Yıkımın Eşiğinde Son Seçim

Karanlık, büsbütün Vanir’in iradesine boyun eğmişti.

“Ha-ha-ha-ha-ha-ha! Hah-hah-ha-ha-ha! Hazır mısın bakalım, ezeli düşmanım? Yıkım gününün burada, böyle sünepe bir yerde ayağına geleceği benim bile aklıma gelmezdi! …Sen de kimsin be çocuk? Buradaki maceracıların en çelimsizi, en zayıfı sensin galiba. Ruhunun derinliklerine kadar görüyorum seni. Sana geleceğinden bir kehanet fısıldayayım mı ister misin?”

Ben gözlerimi Darkness’a dikmiş dururken Vanir pişkin pişkin konuşmayı sürdürdü.

“Huzur ve düzen arayışındaki fani, sana tavsiyemdir: Kafanı hiç yorma, kafanı çevir ve bu manzarayı hiç görmemiş gibi yap. O muazzam şansın, yoldaşlarının bahtsızlığı karşısında eriyip gidiyor zaten. Kendi canını seviyorsan partini değiştir de talihin dönsün. Eğer dediğimi yaparsan…!”

Vanir zırvalamaya devam ederken hiç lafı uzatmadan kılıcımı dosdoğru suratındaki maskeye savurdum.

Kılını bile kıpırdatmadan sıyrıldı. Zaten ne bekliyordum ki?

“Kendi canı her şeyden tatlı çocuk, bu ani yürek yutmuşluk da neyin nesi? Ne yaparsan yap nafile. Bırak bu işleri de sana kendi ellerimle yaptığım bir Vanir bebeğiyle yüzümdeki maskenin bir eşini vereyim. Al bunları, paşa paşa evine dön.”

“Y-yok, kalsın… Şey, Darkness, ne yapıyorsun orada sen Allah aşkına? Yoldan geçen her iblisin seni böyle parmağında oynatmasına izin mi vereceksin? Bu kadar iradesiz olduğunu bilmezdim.”

Lafım üzerine Vanir kahkahayı bastı:

“Ha-ha-ha-ha-ha-ha! Boşuna çabalama. Gördüğün üzere ben çoktan— (Seni gidi…! Kimmiş iradesiz?! Hem beni parmağında falan oynatmıyor! Sadece bir iblisin boyunduruğu altına girmenin yarattığı o duygusal çöküntünün tadını çıkarıyorum…!) Yani sözlerin ona ulaşmaz… ulaşa… Hmm. Bu kadar çelik gibi bir irade beklemiyordum açıkçası. Onca asırlık ömrümde kontrolü ele geçirmekte bu derece zorlandığım tek bir fani bile olmamıştı.”

Bize de bu yakışırdı zaten. Acı çekmeye bayılan o haçlımızın bilinci hâlâ yerindeydi, turp gibi maşallah.

“Tamam Darkness, iyi dinle beni. Maskesindeki mühürü sökeceğim. O an kontrolü tekrar ele almanı istiyorum. Bir saniye bile yeter. Maskeyi kavradığın gibi sök at yüzünden. Gerisini…”

Darkness o illetten bir kurtulsun, gerisini Aqua hallederdi zaten.

Fakat Vanir zihnimi okumuş olmalıydı.

“Hıh. Fena strateji değil ama ufak bir pürüz var. Benim gibi ev sahibinin tüm gücünü arkasına almış birinin karşısında, senin gibi çelimsiz bir zavallı o mühüre nasıl ulaşacakmış? Hem ben ezeli düşmanımla bu beden üzerinden kapışmaktan pek bir keyif almaya başladım. Belki o mühürü kırmana izin veririm… ama önce şu kızın defterini dürebilirsem tabii. (Beni bu kadar hafife almana içerledim doğrusu. Şu an tüm dünyayı karşıma alacak güçteyim!)”

Vanir daha lafını bitiremeden…

“S-seni budala. Hâlâ mı karşıma dikilmeye cüret ediyorsun?”

Vanir’in devasa kılıcının böğrünü yiyip kendinden geçen maceracılar etrafa saçılmıştı.

Aqua bir yandan onlara şifa büyüleri yağdırıyor, bir yandan da Vanir’le burun buruna geldiğimiz sırada gelip arkamda duruyordu.

“Kazuma, arkandayım! Destek büyülerimle o iblisi gerçek bir kahraman gibi yere serebilirsin!”

Dışarıdan söylemesi kolay tabii.

“Heh-heh! Benim de şansım hiç fena sayılmaz hani. Pekala Kazuma, içindeki o gizli gücü uyandırma vakti geldi. Artık kendini tutmana gerek yok. Darkness’ı o iblisin elinden çek al!”

Aramıza katılan Megumin’e de laf yetiştirmek kolaydı tabii.

İyi de, içimdeki hangi gizli güçten bahsediyordu bunlar?

Daha da önemlisi, Aqua ile Megumin benim Vanir’le kafa kafaya çarpışıp o mühürü sökebileceğime neden bu kadar emindi ki?

Vanir gardını aldı.

“Ha-ha-ha-ha! Demek beni pes ettireceksin ha? (Sanıyorsun ki) alabilirsin bu (mühürü)? Görelim bakalım (nasıl yapacaksın—) Kes sesini, kes! O benim lafımdı bir kere!”

“İkiniz de az önce o mühürden kurtulmak için can atmıyor muydunuz? Çıkarayım mı çıkarmayayım mı?”

Ben onların bu tuhaf atışmasına dahil olurken Aqua ruh kovma büyüsünü hazırlamaya başlamıştı bile.

“Bir şeyler çeviriyorsun çocuk. Arkandaki o nefret uyandırıcı yaratıktan yayılan ışıl ışıl aura yüzünden zihnini tam okuyamıyorum. Ama benimle kılıç çarpıştırmaya niyetin olmadığını biliyorum… Hmm. Bir çeşit beceri demek? (Hırsızlık! En sevdiği numara odur!)”

“N-ne diye bütün planımı açık ediyorsun be kadın!”

Bir de gururla göğsünü kabartmıyor mu! Vanir bıyık altından sırıttı.

“Kazuma, büyüm hazır!”

“Harika, gerisini bana bırak! Tamam Darkness, başlıyoruz! Bir bahse daha var mısın? Hani şu eğitim alanındakinin aynısı. Ben kazanırsam, bana zaten borçlu olduğun o dehşet verici isteğe akıl almaz bir şey daha ekleyeceğim. Sen kazanırsan, ne istersen yapabilirsin!”

“(Ahh! B-bunu tam da h-burada dile getirmek…!) S-sen de kim oluyorsun! Çocuğun bu tatlı yalanlarına kanma sakın! Zayıflık gösterme, iradeni topla! Büyü gücünü yükselt, Hırsızlık becerisine direnmeye hazırlan—!”

İçsel bir savaş veren Darkness’ın bedeni kaskatı kesilince Vanir’in üzerindeki hakimiyeti zayıfladı.

Tam o anda arkamdan Megumin’in Patlama büyüsü için efsun okumaya başladığını duydu kulaklarım.

Hızla arkama döndüğümde gözlerini zindanın girişine diktiğini gördüm.

Bizimle birlikte aşağı inen maceracılar, peşlerindeki Vanir bebekleriyle birlikte apar topar dışarı fırlıyordu.

Vanir da durumu fark etmişti. Maskesinin gözleri tekinsiz bir ışıkla parıldadı ve zindandan dökülen bebekler sürü halinde dosdoğru üzerimize koşmaya başladı.

Hedefleri Megumin’i etkisiz hale getirmekti.

“Pekala! Meydan senin Vanir! Darkness, sen de boş durma, kilitle şu adamı!”

Ve elimi dosdoğru maskesine doğru uzattım…!

“Sıradan bir maceracının Hırsızlık becerisinin bana sökeceğini sanıyorsan feci yanılıyorsun! Bana karşı duranlara asla merhamet—”

“Tutuştur!!”

Avazım çıktığı kadar bağıra çağıra okuduğum büyü Hırsızlık değil, basit bir ateş yakma büyüsü olan Tutuştur’du.

O muskayı elle söküp almaya hiç gerek yoktu ki. Yakıp kül etsem de aynı hesaptı…!

“…Bwa! Ha-ha-ha-ha-ha! Hah-hah-ha-ha-ha-ha! (Ahhh! Haksızlık bu Kazuma! Pisliğin tekisin!) Hakkını vermeliyim çocuk, beni gerçekten etkiledi! Her şeyi gören bir iblisi kandırabilen pek çıkmaz!”

Maskeye yapışmış duran muska alev alıp kül olurken Vanir ile Darkness arasındaki bağ da tamamen koptu.

“Hadi Darkness, göster gününü! Sök at şu maskeyi!”

Bizim haçlı iki eliyle maskeye asıldı ama…

“(…! Ç… Çıkaramıyorum…!)”

Vanir hâlâ maskenin surata yapışık kalması için var gücüyle direniyordu.

Üstelik bebekleri de gözlerinde katilca bir hırsla üzerimize doğru gelmeye devam ediyordu.

Zindandan henüz çıkan maceracılar, bebeklerle aramızda adeta canlı bir duvar ördü. Bir patron canavarla kapıştığımızı sezmiş olmalılar ki, küçük yaratıkları bizden uzak tutmaya çalışıyorlardı.

“Kazumaaa! Şimdi ne yapacağız? Büyümü salayım mı artık?” diye bağırdı Aqua.

“Hayır, dur! Maske hâlâ Darkness’ın yüzüne yapışık! Büyünü şimdi atarsan onun savunması—”

Ama tam o anda…

“(Beni dert etmeyin. Yapın gitsin.)”

Darkness maskeyi tutan ellerini gevşetmeden, kısık bir sesle araya girdi.

Yapın gitsin mi? Ama hiçbir işe yaramazdı ki…

“(Aqua’nın büyüsü sökmeyecekse… Beni düşünmeyin. Beni de maskeyle birlikte havaya uçurun.)”

Bir dakika…

O az önce ne dedi öyle?

“Aptal mısın kızım sen! Ne kadar dayanıklı olursan ol, Patlama büyüsünden sağ çıkamazsın!”

“(Denemeden bilemeyiz!) Hey, durun, ne bu acele? Oturup konuşalım biraz.”

Darkness’ın bu sözleri üzerine Vanir’in sesinde ilk kez ecel terleri döküldüğünü sezdim.

Arkamda duran Megumin ise büyünün hazırlığını çoktan bitirmişti.

“(Aqua! Maskeyi çıkardığım an hiç tereddüt etme! Ruh kovma büyünü yapıştır!) Pekala, eğlenceli bir deneyimdi diyelim. Bugünlük berabere kalmaya ne dersiniz? (Bunu başaramazsam, yapıştır Patlama büyüsünü…!) Cehennem Dükü, İblis Kralı’nın generallerinden biriyle berabere kalmak… Neresinden baksan büyük başarım ama!”

“A-anladım Darkness! O aptal şeyi yüzünden attığın an tepesine bineceğim!”

Aqua gözünü bile kırpmadan maskeye kilitlenmiş, her an ruh kovma büyüsünü patlatmaya hazır bekliyordu.

“Kazuma, Darkness aklını kaçırmış olmalı! Bu büyüye kendisi bile dayanamaz!”

Megumin’in gözleri dolmuş, ha ağladı ha ağlayacaktı.

Herkes… Az öncesine kadar üzerimize çullanan bebekler, Sena ve diğer bütün maceracılar, hepsi olduğu yerde çakılı kalmış, Darkness’ı izliyordu.

Ve bütün bu curcunun ortasında…

“(…Şey, Vanir. Çok uzun sürmedi belki ama seninle vakit geçirmek fena değildi. Bu yüzden… sana bir seçenek sunmak istiyorum. Ya üzerimden defolup gider ve arınarak yok olursun… ya da birlikte havaya uçarız. Seç birini.)”

“Yok ol ya da yok ol” demek gibi bir şeydi bu. Pek seçenek sayılmazdı yani.

“Ben bir iblisim,” dedi Vanir, sesi ilk kez bu kadar kasvetli çıkıyordu. “Tanrıların can düşmanıyım. Onlardan birinin beni arındırmasına asla müsaade etmem. Ha-ha-ha-ha… Garip bir şekilde, tam da hayal ettiğim gibi bir son buluyorum. Bedenini ele geçirmek cidden zevkliydi.”

Demek Patlama’da karar kılınmıştı.

Bu sözlerin ardından Darkness, yüzündeki maskeyle birlikte bizden birkaç adım uzaklaştı.

“(Pekala Megumin!)” diye bağırdı Darkness, sesi sertti. Megumin ise başını hafifçe iki yana salladı, eli bir türlü varmıyordu…

Sena ise tüm bu yaşananları boş gözlerle izliyordu. Omzuna hafifçe dokundum.

“İşler sarpa sararsa, emri benim verdiğimi söylersin. Bütün sorumluluğu üzerime alıyorum. Yine.”

Sena kireç gibi olmuş yüzüyle başını salladı ve zorlukla yutkundu.

Bizim haçlı bu dünyadaki en dayanıklı kişiydi.

Aksel’deki herkesden daha dayanıklıydı.

“Megumin, yap şunları!”

Sözler ağzımdan döküldü. Bir anlık sessizlik oldu.

Ve hemen ardından, zindanın önündeki meydan muazzam bir patlamayla sarsıldı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.