İçimizden biri pes edene kadar bu düello devam edecek. Eğer beni pes ettirebilirsen, dur, bu kadar yeter dedirtebilirsen, işte o zaman seninle evlenirim ya da istediğin her yere gelirim.
Karanlık çöktüğünde hepimiz eğitim alanında toplanmıştık.
Meydanın ortasında, elindeki tahta eğitim kılıcını Balter’a doğru fırlattı. Balter havada yakaladığı kılıcı endişeli bir ifadeyle şöyle bir sallayıp tarttı.
Öhöm... Leydi Lalatina, ben bir şövalyeyim. Her ne kadar eğitim silahı olsa da bir kadına karşı kılıç kaldıramam.
Darkness bu sözler üzerine fazlasıyla keyifsiz görünüyordu.
Seni gidi çıtkırıldım budala. Şuradaki Kazuma’yı görüyor musun? Kendisi kadın-erkek eşitliğinin en büyük savunucusu olmakla övünür ve yeri geldiğinde kadınlara uçan tekme atmaktan asla çekinmeyeceğini göğsünü gere gere söyler. Ondan öğreneceğin çok şey var.
Balter gözlerini bana çevirdi ama nedense bana öyle bakmasını hiç istemiyordum.
Kararını vermiş gibi derin bir nefes verdi.
Peki... Doğrusunu istersen buraya babamın bana zorla kabul ettirmeye çalıştığı bu evlilik teklifini kesin bir dille reddetmek için gelmiştim. Fakat seni gördüğümde fikrim değişti. Sen o alışılagelmiş, sıradan soylu kızlara hiç benzemiyorsun. Krallığın sırdaşı olan o yüce zatın tek kızından da aksisi beklenemezdi zaten. Yapmacıklıktan uzaksın ama kendi sözlerin karşısında tatlı bir utangaçlığın var. Düşüncelerini böylesine açıkça söyleyebilmen ve hizmetkarlarına senden aşağıdalarmış gibi değil de akranınmış gibi davranman beni çok etkiledi. İtiraf etmeliyim ki ilgimi çekmeyi başardın... Öyleyse gardını al, Leydi Lalatina!
İlanıaşkından bile daha ani bir hareketle Darkness’ın üzerine atıldı.
Savurduğu darbe o kadar hızlıydı ki Darkness’ın elindeki kılıcı havaya fırlattı ve tahta kılıcının ucunu genç kadının omzuna dayadı.
Balter hafifçe iç çekti. Düellonun bittiğini düşünmüş olmalıydı.
Ancak Darkness, hiçbir şey olmamış gibi kılıcını yerden geri aldı.
Güzel. Şimdi sıradaki raunt. Gel bakalım!
Yaklaşık otuz dakika sonra...
Bu kadarı yetmez mi? Kimin üstün olduğunu görmüyor musun? Neden teslim olmuyorsun?
Balter her çarpışmada üstün gelen taraf olmasına rağmen sanki çaresizliğin eşiğine gelen kendisiymiş gibi görünüyordu.
Sırf beceri açısından bakıldığında, Balter’ın çok daha üstün olduğu ortadaydı. Darkness’ın kılıcı ona bir kez bile teğet geçmemişti ama Balter onun vücuduna şimdiden morarmaya başlayan pek çok sert darbe indirmişti.
Yine de nefes nefese kalmasına rağmen Darkness’ın gözlerindeki o ateş sönmemişti. Ter içinde kalmış, yanakları al al olmuş bir halde bağırdı:
Ne oldu? Kendini tutmana gerek yok, elinden geleni ardına koyma! Bana o karşı konulamaz gücünü göster!
Böyle bir kadın karşısında çaresiz kalan genç adam kılıcını bir kenara fırlattı ve teslim olduğunu belirtircesine iki elini birden havaya kaldırdı.
Pes ediyorum, Leydi Lalatina. Yenildim. Kılıç ustalığında seni geçmiş olabilirim ama ruhunun gücü karşısında boyun eğiyorum. Sana bir kez daha vuramam... Sen gerçekten çok güçlü birisin.
Balter, Darkness’a büyülenmiş gibi baktı ve gülümsedi.
Darkness ise hayal kırıklığıyla omuzlarını düşürdü.
Ne yani, bitti mi? Zavallıca. Git biraz daha çalış, gerçekten dövüşebileceğin zaman tekrar gel.
Balter bu sözler üzerine içten, neşeli bir kahkaha patlattı.
Ardından Darkness’ın duyup duymadığından emin olamadığım kısık bir sesle mırıldandı:
Sana gerçekten aşık oldum...
Küçük bir fısıltıydı sadece.
İşin aslını bilmeyen biri bunu çok dokunaklı bir hikaye sanabilirdi. Darkness’ın nasıl direnip pes etmediğini ve kararlılığını nasıl kanıtladığını düşünerek duygulanabilirdi.
Fakat ben aklından geçenleri çok iyi bildiğim için bu manzara karşısında zerre duygulanamıyordum.
Balter muhtemelen Darkness’ın kesik nefeslerini ve kızarmış yanaklarını, acıya göğüs geren asil bir şövalyenin metaneti sanmıştı.
Hala soluk soluğa olan Darkness’ın yanına giden Aqua, onun yaralarını iyileştirmeye başladı.
Derin bir iç çektim. Arkadaşım, Balter’ın yere fırlattığı kılıcı aldı.
Pekala Kazuma, şimdi sıra sende. Balter’a acımasızlığın ve ahlak sınırlarını nasıl hiçe saydığını göster!
Eğitim alanının bir köşesinde oturmuş, neyden bahsettiğini anlamaya çalışırken elime kılıcı tutuşturuverdi.
Bir dakika, burada neler dönüyor yahu?
Olamaz. Gözlerinde Balter ile dövüşürken beliren o tehlikeli ışık vardı. Onunla hayatta dövüşmezdim.
Leydi Lalatina’nın bu denli güvendiği birinin dövüş tarzını ben de görmeyi çok isterim, dedi Balter.
Bu çocuk da bir türlü çenesini tutamıyordu.
Ooo! Darkness’ı iyileştirmeyi bitiren Aqua da işin nereye varacağını görmek için can atıyor gibiydi.
Tanrı aşkına, derdiniz ne sizin?
Tamam, pekala. Anlaşıldı. Nasılsa görücü usulü buluşma suya düştü. Hem sen de öyle asil hanımefendi hakkında dedikodu yayacak bir tipe benzemiyorsun zaten. Balter’a karşı takındığım resmi tavrı bir kenara bırakıp normalce konuştum ve homurdanarak ayağa kalktım.
Harika, Kazuma! Seninle antrenman yapmayı her zaman çok istemiştim! İlk dövüşünüzde bir kızın iç çamaşırını çalacak kadar ahlaktan yoksun oluşun, rakibinin zayıf noktasına saldırmanı sağlayan o acımasız zekan! Şimdi, elinden gelen her şeyle üzerime gel!
Darkness bunları anlatırken Balter yine bana dik dik bakmaya başladı ama gerçekten, ama gerçekten bana öyle bakmasını hiç istemiyordum.
Bu buz gibi havada böylesine hararetli bir rakiple kafa kafaya dövüşmeye hiç niyetim yoktu.
Boşta kalan elimi ileriye doğru uzattım.
Su Yarat!
Darkness’ın başının üzerinde bir miktar su belirdi ve üzerine döküldü.
Ne?!
Balter’ın şaşkın tepkisi üzerine kafamı yana eğdim.
Bir sorun mu var?
Balter kekeleyerek cevap verdi:
H-hayır, sadece... Genelde kılıç düellosunda büyü kullanılmaz da...
Hah, şimdi anlaşıldı.
Bir saniye...
Aqua, sırılsıklam olan Darkness’a bakarak mırıldandı:
Yine yaptın yapacağını Kazuma. Dünyanın en yetenekli tacizcisi olduğunu bir kez daha kanıtladın. Gerçekten başardın.
Onun baktığı yere, Darkness’a doğru döndüm. Sırılsıklam olmuştu ve giydiği iç çamaşırları tamamen şeffaf hale gelmişti. Yırtık eteğiyle birleştiğinde ortaya çıkan manzara... Sadece çok minnettar olduğumu söylemekle yetineyim. Gerçekten çok minnettar kalmıştım.
Balter ise kafasını çevirmiş, utancından Darkness’a bakamıyordu. Gözlerini toprağa dikmişti.
Heh... Heh-heh! Bak, Balter! Kendimi kılıç düellosunda sanıyordum ama şimdi şu düştüğüm aşağılayıcı duruma bak! İşte bu adamdan öğreneceğin şey tam olarak bu!
Darkness tepesinden sular damlarken ayakta dikiliyor ve adeta yeni bir yanlış anlaşılmaya davetiye çıkarıyordu.
Ben... Ben öyle demek istememiştim! Ah, kahretsin!
Benden elindeki her şeyle saldırmamı istemişti ve ben de... Şey, öyle yapmıştım.
Zaten bir kez büyü kullanmıştım, devam etmemek için hiçbir sebep yoktu!
Donma!
Darkness aniden soğuktan morararak kollarıyla kendisini sardı.
S-seni iblis! Kışın ortasında beni sırılsıklam edip... sonra da buz büyüsü kullanmak ha!
Eee, boşuna ona Pislik Kazuma ve Çöp Kazuma demiyorlar!
Yahu, siz de oradan konuşup durmayı kesin artık!
Heh... Ah-ha-ha-ha-ha-ha-ha! Evet! İşte bu acımasızlık! Aradığım şey tam olarak buydu!
Sözünü bile bitirmeden, Darkness doğrudan üzerime atıldı!
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.