Fırtınanın Gazabı

Symeem Adası. Heybetli falezlerin altında uzanan karanlık deniz, çevreyi saran hırçın dalgaların etkisiyle köpürüp çalkanıyordu.

Çılgın Kaptan Connors Viktor’un Tek Gözlü Kafatası adlı gemisindeki birkaç korsan, pelerinlerine sıkıca bürünüp şapkalarını kaşlarına kadar çekti. Bir çocuğu yerden kaldırıp savurabilecek güçteki rüzgara karşı direnerek güverteye çıktılar. Olası bir kazanın önüne geçmek için şiddetle bastıran yağmurun altında gemiyi kontrole koyulmuşlardı.

Kaba ketenden dokunmuş pelerinlerinin üzeri, kurumup sertleşmiş yapışkan bir sıvıyla kaplıydı. Yağmur damlaları bu katmanı aşıp kumaşa işleyemiyor, süzülerek ahşap güverteye akıp gidiyordu.

Bu sıvı, Güney Kıtesi’nin balta girmemiş yağmur ormanlarındaki Donningsman ağacından elde edilen bir reçineydi. Doğal bir su geçirmezliğe sahip olduğu için denizciler arasında oldukça yaygındı. Aslında son derece ucuz bir şeydi fakat geçen yıl bir araştırma ekibinin bu reçinenin saç çıkarmaya iyi geldiğini öne sürmesiyle fiyatı bir anda tavan yapmıştı.

Korsanlardan biri küpeşteliğe yaslanıp dışarı baktı, homurdanarak küfretti. "Şu lanet havada yapılacak en güzel şey Kırmızı Tiyatro’ya kapanıp içmek, ot çekmek ve kucağına bir kadın alıp keyfine bakmaktır!"

Yoldaşı pelerininin kapüşonunu düzeltirken onu onayladı. "Kırmızı Tiyatro’ya yeni kızlar gelmiş diye duydum. Gidip bir tadına bakmak vardı şimdi."

Yoldan geçen bir başka korsan kulak kabarttı. "Nereden duydun bakayım onu?"

Cevap olarak pişik bir kıkırdama işitti.

"Patrondan duydum. Kaptanın ne tür bir 'ticaret' yürüttüğünü bilmiyor musun sanki? Patronun çevresi insan kaçakçılarıyla dolu. Ha, pardon! Kendilerine 'köle tüccarı' denmesinden hoşlanıyorlar."

En başta konuşan korsan, gözlerinde geçmişe özlem duyan bir ifadeyle söze girdi. "Şu bizim mevzuyu hatırladım da... Getirilen 'mallar' arasında evinden kaçmış genç bir soylu kadın vardı. Teninin yumuşaklığı, fiziği, o yüzü... Cık, nasıl anlatsam bilmem ki. Görünüşü hâlâ gözümün önünde. Yazık oldu hatuna, kendini öldürdü!"

Tam o sırada gökyüzü aniden aydınlandı. İster istemez başlarını yukarı kaldırdılar. Bastıran yağmurun ötesinde, kızıl ayı ve yıldızları örten kapkara bulutların arasında kıvrılan gümüşi bir yıldırım süzülüyordu.

Derken, çevre suları güpegündüz gibi aydınlatan devasa bir yıldırım çaktı ve doğrudan Tek Gözlü Kafatası’na doğru alçaldı!

Güm!

Yıldırımlar dallanıp budaklanarak ahşap gemiyi bir anda alevler içinde bıraktı. Korsanların kulaklarında kulakları sağır eden bir gök gürültüsü patladı.

Hemen ardından gümüş renkli yıldırım okları, adeta yırtıcı pençelerini savururcasına tepelerine yağmaya başladı. Küçük yelkenli bir anda yıldızlardan örülmüş bir ormanın ortasında kaldı.

İşte tam o anda, birbirine dolanmak üzere olan kalın yıldırım sütunları birdenbire ikiye ayrıldı. Doğa kanunlarına aykırı bir şekilde yön değiştirip Tek Gözlü Kafatası’na çarpmaktan son anda vazgeçtiler. Geminin teğet geçip zifiri karanlık sulara gömüldüler; etrafı aydınlatırken denizin yüzeyinde cızırdayan elektrik kıvılcımları saçtılar.

Güvertedeki korsanlar bu çarpmanın şiddetiyle savruldu. İçlerinden biri kömür briketine dönmüş gibi kapkara kesilmişti. İki korsan ise bedenleri şiddetle kasılarak yere yığıldı.

Gerçekten de bir bit yeniği var!

Gri sisin üzerindeki Klein, hazırladığı Şimşek Fırtınası’nın böyle kolayca savuşturulduğunu görünce iç çekmeden edemedi.

Bunun bir yarı tanrı seviyesindeki güç olduğundan artık adı gibi emindi.

Eğer Sürünen Açlık, Ölüm Çanı ve Groselle’in Gezileri’ne güvenip Tek Gözlü Kafatası’na küt diye sızmaya kalkışsaydı, bu tür tuhaf güçlere karşı zerre kadar direnç gösteremezdi. Üstelik o karmaşada kendisine dua edip gri sisin üzerindeki Deniz Tanrısı Asası’nı devreye sokacak vakti de kalmazdı!

Derin bir nefes alan Klein, beyaz kemikten yapılma asanın ucundaki tüm mavi taşları parıldattı.

Tek Gözlü Kafatası’nı kuşatan firtınanın ortasında iki farklı ses yükselmeye başladı. Biri kulak zarlarını delip beyne saplanacak kadar tiz ve keskindi. Diğeri ise insanın Ruh Gövdesi’ni döven, derinden gelen devasa bir kalp atışını andırıyordu.

Bu durum korsanlara tarif edilemez bir ıstırap verdi, birçoğunun öğürerek kan kusası geldi. Ancak bu henüz başlangıçtı. Dalgaların şapırtısı gittikçe şiddetlendi ve adanın falezlerine meydan okurcasına, neredeyse on metre yüksekliğinde kapkara bir dalga şahlandı!

Dalga, sanki bir ilahın görünmez eliyle Tek Gözlü Kafatası’na doğru ittiği devasa bir sur gibiydi.

Klein’ın bizzat yarattığı bir tsunamiydi bu!

Artık tam anlamıyla bir felaket sayılırdı.

Gürleyen dalganın sesi patlamaları andırırken, gemideki korsanlar dışarıdaki kararmış gökyüzüne, çalkalanan bulutlara ve üzerlerine çöken devasa tsunamiye dehşetle baktı. Efsanelerde anlatılan kıyamet günü gelmiş çatmıştı sanki. Hiçbirinin kendini kurtaracak gücü de isteği de kalmamıştı.

Ancak hepsi çaresizlik içinde son yargılanmayı beklerken, tsunaminin tam ortasında ne mantığa ne de fizik kurallarına uyan bir dalgalanma baş gösterdi. Tarif edilemez bir girdap hızla şekillenerek koca dalgayı ortadan ikiye yardı ve o korkunç su kütlesinin bir anda çöküp dağılmasına yol açtı!

Kulakları tırmalayan bir uğultunun ortasında, ikincil bir dalga Tek Gözlü Kafatası’nı havaya fırlattı. Az önceki devasa dalgadan geriye kalan sular geminin üzerine bocalandı. Direklerden biri kırıldı, gemi harabeye döndü. Güverte bile tamamen sular altında kalmıştı.

Şırrr!

Aniden güçlü bir rüzgar peydahlandı ve korsanları savurarak sınırlarını aşan bir kasırgaya dönüştü. Havada süzülen Tek Gözlü Kafatası’nı denizin açıklarına doğru sürükledi.

Gemi, fırtınanın tepesinde gökyüzünde süzülmeye başladı. Dalgalı sulara hiç temas etmeden millerce katetti. Sanki yolunda stabil bir şekilde ilerleyen bir zeplindi.

Klein, tsunamiyi etkisiz hale getiren yarı tanrıya veya ona denk güçteki Mühürlü Eser’e şaşırmadan edemedi. Gri sisin üzerindeki o gizemli alanın gücünü kullanmasına rağmen, Kalvetua’nın vaktiyle yarattığı o yıkıcı tsunamiyi tam anlamıyla oluşturamadığı için kendi Seviye'sinin yetersizliğine yandı. Bu sırada kasırgayı kontrol etmeyi sürdürdü; Tek Gözlü Kafatası’nın desteğini kaybedip çakılmasını engelledi. Geminin beş deniz millik etki alanından çıkmasından korkuyordu.

Şu andaki amacı Tek Gözlü Kafatası’nı yok etmek ya da Çılgın Kaptan Connors Viktor’u yakalamak değildi; gemide gizlenen yarı tanrıyı veya Mühürlü Eser’i açığa çıkmaya zorlamaktı.

Bu seviyedeki bir güç veya eşya dünyada oldukça nadirdi. Kimliğini ya da ne olduğunu bir kez görse, eninde sonunda kime ait olduğunu ve hangi örgüte hizmet ettiğini çözerdi!

Bu da Backlund Büyük Sisi soruşturması için bir sonraki adımı netleştirecekti.

Umarım Müneccim yolundan biri değildir, yoksa gördüğüm yüzün gerçek olup olmadığını nasıl anlayacağım... Yine de bu da bir şeydir. Büyük Sis’in arkasındaki gerçekleri araştırırken Ince Zangwill’in ne peşinde olduğunu çözer, intikamım için hazırlık yapabilirim. Böylece Bizarro Büyücüsü iksir formülünü ve ana malzemelerini de bulabilirim...

Klein içten içe iç çekerken Deniz Tanrısı Asası’nın ucundaki mücevherin saf bir gök mavisi ışık yaymasını sağladı.

Bir uğultu koptu ve Tek Gözlü Kafatası’nın uçuşu bir anda değişti. Gemi kayma yetisini yitirip kükrer gibi birdenbire irtifa kaybetti!

Fakat tam çakılacakken aniden tüy gibi hafifledi ve bir insanın yüzünü okşayan kuş tüyü misali denizin yüzeyine yumuşakça kondu.

Maneviyatını büyük oranda tüketen Klein, kalan son gücünü de toplayıp bir tsunami daha yaratmaya hazırlanıyordu ki olay yerinden patlamayı andıran bir ses yükseldi.

Bu dehşet verici bir ses duvarı patlamasıydı!

Üstelik sıradan bir patlama değildi; sanki rüzgarın haykırışları da bu sese karışmıştı.

Gelen, Deniz Kralı Jahn Kottman’dı! Hâlâ belli bir mesafedeydi fakat bu sulara tamamen hükmettiği için buraya doğru hızla ilerlerken uzaktan bile nüfuzunu hissettirebiliyordu!

Neredeyse melek seviyesine yaklaşmış bir Seviye 3 Muhafız'dı bu!

O korkunç ses patlaması Tek Gözlü Kafatası’nı fırlatıp attı. Birilerine zarar verip vermeyeceği umurunda bile değildi; ne de olsa korsanlara vurmaktan daha doğal ne olabilirdi ki!

Bu esnada Klein, olağan dışı bir nokta arayan son derece güçlü ve ürkütücü bir zihinsel dalganın etrafı taradığını hissetti. Bu baskı, gözünün önündeki manzaranın bile bulanıklaşmasına yol açmıştı.

Bir başka darbeyi daha savuşturan Klein, sakin ve rasyonel bir şekilde duaya yanıt vermeyi kesti. Görüntüyü kapatıp Deniz Tanrısı Asası’nı hurda yığınının içine fırlattı.

Aramızdaki fark az uz değil. Deniz Kralı ortaya çıkmasaydı, o yarı tanrıyı dışarı çıkmaya zorlayabileceğime olan inancım yoktu. Seviye'm hâlâ çok düşük; asa aşırı külfetli olduğu için kullanırken büyük sıkıntı çekiyorum... Yine de denizdeyken Fırtına yolu gerçekten aşırı güçlü. Adamlar adeta yürüyen felaket.

O yarı tanrının sergilediği güçler bükme, kafa karışıklığı, ödünç alma ve doğallığı ihlal etme gibi temel unsurları barındırıyordu. Siyah İmparator yoluna ait ilahi güçlere benziyordu. Başkaları anlamayabilirdi ama benim elimde ona ait Küfür Kartı vardı! Gemideki kesinlikle sadece bir Seviye 5 Kafa Karışıklığı Mentoru değildi... Bir Düşmüş Kont olabilir mi? Hmm, ordunun elinde Siyah İmparator yolunun iksir formülünün bir kısmı var ama bu sadece ilk beş Seviye ile sınırlı sanıyordum. Seviye 4 ve üzerinin onlarda olmaması gerekir...

Klein o yarı tanrıyı veya Mühürlü Eser’i açığa çıkaramamış olsa da verdikleri tepkilerden bazı ipuçları elde etmişti. Kraliyet ailesindeki belli bir kistiğin sadece İblislik Tarikatı ve Ince Zangwill ile iş birliği yapmakla kalmadığından, aynı zamanda Siyah İmparator yolundaki Seviyelerin çoğunu elinde tutan başka bir grupla da gizlice gizli kapaklı işler çevirdiğinden şüpheleniyordu.

Solomon'un ya da Trunsoest'in soyundan gelenler mi? Beş Denizlerin Kralı Nast da bu işin içinde olabilir mi?

Klein tam derin düşüncelere dalmışken kulağında yankılanan üst üste binmiş dua sesleriyle irkildi.

Zihnini kurcalayan düşünceler dağılırken gayriihtiyari ruhani gücünü dışarı yaydı, sandalyesinin yanında dalgalanan ışık huzmesine dokundu.

Gördüğü kişi Danitz'di.

Bu namlı korsan gözlerini yummuş, Büyücü'ye büyük bir hürmetle dua ediyordu.

Klein şaşkınlıkla cebinden çıkardığı köstekli saate bakıp zamanı kontrol etti. Saat sabahın üçüne geliyordu.

Kafayı mı yedi bu adam? Gecenin bir yarısı neden dua eder ki? Bana uyku haram olsun diye mi uğraşıyor?

Klein kızgınlıkla karışık bir eğlenceyle görüntüyü izlerken Danitz'in çakırkeyif olduğunu fark etti. Hatta dışarıdan hafif şarkı sesleri bile yankılanıyordu.

Altın Düş'ün mürettebatı yine bir ateş başı partisi mi veriyordu yani? Gehrman Sparrow'un gidişini mi kutluyorlardı? Kutlamayı gecenin bir yarısına kadar sürdürecek ne vardı sanki!

Klein, Danitz'in bu saatte neden dua ettiğini anında kavradı.

Derin bir nefes alıp iradesini ışık halesinin içine akıttı. Derin bir ses tonuyla konuştu:

"Adımı ananlar, zihnimde yer eder."

Deniz Kralı Jahn Kottman, Symeem Adası'na varır varmaz burada yaşanan olağandışı tsunaminin ve meçhul korsan mürettebatına ait geminin izini sürmeye başladı.

O gemide bir yarı tanrının bulunduğundan zerre şüphesi yoktu.

Fırtına Kilisesi'nin bu uzun boylu, kalıplı kardinalinin koyu mavi renkte gür saçları vardı. Aynı zamanda Cezalandırıcılar'ın üst düzey bir dekanı olan adam yumruklarını sıktığı anda gökyüzündeki kara bulutlar yarıldı, kızıl güneş ışığı denizin üzerine dağıldı.

Gökyüzündeki yıldızların konumunu belirleyen Jahn Kottman, gözüne kestirdiği bir yöne doğru uçmaya başladı.

Birden yavaşladı. Rüzgarda dalgalanan Tek Gözlü Kafatası bayraklı bir korsan gemisi görmüştü.

Gemide tek bir canlı bile yoktu, rüzgarın insafına kalmış bir şekilde sürükleniyordu. Her yeri alaz alaz kızıl alevlerle kaplıydı, güverte kömürleşmiş cesetlerle doluydu.

Ana direğin ortasına orta yaşlı bir adam bağlanmıştı. Kafasında üç köşeli bir şapka, gözünde siyah bir bant vardı. Açıkta kalan tek gözü dehşetle yuvalarından fırlayacak gibi büyümüştü. Göğsüne saplanan ahşap bir kazık her yeri kana bulamıştı.

Yaşamı ve Ruh Gövdesi tamamen yok olup gitmişti.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.