Kızın yalvaran bakışlarını görmezden geldim. Bir yandan etrafı kolaçan ederken bir yandan da Loncadan aldığımız haritayı çıkardım. Al Kırmızı Büyü Köyü'ne giden yoldaki canavarlar tek tek listelenmişti. Kızın eşkaline uyan bir şey var mı diye incelemeye başladım.
Aha, işte buradaydı.
"Aylak Kız." Kesinlikle bu yaratıktı.
"Hadi ama Kazuma, sana nasıl da mahzun mahzun bakıyor... İyileştirme büyüsü yapasım geldi, kendimi zor tutuyorum."
Aqua'nın omzunu bırakmaya hiç niyetim yoktu. Bırakmak yerine yaratık hakkındaki bilgileri okumaya devam ettim.
"Aylak Kız: Bu bitki türü canavar doğrudan fiziksel zarar vermez. Bunun yerine yoldan geçen gezginleri tuzağa düşürmek için içlerindeki koruma içgüdüsünü kışkırtır. Sergilediği sevimli tavırlara karşı koymak son derece zordur. Acıma duygunuza yenik düştüğünüz an, ölene kadar onun tutsağı olursunuz. Yaratığın yüksek zekaya sahip olduğu iddia edilse de bu bilgi kesinleşmemiştir. Maceracı gruplarının bu canavarla karşılaştıklarında, ne kadar zor olursa olsun onu yok etmeleri önemle rica olunur."
Darkness, alışılmadık bir tereddütle, "K-Kazuma, kız bana bakıyor," dedi. "Şu kocaman gözlere baksana! Canavar olduğuna emin misin?"
"Gezginler yakınındayken iç rahatlatıcı bir gülümseme takınarak oradan ayrılmalarını zorlaştırır. Yine de uzaklaşmaya çalışırlarsa ağlamaya başlar. Gezgin ne kadar iyi kalpliyse, canavar o kadar tehlikelidir."
"K-Kazuma, bak... Bize el sallıyor. Ağlamamak için kendini yırtıyor, güçlü görünmeye çalışıyor... Bir kerecik sarılsak ne çıkar ki?"
Aqua'yı salıp bu kez Megumin'i yakasından tuttum.
"Kurbanını ağına düşürdükten sonra ona daha da yaklaşarak kaçışını zorlaştırır. Normalde açlık gezgini oradan uzaklaşmaya zorlayacakken, bu canavarın asıl tehlikesi kurbanıyla kendi meyvesini paylaşmasıdır. Meyvesi oldukça lezzetlidir fakat besin değeri neredeyse sıfırdır. Bu yüzden ne kadar yerseniz yeyin zayıflamaya devam edersiniz. Gezginler, küçük kızın kendi meyvesini ikram etmesi karşısında vicdan azabı çeker, sonunda yemek yemeyi tamamen keserek yetersiz beslenmeden ölürler."
"Iıhh...! Canavar bile olsa, yaralı birini öylece bırakıp gitmek...!" Darkness daha fazla dayanamadı; Aylak Kız'a doğru yürümeye başladı. Haritada yaratığın fiziksel zarar vermediği yazdığı için gitmesine izin verip okumaya devam ettim.
"Aylak Kız'ın meyvesindeki bir madde sinir sistemini felç eder. Bir süre sonra vücut açlık, yorgunluk, acı gibi tehlike sinyallerini almaz olur. Bunun sonucunda kurban tatlı bir rüya alemine dalar, erir ve ölür. Huzurlu bir ölüm arayan bazı yaşlı maceracılar bilerek bu canavarın yaşam alanına giderler; yaratık adını buradan almıştır. Kurbanı öldükten sonra Aylak Kız, cesedin üzerinde kök salarak besinini..."
Okumayı kestim. Ben okurken Megumin elimden sıyrılmış, Aqua ile birlikte kızın yanına gitmişti bile. Hepsi de karşısındakinin canavar olduğunu biliyor, henüz dokunmaya cesaret edemiyordu ama sanki hepsi bir dalgınlık içindeydi.
Aylak Kız, gözlerinde beliren geçici bir umutla onlara baktı. Gerçekten yanımda kalacak mısınız, der gibiydi. Yol arkadaşlarım bu bakış karşısında kabaran koruma içgüdüleriyle ellerini kaşımaya başlamışlardı bile.
"Görünüşe göre bu canavar fiziksel hasar vermiyor," dedim. "İnsanların duygularıyla oynayıp onları açlıktan öldürüyor, sonra da üzerlerinde kök salıyor."
Bu sözlerim üzerine üçü de gayet sakin ifadelerle Aylak Kız'a biraz daha yaklaştı. Açlıktan ölme kısmını dinleyip dinlemediklerini merak etmeye başladım.
Aqua, "Ayy, ben o acıyan yerlerini iyileştiririm!" dedi. Ama bir an sonra duraksadı. "Ha? Bunlar yara bile değil ki. Bandaj bile değil, sadece bandaja benzetilmiş şeyler."
Bunu duyunca ben de yakından bakmak için yanlarına gittim.
Aylak Kız, kasabadaki herhangi bir küçük çocuğun giyeceği türden kıyafetler giymişti. Yalın ayaktı ve herkes etrafına toplandığı için mutlu bir şekilde gülümsüyordu. Yaklaştığımda oturduğu kayanın da sahte bedeninin bir parçası olduğunu fark ettim. Kayanın arkasından dal benzeri bir uzantı çıkıyor, üzerinde küçük bir meyve büyüyordu. Kıyafetler, kana bulanmış bandajlar... Hepsi insanlarda acıma duygusu uyandırmak için kurulmuş bir tuzaktan ibaretti.
Yaralı bir kız çocuğunu taklit etmek nasıl bir canavarlık boyutuydu böyle? Yani, insaf ama.
İçimden bunları geçiriyordum. Yanımda ise üç kafadar Aylak Kız'ın etrafında pervane oluyordu. Megumin elini nazikçe uzattı. Yaratık, Gerçekten tutabilir miyim, der gibi endişeli gözlerle ona baktı.
Uzatılan eli tuttuğunda yüzünde katıksız bir mutluluk belirdi.
Bizimkiler için film orada koptu zaten.
Al Kırmızı Büyü Köyü tehlikede olabilirdi ama bu şey de kendi çapında büyük bir belaydı. Canavar hakkındaki uyarıyı hatırladım: "Gezgin ne kadar iyi kalpliyse, canavar o kadar tehlikelidir." Ve: "Maceracı gruplarının bu canavarla karşılaştıklarında, ne kadar zor olursa olsun onu yok etmeleri önemle rica olunur."
Aylak Kız'ın karşısına geçip katanaya benzeyen kılıcım Çunçunmaru'yu çektim.
Aqua beni görünce Aylak Kız'a korumacı bir tavırla sarıldı. "Ne yapıyorsun Kazuma?! Bu tatlı kızdan tecrübe puanı devşirmeye çalışmıyorsun herhalde?"
Affedersiniz ama o bir canavar. Hem de ölümcül olanından.
Hâlâ yaratığın elini tutmakta olan Megumin yalvaran gözlerle bana baktı. "Aylak Kız'ı ben de biliyorum. Ama böylesine sevimli bir çocuk kılığındaki bir yaratığa kıyamazsın, değil mi? İnsanlar senin kötü ruhlu bir canavar olduğunu, ahlak yoksunu olduğunu söyler ama ben arkadaşlarını önemsediğini, bazen iyilik dolu anların olduğunu biliyorum. Böyle bir şey yapmazsın... Yapmazsın değil mi?"
Sokakta bulduğu kediyi barınağa götürmesinler diye ailesine yalvaran bir çocuktan farkı yoktu.
Of, yani... Keyfimden yapmıyorum herhalde.
Darkness tereddüt ettiğimi hissetti ama bir canavarla karşı karşıya olduğumuzu hatırlamış gibiydi. "...Hayır," dedi. "Kazuma bu şeyi ortadan kaldırmaya karar verdiyse, yapmamız gereken budur. Yaralı olduğunu düşündüğüm için yanına gitmiştim ama hiçbir yarası yok. Yani hepsi kurnazca bir kılıktan ibaret. Onu burada bırakırsak ileride kim bilir kimlerin canını yakacak?" Konuşurken iki el kılıcını çekip Aylak Kız'a karşı dövüş pozisyonu aldı.
Bunun üzerine Aylak Kız, bir çocuğun kekelemesini andıran, duyulması zor, fısıltılı bir sesle konuştu.
"...Beni... k-katledecek misiniz...?"
Megumin'in eline sıkıca tutundu, oturduğu kayadan hiç kalkmadan Darkness'a baktı. Gözleri yaşlarla doldu, titremeye başladı.
Konuşabiliyor yani...
İki el kılıcı zangır zangır titreyen Darkness, Aylak Kız ile birebir aynı ifadeyle sessizce bana yalvarmaya başladı.
Of, sen de mi? Ne yapacağım ben şimdi?
Kaskatı kesilmiş Darkness'ı kenara itip elimde kılıçla öne atıldım. Aqua yolumu kesmek için Aylak Kız'ın önüne geçti, beni uzak tutmak için havaya yumruklar salladı.
Sözde bir de tanrıça olacak. Bir canavarla sarmaş dolaş oluyor...
Aylak Kız hâlâ elini tuttuğu Megumin'e endişeyle baktı, ardından bana dehşet dolu bir bakış attı.
"...Beni... k-katledecek mi...?"
Soru dolu, gözü yaşlı o bakış kalbimin derinliklerinde bir yere dokundu. Üç arkadaşım ve bir canavar, hepsi gözlerini dikmiş bana bakıyordu.
Tozlama kendini! Bu canavar insanların canını aldı. Bir şey yapmazsak başkaları da onun kurbanı olacak. Felsefe yapmak istemiyorum ama yaşamasına izin vermek daha büyük bir kötülük değil miydi?
Öldürmek mi daha kötüydü yoksa?
Grrrrrraaagh!
Katanayı toprağa saplayıp saçımı başımı yoldum. İçimdeki bocalamayı gören Aqua konuştu:
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.