Kutsal Suların Öfkesi

Devasa bir kütleye dönüşen Slime artık insan formundan tamamen uzaklaşmıştı. Yuvarlak, devasa bedenine katıp yuttuğu yakındaki ağaçları gözümüzün önünde sindiriyordu.

"Bok yedik, Hans şakayı kesti! Wiz, şu herife bir şey yap! Yeniden dondur ya da başka bir şey et! Bir şekilde işini bitir!"

Sürekli genişleyen Hans’ın altında kalmamak için arkama bile bakmadan koşarken avazım çıktığı kadar bağırıyordum.

"Bunca devasa bir şeyi tek seferde donduracak MP kalmadı bende! Birinden acilen MP çekmem lazım!"

Çaresiz gözlerle bana bakıyordu ama bu civarda ona verecek gram MP’si olan kim kalmıştı ki?

"Megumin! Kurbanlık koyunumuz sen olacaksın! Benim büyüm zerre yetmez, Aqua’nın gücü de Wiz’i yok eder!"

"Ben mi?! A-a-asla olmaz! Explosion kullanıp onu zilyon tane küçük parçaya böleceğim!"

"Hayır, sakın!" diye feryat etti Aqua. "Bütün dağ zehir dolacak!"

Tam o sırada bir zırh şakırtısı koptu. Darkness üzerindeki kat kat zırhı sökmeye başlamıştı.

Ha?

"Ne yapıyorsun sen? Neden soyunuyorsun ki şimdi...?"

"Zırhın bir Slime’a karşı hiçbir hükmü yok. Aradaki kıvrımlardan sızıp girerler içeri. O yüzden ağırlık yapmasına gerek yok."

Kafa iyice gitti bunun, diye geçirdim içimden. Darkness, üzerindeki sivil kıyafetlerle kalana kadar zırhını sökmeye devam etti.

"Hem ben bu zırhı çok seviyorum. Daha yeni temizletmiştim. Erimesine asla izin veremem."

Ardından o devasa kılıcını da bir kenara fırlattı.

Fiziksel saldırılar bir Slime karşısında tamamen etkisizdi. Silah bir işe yaramayacaksa ağırlığını çekmenin de alemi yoktu tabii.

"Yahu zırhsız ve silahsız ne yapabileceğini sanıyorsun? Kaçsanıza!"

Darkness’ın elinden tutup çekmeye başladım ama o hiçbir şey söylemeden parmağıyla su kaynağını işaret etti.

Orada...

"Vaaaaah! Kazumaaa! Yalvarırım yardım et Kazumaaaaa!!"

Aqua, eli hâlâ kaynağın içinde, böğüre böğüre ağlıyor fakat üzerine doğru gelen devasa Slime’a rağmen kaçmaya zerre yeltenmiyordu.

"Geri zekalı, ne yapıyorsun orada?! Bırak şunu da defol git oradan!"

"Ama... Ama...! Bu suyu korumazsam müritlerim—!"

Eline değen su kaynar olmasına rağmen arındırma işlemine devam eden Aqua’yı korumak ister gibi öne atıldı Darkness.

Wiz de beti bereketi atmış bir halde ama kararlı adımlarla Aqua’nın yanına yanaştı.

"Kazuma, ne yapacağız?! O pis hilelerinden birine ihtiyacımız var, hem de hemen!"

"N-ne demek pis hile ya?! Lanet olsun... Tamam! Bir yol bulacağım. O zamana kadar elinizden ne geliyorsa yapın!"

"E-elimden ne geliyorsa mı?"

Asasını iki eliyle sıkıca kavrayan Megumin’in sesinde tereddüt vardı.

"Evet, senin için bu tek bir anlama geliyor zaten! Senin işin patron yaratığın işini bitirmek! Büyünü hazırlayınca diğerleriyle bekle!"

Megumin asasını biraz daha sıktı. Onu orada bırakıp doğruca Hans’a doğru koştum.

Etrafa şapır şupur hamur gibi yayılan o siyah jöle yığını sadece ağaçları yutmakla kalmıyor, etraftaki küçük tepeleri bile bünyesine katıyordu.

İnsan kılığına girmeyi bıraktığına göre belki de asıl gücünü sergiliyordu artık. Bize saldırmaya çalışmıyordu bile; yoluna çıkan her şeyi yutarak aheste aheste kaynaklara doğru ilerliyordu.

Elimdeki silahlarla ve yeteneklerimle bu devasa Slime’a yapabileceğim hiçbir şey yoktu.

Peki... ben ne halt edecektim?

Freeze kullanmayı deneyebilirdim ama Hans’ın üzerinde hafif bir kırağı bile oluşmazdı muhtemelen.

Aqua ve diğerlerinin durduğu kaynağa çok yakın olduğu için istesek de Explosion kullanamazdık.

Aqua pes edip kaçsa her şey çözülecekti aslında. Korkak tavuk tuttu tam da zamanında cesaret abidesi kesildi başımıza.

Oklarım da bitmişti, Hans’ın dikkatini başka yöne çekmeyi bile deneyemiyordum.

...Bir dakika.

Hans şu an özünde gerçek formundaydı. Yani yanımda getirdiğim o şeyi kullanırsam...

"Leydi Aqua, elimdeki son büyü damlasına kadar harcasam bile bu büyüklükteki bir şeyi donduramam! Axis Kilisesi için yaptığınızı biliyorum ama size bir şey olursa onlar için çok daha kötü olacağını düşünün!"

"Hayıııır! Müritlerimi koruyamazsam ne yaparım ben? Onların yuvasını kurtaramayacaksam ne işe yararım ki? Dondurmaya devam et lütfen!"

Wiz, Aqua’nın yanan elini soğuturken ne kadar yalvarsa da tanrıçanın Nuh diyor peygamber demiyordu.

Yanlarında Megumin büyüsünü hazırlamış benim işaretimi bekliyor, Darkness ise savaşa hazırlanmak için boynunu kütletiyordu.

Darkness’ın ayaklarının dibinde o çok sevdiği zırhı, kılıcı ve...

...ikimizin birlikte aldığı bütün hediyelik eşyalar duruyordu.

"Darkness, yerdeki eşyaları toplayıp buraya gel!"

"Eşyaları mı? Bu hediyelikleri mi demek istiyorsun?"

Kucağı dolusu hediyeyle seğirterek yanıma geldi. Ben de kendi çantamdan taşıdığım şeyleri çıkardım: Yuvarlak kulaklı elf ile sakalsız cüceden aldığımız Arcan çörekleri ve etli poğaçalar.

Hepsini Hans’a doğru fırlatmaya başladım.

"Ya! Ne yapıyorsun?! Çöreklerimi ziyan etme! Bunun hesabını vereceksin Kazu... ma..."

Darkness küplere binmişti ama Hans’ın bir sonraki hamlesini görünce sesi kısıldı.

Hans çörekleri afiyetle mideye indiriyordu.

Mantıklıydı tabii. Karbonhidrat dolu, yüksek kalorili bir atıştırmalık bir Slime için ağaçtan veya topraktan çok daha cazip gelmez miydi zaten?

Darkness’ın kucağındaki hediye dağını kaptım.

"K-Kazuma, yapma! Onlar babam ve hizmetkarlar içindi..."

Olayların gidişatından habersiz görünen Darkness’ı duymazdan gelerek tatlıları ana kaynağın aksi yönüne doğru savurmaya başladım.

"Yine alırsın hediyelik! Hatta seninle gelip ben alacağım yine! Öyle mahzun bakma da koş hadi!"

Darkness o zavallı bakışlarını bırakıp koşarak diğerlerinin yanına döndü.

Hans, Darkness’ın atıştırmalıklarına iyice tav olmuş gibiydi; şapır şupur sesler çıkararak o tarafa yöneldi.

"Wiz. Hans biraz daha ufalsaydı —her yere dağılsaydı yani— onu dondurabilir miydin?"

"Şu anki boyutunun yarısı kadar olsaydı belki bir ihtimal halledebilirdim..."

Ancak o kadar ha? ...Pekala.

"Aqua. Wiz, Hans’ın parçalarını dondurdukça sen onları arındırabilir misin?"

"E-evet, yapabilirim! Hatta bu kadar acil bir durum olmasaydı size gerçekte neler yapabileceğimi gösterirdim!"

Bu iş gerçekten tutabilirdi.

"Ben de etrafa saçılan parçalardan herkesi koruyacağım, değil mi?" dedi Darkness.

"Aynen öyle. Sana güveniyoruz."

Bu noktada Darkness’ın o aşırı dayanıklı bedenine güvenmekten başka çaremiz yoktu.

Aqua’da kendisini zehir gibi durum etkilerinden koruyacak kutsal bir eşya vardı. Darkness ise zaten kutsal bir eşya giyiyormuş gibi sağlamdı. İblis Kralı generallerinden birinin zehrine bile dayanabilirdi.

...Yani, umarım öyleydi.

Durum etkilerine karşı direncini artıran bir sürü yetenek aldığını söylediğini hatırlar gibiydim. Böyle durumlar için yanımızda savunma uzmanı taşımıyorsak ne işe yarayacaktı ki zaten? Ona güvenmek zorundaydık.

Karşımızda Hans hâlâ büyük bir keyifle çörekleri tıkınıyordu.

Büyülü saldırılar üzerinde neredeyse hiç işe yaramıyordu, fiziksel saldırılarsa tamamen etkisizdi.

Ona dokunsak zehirden ölürdük, onu yensek bütün bölge kirlenirdi.

Ulan ben nasıl oluyor da sürekli böyle hayati tehlike saçan patron yaratıklarla papaz oluyordum?

Sadece sıcak su kaplıcasında güzel bir tatil yapmak istemiştim.

Aslında o kadar da şanslı biri olmadığımızdan şüphelenmeye başlıyordum artık.

"Kazuma, ben her an hazırım! En enfes şeyimi hazırladım!" Megumin gözündeki yamayı çıkarmıştı, gözü kor gibi kıpkırmızı parıldıyordu.

Hans bütün çörekleri bitirmiş, şimdi yiyecek yeni bir şeyler arıyordu. Ya da belki de mantığından kırıntılar kalmıştı da ona uyuyordu.

Her kârda bize doğru döndü.

Elimi Wiz’e doğru uzattım.

"İşaret verdiğimde, Wiz, büyümü çek. Sadece hayatta kalacak kadarını bırak bana."

"Ne?!"

Fakat o daha ne olduğunu anlayamadan bağırdım:

"...Tamam Megumin. Göster gösterini. Patlat gitsin!"

"Göstereceğim tabii! Geliyor! Explosion!!"

Kızın büyü patlaması Hans’ı biçip geçti, onu sayısız küçük parçaya ayırdı.

Darkness beni korumak için üzerime kapandığı sırada Wiz var gücüyle büyümü çekmeye başladı ve bilincimin yavaş yavaş karardığını hissettim.

Normalde kaderimi bu tiplerin eline bırakmayı hiç sevmezdim. Ama bu seferlik arkadaşlarıma güvenmek zorundaydım...

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.