Bir Kızın Çığlığı Ve Kıyamet Haberi

"Senden çocuk yapmak istiyorum."

Dudaklarımdan damlayan çayla birlikte öylece kalakaldım. Yunyun’un sesi kulağa öylesine tutkulu gelmişti ki...

Karşımda tir tir titriyor, kızarmış yüzü ve sıkılı yumruklarıyla bana bakıyordu. Görünüşe göre hareketsiz kalan tek kişi ben değildim. Odadaki herkesin ağzı açık kalmıştı. Böyle bir itiraftan sonra başka nasıl bir tepki verilebilirdi ki zaten?

"Şey, Megumin, hamlemi değiştirebilir miyim? Eğer geri almama izin verirsen, Arcanletia'daki banyoda bulduğum şu tuhaf şekilli taşı sana veririm..."

Yok, lafımı geri alıyorum. Bir kişi sohbetimizi tamamen görmezden geliyor, dünyadan tamamen kopuk bir halde takılıyordu. Taş kesilmiş Megumin’in karşısında oturan Aqua, elindeki oyun taşlarından birini tutmuş, kendi kendine kıvranıyordu.

Kendime gelip dudaklarımdaki çay kalıntılarını sildim. Darkness yaşadığı şaşkınlıkla elindeki fincanı fazla eğmiş, halının üzerine komple çay dökülmesine neden olmuştu.

Elimdeki içeceği masaya bıraktım, yakamı düzelttim ve Yunyun’a döndüm.

"...Az önce ne dedin sen?" diye sordum.

Kıpkırmızı bir suratla cevap verdi. "S-senden çocuk yapmak istediğimi söyledim!"

Anlaşılan yanlış duymamıştım.

"...Şahsen ben ilk çocuğumun kız olmasını isterim," dedim.

"H-hayır! Erkek! İlk çocuk mutlaka erkek olmalı!"

İlahi Yunyun, ben de seni sessiz, uysal biri sanırdım. Meğer içindekileri pat diye söylemekten çekinmiyormuşsun. Ama benim bile taviz veremeyeceğim şeyler vardı. Bir baba, kızının kendisine "Baba" dediğini duymak isterdi bir kere!

Megumin en sonunda kendine gelmiş olacak ki aniden ayağa fırladı. "Bir dakika durun bakalım! İlk çocuğun kız ya da erkek olmasını kim takar?! Konu buraya nasıl geldi ki zaten? Yunyun! Senin içine ne kaçtı böyle? Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?!"

"D-doğru söylüyor! Yunyun'du, değil mi? Megumin'i dinle! Kazuma ile aranızda ne geçti bilmiyorum ama seni kandırmasına izin verme! Onun nasıl bir adam olduğunu biliyor musun sen?!"

Darkness yine iş başındaydı, namusuma leke sürmeye çalışıyordu.

"Ha? Bir saniye durun! Evet, işte bu! İhtiyacım olmadığını düşündüğüm şu Haçlı'yı alıp şuraya taşırsam...!"

Aqua, etrafında kopan fırtınaya zerre kadar aldırış etmeden oyun taşlarıyla kendi küçük dünyasında yaşamaya devam ediyordu. Rakibi Megumin ise Yunyun’u omuzlarından tutmuş, sarsmakla meşguldü.

"Lütfen aklını başına topla! Zaten bazen gözün hiçbir şeyi görmeden ileri atıldığını biliyorum! Senden rica ediyorum, bize neler olduğunu tane tane, açıkça anlat!"

Megumin’in elleri arasında sarsılırken gözyaşlarının eşiğine gelen Yunyun vikiledi. "Ş-şey! Şey! B-bilirsiniz işte! Eğer Kazuma ile bir çocuğumuz olmazsa, bütün dünya...! İblis Kral...!"

"Anladım," dedim. "Mesele dünya meselesi, öyle mi? Hiç korkmayın. Başka tek bir kelime dahi etmeyin. Dünyayı da İblis Kral'ı da bana bırakın. Yunyun ile bir çocuk yapacağız ve bu durum her nasılsa İblis Kral işini halledip dünyayı kurtaracak, doğru mu? Pekala, çaresiz kalmış bir genç kızın yalvarışlarını geri çevirecek değilim."

"Seni gidi imkansız yaratık...! Daha geçen gün bir göreve çıkmak istediğimizde bizimle dişine tırnağına kadar savaşan sen değil miydin?!"

"Kesinlikle! Şimdi her zamankinden farklı olarak neden bir anda vicdana geldin ki? Hatta gökten zembille inen böyle bir olay örgüsünden şüphelenmesi gereken kişi asıl sensin!"

Araya giren iki davetsiz misafire dönüp "Gölge etmeyin yeter," dedim. "Size ne oluyor ki hem? Bu Yunyun ile benim aramda bir mesele, üçüncü şahıslara laf düşmez. Sonunda kadınlar arasında popüler olmaya başlamışım, çekilin aradan!"

"Lafa bak! Yani ben üçüncü şahıs değilim! Arkadaşım tuhaf bir adamın ağına düşüyor. Nasıl bir şey söylemeden durabilirim?!"

Megumin geri adım atmayınca ben de karşı ateşe geçtim.

"Bu dünyada geçirdiğim her dakikayı etrafımda birbirinden güzel küçük kızlar ve birbirinden güzel olgun kadınlarla geçirdim ama tık yok! Tuhaf olan ne biliyor musun? Biz İblis Kral'ın generallerini birer birer deviren kahramanlar değil miyiz? Karşılaştığımız her sorunu çözmedik mi? Kızların şimdiye kadar kapımda kuyruk olması gerekirdi! Maceracıların imzamı almak için yalvarması gerekirdi! Hey, Darkness! Madem soylu sınıfındansın, tüm bu büyük başarılarım için bana bir madalya falan ayarlasana!"

"H-hey! Öyle deme! Kendi başarılarını kendin övüyorsan bunun bir anlamı kalmaz!"

Aramızdaki tartışmanın alevlendiğini gören Yunyun sonunda paniğe kapılıp araya girdi. "L-lütfen herkes sakin olsun! Özür dilerim! Bütün bunları ben başlattım, lütfen sakin olun."

"Buralarda insanların on altı ile yirmi yaşları arasında evlenmesinin gayet normal olduğunu duymuştum! Hatta ondört yaşında bile evlenebiliyormuşsun! Megumin, Yunyun senin sınıf arkadaşın olduğuna göre o da on dört yaşında olmalı, değil mi? O zaman hiçbir sorun yok! Mükemmel, kelimenin tam anlamıyla mükemmel! Ah, kanunlarla başımın belaya girmemesi ne büyük bir sevinç! Ah, sübyancı suçlamalarından azat edilmenin getirdiği o eşsiz özgürlük! Galiba bu dünyayı sevmeye başlıyorum! Ne oldu? Yoksa beni siz mi istiyordunuz? Yunyun ile biz artık bir çiftiz diye kıskançlık krizlerine mi girdiniz? Öyleyse çıkın ve açıkça söyleyin, sizi gidi ezik pasif-agresifler...!"

"Seni gidi...! Darkness! Tut şunı! Şu çelimsiz boynunu kendi ellerimle sıkmak istiyorum!"

"Anlaştık! Ona çenesini kapalı tutmayı öğretelim, hem de temelli!"

"Demek kavga istiyorsunuz, ha? Bende Temas Emişi olduğunu unutmayın. Yani size nerenizden dokunursam dokunayım, bu tamamen meşru savunma sayılır! Taciz falan değil!"

Onlara doğru elimi tehditkar bir şekilde salladım. Megumin kaşlarını çattı. Tam üzerime atılmak üzereydi ki pelerininde bir çekilme hissetti.

"Hadi ama Megumin, sıra sende. Şuna bak, bu hamlemle gurur duyuyorum. Gel hadi buraya!"

"Patlama!"

"Anam!"

Aqua pelerinini bir kez daha çekemeden Megumin "Patlama!" diye bağırdı ve arkasına bile bakmadan oyun tahtasını ters çevirdi.

"Öff... Gerçekten şu Patlama Kuralı'nı yasaklamamız lazım," dedi Aqua, halıya saçılan parçaları toplarken. Megumin onu duymazdan geldi, bunun yerine asasını doğrudan bana doğrulttu.

"Bütün büyücülerin en güçlüsü olmak için her gün yırtınıyorum. Oysa senin istatistiklerin acınası durumda, Kazuma. Büyü kullanmadan bile seni kolayca yere serebilirim!"

"Pekala, şimdi gaza geldim işte. Benim hakkımdaki en güzel şey ne biliyor musun? O uyduruk istatistiklerime rağmen bir sürü güçlü kötü adamı yenmeyi başardım. Bu seriyi Patlama takıntılı tek bir aptal yüzünden bozmaya hiç niyetim yok. Hele ki şu kas kafalı Haçlı yüzünden? Asla."

"Kas kafalı Haçlı mı?!"

Savaş patlak vermek üzere gibi görünüyordu ki Yunyun gözleri yaşlı bir şekilde haykırdı:

"Megumin, dinle beni! Kızıl Büyü Köyü... Evimiz yok olmak üzere!"

"Pek bir şey değil ama şu çayı iç."

"Ç-çok teşekkür ederim."

Koltukta otururken fincanı Aqua’dan alan Yunyun nihayet biraz olsun sakinleşmiş gibiydi.

"Şimdi, neymiş bakalım bu mesele?" diye sordu Megumin. "Köyümüzün yok olacağını duymak hiç hoşuma gitmedi. Lütfen izah eder misin?"

Yunyun uyuşmuş bir halde ona bir zarf uzattı. Megumin zarftan iki sayfalık bir mektup çıkarıp okumaya başladı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.