"İşte son yaşananlara dair raporum bundan ibaret."
Elindeki yazılı belgeyi gözleriyle hızlıca taradıktan sonra derin bir nefes verdi. Göğsünde deli gibi çarpan kalbini yatıştırmaya çalışıyordu.
Raporu getiren rahip her ne kadar istifini bozmamaya çalışsa da içten içe onun da sevinçten çıldırdığı her halinden belliydi. Zaten az önce gözlerini sıkıca kapatıp defalarca şükür duaları fısıldamıştı.
"Tek bir kişi kasabadaki bütün kaplıcaları arındırmış. Sadece ana kaynağı değil, İblis Kralı'nın generali Hans tarafından zehirlendiği söylenen diğer pınarları ve o general yenildikten sonra geriye kalan beden parçalarını bile..."
Rahip raporu okurken sesindeki titremeye engel olmakta epey zorlanıyordu.
"En yetenekli rahiplerimizden oluşan yirmi kişilik bir kurul toplasaydık bile... Hans'ın parçalarını temizlemek aylarımızı alırdı. O da belki."
"Evet efendim... Ve o kişinin eşkali..." Rahibin sesi duygu yoğunluğundan yine titredi.
"Açık mavi saçlar, mavi gözler. Kuş tüyü bir pelerin. Raporlara göre göz alıcı bir güzelliğe sahipmiş."
Yanılıyor olamazdı. Bu kesinlikle o kadındı.
Bu düşünce bile ruhunu tarif edilemez bir sevinçle doldurmaya yetti.
"Ne yapmamızı emredersiniz? Kasabadaki müminlere durumu..."
"Anlatalım mı? Kesinlikle evet. Ancak çok dikkatli olmalıyız. Günün birinde burayı tekrar ziyaret edebilir. Böyle bir şey yaşanırsa halkı uyarmalıyız; etrafını sarmasınlar, üzerine çullanmasınlar, öyle rastgele gidip konuşmaya kalkmasınlar. Peki, arındırdığı banyoların şu anki durumu nedir?"
"O banyoların kendine has özel nitelikleri yok oldu efendim. Fakat..."
"Girenlerin yaralarının iyileştiğini duydum. Üstelik o su, zombilere ve hortlaklara karşı kullanıldığında kutsal su etkisi gösteriyormuş."
"Evet efendim. Hem de sıradan değil, son derece tesirli bir kutsal su... Haddimi aşmayacaksam, bu suları şişeleyip satmanın kaplıca işletmekten katbekat daha karlı olacağını düşünüyorum."
Pek tabii.
O yüce varlık bütün gücünü bu arındırma işlemine aktarmıştı. Bundan daha azı zaten beklenemezdi.
"...Bu arada. Onlardan yüklü miktarda tazminat talep ettiğimizi duyunca çok üzüldüm..."
"Ne yapalım efendim? Gerçek kimliğini bildiğimizi çaktırmazsak belki buralara dönmekten o kadar da çekinmez..."
"...Haklı olabilirsin. Doğrusunu istersen kasabamızı kurtardığı için ona bizzat teşekkür etmeyi ve o para talebi için ayaklarına kapanıp özür dilemeyi her şeyden çok isterdim..."
Ama bu başka bir bahara, kasabayı yeniden ziyaret edeceği o güne kalacaktı.
Rahip hürmetle öne doğru eğildi.
"Madem öyle uygun görüyorsunuz Peder Zesta..."
"Öyle uygun görüyorum. Gerekeni yapın lütfen."
Rahip bir kez daha başıyla selam verip odadan ayrıldı.
Yaşlı adam derin bir minnet duygusuyla raporu bir kez daha okudu.
"Bütün kilisem adına, kalbimin en derinlerinden teşekkür ederim size... Lady Aqua!"
"Ben geldiiim!"
"İnsan gibi 'Evdeyiz' diyemiyor musun sen?"
Kapıyı açar açmaz Aqua içeri daldı.
Şu tatil denen illeti bir düşüneyim dedim. Her zamanki gibi yine envaiçeşit belanın, abuk sabuk işlerin içine çekilmişik. Sadece düşünmek bile başımı döndürmeye, içimi baymaya yetiyordu.
Diğer yandan, kaplıcada vakit geçirme şansım olmuştu. Hatta karma banyoya bile girmiştim...
Karma banyo dediysem de... Gerçekten girmiş miydim ki? Wolbach denen o hatunla topu topu bir kere denk gelmiştik. O da havlusunu üstünden düşürmemek için akla karayı seçmişti zaten.
Oysa evdeyken Megumin ile aynı küvete girmişliğim, Darkness'a sırtımı keselatmışlığım vardı.
......Bir dakika ya. Nasıl yani?
Evde oturduğumda piyango bana daha mı çok vuruyordu?
Bu nasıl bir mantıktı böyle?
"Ne oldu? Yeni bir oyun mu bu? 'Kim daha salakça sırıtabilecek' oyunu mu oynuyorsun?"
"Seni taklit etmeye çalışıyordum. Nasıl, benzetebilmiş miyim?"
Aqua bana laf çarptı, ben de cevabını yapıştırdım.
"Aman, kesin artık. Daha yeni geldik eve. Ben çay demliyorum, siz de biraz sakinleşin," diyen Darkness zırhını çıkarıp ellerini yıkamaya gitti.
"Ahhh, insanın evi gibisi yok gerçekten. Gerçi tatile gidelim diye tutturan ilk kişi bendim ama neyse." Megumin konuşurken kendini koltuğa bıraktı.
"Hop, bir dakika Megumin! Orası benim yerim!"
"Koltuk istiyorsan bileğinin hakkıyla alacaksın," dedi Megumin. Ardından uzmanı olduğu kutu oyununu çıkarıp Aqua ile kapışmaya başladı.
Koltuğun diğer ucuna geçip oyunu izlemeye kaytarış ettim. Bir süre sonra Darkness elinde çayla döndü.
Normalde böyle evimsi marifetlerini pek sergilemezdi. Çay demlemeyi bildiğini de kim söylerdi ki?
"Baksana Megumin," dedi Aqua. "Senin şu Baş Büyücü kartı gırtlağıma kadar battı. Elimde işime yaramayan bir Haçlı var. Takas edelim mi?"
"Benim savaş planlarımda da bir Haçlıya yer yok, o yüzden maalesef. Hadi Aqua, sıra sende."
"Yahu, oyun hakkında konuştuğunuzu biliyorum ama..."
Çayımdan bir yudum alırken konuşmalarının fonda akıp gitmesine izin verdim.
Sırf geziden yeni döndüğümüz için olsa gerek, bu yayvan, huzurlu atmosfer acayip hoşuma gitmişti.
Fakat ne zaman işler yolunda gitse ve kendimi iyi hissetsem, arkasından mutlaka bir pislik patlak verirdi.
Tecrübeyle sabitti artık.
"Megumin! Hey, Megumin, orada mısın?! Kazuma Bey siz de orada mısınız?!"
Kapının yumruklanmasıyla birlikte çaresiz bir haykırış duyuldu.
Hah, işte geliyordu gelmekte olan.
Kapıyı açarken, "Buradayız," dedim. "Sen misin Yunyun? Bir derdin mi var? Bize sökmez artık, İblis Kralı'nın adamıymış, ödül avcılarıymış... Getir alayını gelsin!"
Yunyun bu laflarım karşısında afallamıştı.
Yüzü kıpkırmızıydı, nefes nefese kalmıştı. Omuzları inip kalkıyordu. Ne olmuş olabilirdi ki?
"Şey... Mmm... Çok aniden oldu biliyorum ama..."
Sanki kararlılığını pekiştirmek ister gibi dudaklarını kenetledi.
Elimde çayımla, gayet yayvan bir şekilde onu izliyordum.
Dünya yıkılsa umrumda olmazdı artık. Ne gelirse gelsin, olgunlukla karşılayacaktım.
"Ne oldu Yunyun? Bir şey mi isteyecektin benden?" Megumin ayağa kalktı ama Yunyun başını hafifçe iki yana salladı.
Sonra gözlerini doğrudan bana dikti.
Benimle mi ilgiliydi yani? Her neyse hallederik.
Çayımdan sakin bir yudum daha aldım. Yunyun gözlerini bir an bile üzerimden ayırmıyordu.
"Kazuma Bey! Ben...! Ben...!! Senden çocuk yapmak istiyorum!"
Ağzımdaki çayı olduğu gibi püskürttüm.
SON.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.