kaçırdım.
Bazen keşke o güzel vücuduna yaraşır bir kişiliği olsaydı diye geçirmeden edemiyordum. En azından o zaman onun son derece çekici olduğunu itiraf ederken kendimi iğrenç hissetmezdim.
Öğğ! Bu yaşta kucakta taşındığıma inanamıyorum! Kimsenin bizi görmemiş olması tamamen senin şansın!
Demek hâlâ biraz utanma duygun varmış! Bunu duyduğuma şaşırdım.
O öfkeli yüzü utançtan kıpkırmızı kesilmişti. Muhtemear yansıtmaya çalıştığından çok daha fazla rezil hissetmişti kendini.
Biliyor musun, normalde bana o kadar yakın olmaktan ne kadar keyif aldığına dair iğrenç bir imada bulunmanı beklerdim...
Asla öyle bir şey...
Ama seni bir çocuk gibi azarlamanın bu kadar işe yarayacağını tahmin etmemiştim. Hadi bakayım, gel şimdi babana kocaman bir—
Kes sesini! Beni ağlatmak mı istiyorsun?!
Ayy, sen zaten her zaman mızmızın tekiydin!
Kes sesini diyorum! diye çığlık attı Iroha, sesi kulaklarımı tırmalamıştı.
Elleriyle kafasını tutmuş, acı çekiyormuş gibi yerde kıvranıp duruyordu. Galiba hassas bir noktayı yakalamıştım.
Annem, liseye başlayana kadar bize hâlâ bebekmişiz gibi davranırdı... Şimdi bana o iğrenç günleri hatırlatıyorsun! diye açıkladı Iroha.
Bak şimdi vicdan azabı çektirdin. Bu yeni keşfettiğim kozu kullanırken daha dikkatli olmam gerekecek...
B-Bunu ödeyeceksin! Bu sefer kaybettim ama intikamımı mutlaka alacağım!
Tabii, ne zaman istersen şansını dene. Seni alt etmek pek de zekâ gerektirmiyor nasılsa.
Aramızda neden bir anda böyle bir rekabet başladığına dair en ufak bir fikrim yoktu ama neyse neydi. Iroha nihayet homurdanarak ayağa kalktı.
Sütyen takmama zahmetine katlanmışken nasıl kaybettim, hâlâ inanamıyorum.
Efendim? Bütün bunlar sadece bir şakadan ibaret değil miydi? Az önce ne dedin sen?
Kaybettim dedim.
Hayır, ondan sonrasını kastediyorum.
Zahmete katlanmışken mi dedim?
Yapma şimdi... Sözümü yarıda kestim. Her neyse. Ne duyduğumu çok iyi biliyordum. Sadece duymamış gibi davranmak istemiştim.
Iroha’nın gözlerindeki o kafa karışıklığı dolu bakışlara daha fazla dayanamayarak arkamı döndüm. Yaşanan onca şeyden sonra şimdi neden bu kadar telaşlanmıştım ki?
Yani o gerçekten... sütyen takmıyor muydu?
Şimdi taşlar yerine oturuyordu. Göğüsleri gerçekten de çok yumuşak gelmişti. Sırf bunun için bu kadar ileri gitmiş olabilir miydi?
Evet, üzerinde gömlek olduğunu biliyordum ama... yine de o göğüsleri sırtıma bastırmıştı, değil mi?
Sanırım bu kızın neler yapabileceğini hafife alıyordum.
Tekrar ediyorum. Sırf göğüslerini sırtıma bastırıp beni çileden çıkarmak için okula sütyensiz gelmiş ve bütün günü öyle geçirmişti.
Ama bunun hiçbir mantığı yoktu! Tabii eğer...
Belki de... Sadece küçük bir ihtimal...
Benden tahmin ettiğimden çok daha fazla nefret ediyordu!
Yoksa kim birine böyle resmen tuzak kurardı ki? Benden o kadar nefret ediyordu ki, bana karşı yürüttüğü bu savaşta sahip olduğu tüm kadınsı cazibeyi son damlasına kadar kullanmaktan çekinmiyordu. Bunu hak edecek ne yapmıştım ben?! İşin komik yanı, eğer bu hareketinin arkasında böylesine bariz bir kötü niyet olmasaydı, bunu bir sevgi gösterisi bile sanabilirdiniz.
Iroha... Sen gerçekten inanılmaz birisin, biliyorsun değil mi?
Ha?
Iroha şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırırken, zihnimde adeta yeni bir aydınlanma evresine ulaştığımı hissettim.
Iroha artık sırtımda olmadığı için eve doğru ilerlerken insanların bakışlarından endişelenmeme gerek kalmamıştı. Ben kaldırımda rahatça yürürken, Iroha dengesini korumak için kollarını iki yana açmış, kaldırım kenarında dikkatli adımlarla ilerliyordu.
Hey, bana bir iyilik yapabilir misin? diye sordum.
Tabii, ne istersen, bakir çocuk.
Öyle mi? Yoksa seninle yine o bebek taklidiyle mi konuşmamı istersin?
Hayır! Hayır, lütfen! Sadece şaka yapıyordum!
Biliyordum işte. Elimdeki bu koz her şeye kadirdi.
Iroha ilk başta dudak bükse de ona ciddi bir şey soracağımı anlamış gibiydi. Yüzü ciddileşti. Nasıl bir iyilik bu?
Senin kadar sinir bozucu başka biri yok, bu yüzden bunu sormak için en doğru kişinin sen olduğuna karar verdim...
Kırıcısın ama neyse.
...Tam bir baş belası olan bir kızla nasıl arkadaş olunabileceğine dair bir fikrin var mı merak ediyordum.
Kısa bir sessizlik oldu.
Ha? Iroha soruyu anlayamamış gibi donakaldı. H-Ha? Sen... Birine mi aşık oldun yoksa Senpai?
Sesi, uzaylıların Dünya’ya saldırdığını öğrenen Amerika başkanınınki gibi titriyordu (filmlerdeki başkanlardan bahsediyorum tabii). Hatta yüzünün kanı çekilmişti.
Neden bana öyle bakıyordu ki? Birine aşık olmuş olsam bile, bu o kadar kötü bir şey miydi?
Hayır, öyle bir şey değil...
Beşinci Kat İttifakı’nın geleceği için perde arkasında ne dolaplar çevirdiğimi anlatmaya başladım. Tsukinomori-san’dan aldığım görevden ve şimdi nasıl Mashiro’nun sevgilisiymiş gibi davranmak zorunda kaldığımdan bahsettim. Okula nakil olmadan önce başından pek çok şey geçtiği için Sumire-sensei’den de ona göz kulak olmasının istendiğini ekledim. En azından Mashiro ile arkadaş olmak istediğimi, bunun onun okul hayatını daha eğlenceli ve dolu dolu geçirmesine yardımcı olacağını söyledim.
Tüm bunları anlatırken, durumun aslında ne kadar saçma olduğunu ben de yeni fark ediyordum. Iroha başta şaşırmış olsa da kısa sürede içinde bulunduğum çıkmazı kavradı.
İlahi Senpai, başkalarının işine burnunu sokmaya bayılıyorsun, değil mi?
Sadece kendi çıkarım için, bilesin. Bunu başkası için yapmıyorum.
Adı Mashiro-san, değil mi? Onunla gerçekten arkadaş olmak zorunda değilsin ama, değil mi?
Sanırım değilim ama yapayalnız kalırsa kendimi kötü hissederim. Buna sanırım kurtarıcı kompleksi deniyor.
Evet, biz buna düpedüz burun sokmak diyoruz! Ama kötü bir şey de sayılmaz yani. Iroha, geçmişteki bir anıyı hatırlamış gibi kıkırdadı.
Her neyse, nereden başlayacağımı bilemiyorum. Ne zaman onunla konuşmaya çalışsam beni tersleyip susturuyor.
Yani, sonuçta ilk karşılaştığınızda onu tuvalette yakalamıştın. Terslemesine şaşmamak gerek.
Biliyorum ve bunun için kendimi kötü hissediyorum zaten.
Bir zahmet hisset zaten, yoksa senden şüphe ederdim, dedi Iroha, ama bu durumu bana karşı kullanacak gibi görünmüyordu.
Bu da onun kişiliğinin bir başka yönüydü (hani şu "aşırı sinir bozucu" tarafının dışındaki kısmı). Ne yaparsanız yapın, asla konuyu çok fazla deşmez ya da sizi bunun için yargılamazdı. Ona tuvaletteki o talihsiz hatamı anlattığımda sadece gülüp geçmişti. İtiraf etmeliyim ki, onun bu yönünü gerçekten sevebilirdim. Konuşması ve vakit geçirmesi kolay biriydi; bu kadar gıcık olmasaydı onunla muhtemelen daha sık vakit geçirirdim. Ama hem pastam dursun hem karnım doysun olmuyordu işte.
Demek karşımızda sivri dilli, içine kapanık bir tsundere var. Bu tipleri yetişkin oyunlarından iyi bilirim. Iroha bilgece başını salladı.
Hayır, bilemezsin. Ya da bilmemen gerekir. Henüz on sekiz yaşında bile değilsin.
Aman, amma ciddisin. Yetişkin oyunları bugünlerde her yaş grubunda popüler! Artık hepsinin yaş sınırı on sekiz değil, biliyorsun değil mi?
Bana uydurma bir haber gibi geldi.
Uydurma falan değil! Buna kültürel gelişim denir! sırıttı. Her neyse, sen bu işi bana bırak!
Iroha, o desteklenmemiş göğsüne yumruğunu vurdu ve göğsü hafifçe dalgalandı. Merak etme Senpai! Bu sert cevizi nasıl kıracağını sana en ince ayrıntısına kadar öğreteceğim!
Yani göğüsleri sana mı değdi? Gelip seni pataklamam gerekiyor mu?
D-Dur bir dakika, yanlış anladın Ozu. Ben bir şey yapmadım!
Tamam da yapmış olman umurumda değil zaten. İstediğini yapabilir, anlarsın ya? Kız kardeşine kafayı takmış o tiplerden değilim ben.
O zaman neden telefonun diğer ucundan bile o kana susamışlık hissini alabiliyorum?!
Ha, o mu? Sadece şu an bana bir kızın göğüslerini sırtına bastırdığını ballandırarak anlatıyorsun da ondan. Bence her erkek senin suratına bir tane patlatmak isterdi.
Biliyor musun, şu an yanında oturmadığıma gerçekten çok memnunum...
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.