Durum kötüydü. Ve böyle giderse her şey daha da sarpa saracaktı.
Karşısında şaşkın şaşkın dikilirken, Darkness tahta kılıcını kışkırtıcı bir tavırla bana doğru kaldırdı.
Yiğidi öldür hakkını yeme, ne kadar gözü dönmüş olursa olsun saldırılarından kolayca sıyrılabilirdim. Çünkü her seferinde dümdüz bir çizgide üzerime atılıyor, bazen mesafeyi ayarlayamıyor, hatta bazen tamamen yanlış yöne savruluyordu.
"Ne oldu, Kazuma?! Terlemeye mi başladın?!"
Üzerime doğru atıldığında, soğuktan tir tir titrediğini görebiliyordum ama içindeki o deli tutku yüzünden boncuk boncuk ter döküyordu. Halinden son derece memnun görünüyordu.
Ona birkaç darbe indirmiştim ama gıkı bile çıkmamıştı.
"Yürü be Darkness! Kazuma zaten çirozun teki! Bu dövüşü uzun süre götürmesine imkan yok, hayatta dayanamaz!"
Yahu bir susun artık be, arkadan gaz verip durmayın!
"Heh heh, artık pek hareket edemiyorsun. Bence bu işi bitirmenin vakti geldi!"
Aqua'nın bağırışlarıyla iyice gaza gelen Darkness, yüzünde cesur bir gülümsemeyle kılıcını fırlatıp attı; zaten onunla hiçbir şeyi vuramıyordu. Sonra da çıplak elleriyle üzerime atıldı.
Hadi buyur! Göğüs göğüse dövüşte zerre şansım yoktu!
"İşte böyle! Yakala onu! Sık boğazını! Bir kez eline geçirdin mi, o sıska Kazuma'nın sana karşı durmasına imkan yok!"
Kahretsin, bu kız neden Darkness'ı destekliyor ki?! Bu iş bir bitsin, kim kimin boğazını sıkıyor görüşeceğiz!
İçimden Aqua'ya saydırırken, Darkness sanki beni kucaklayacakmış gibi kollarını iki yana açarak üzerime çullandı.
Ben de elimdeki kılıcı fırlatıp attım ve gücümüzü yarıştırmak üzere ellerimi onun elleriyle kenetlemeye hazırlandım.
Darkness, "Benimle bilek güreşine mi tutuşabileceğini sanıyorsun? Seni budala!" diye haykırarak ellerini neşeyle ellerime kenetledi. "Aklından ne geçiyor bilmiyorum ama sıradan bir maceracı, yüce bir haçlı şövalyesinin dengi olamaz, ulaaannn!" Neşesi bir anda çığlığa dönüştü.
Şimdi benden kurtulmaya çalışıyordu ama ellerini sımsıkı kavramıştım, bırakmaya niyetim yoktu.
"Ne oldu, o kendinden emin havandan eser kalmadı? Hadi ama Darkness, bir şeyler söylesene! Ha-ha-ha! Seninle kafa kafaya, dürüstçe çarpışacağımı falan düşünmedin herhalde? Beni hiç mi tanımadın be anammm!"
Şimdi de zafer sarhoşluğunun çığlığa dönüşme sırası bendeydi; çünkü ellerimi var gücüyle sıkmaya başlamıştı. Yüzünde çılgınca bir gülüş belirdi, gözleri adeta alev alev yanıyordu.
"Heh... Heh-heh-heh-heh! Demek b-bu meşhur Emici Dokunuş...! Ama sen benim canımı emip bitiremeden önce ben senin kollarını kırabilirim...!"
"H-h-hadi o-o-o zaman, s-sıkıysa k-kır da görelim! Anaaam, yandım yandım!"
Öylece kalakalmıştık: Ben Emici Dokunuş ile onun CP değerini sömürmeye çalışıyordum, o ise kaba kuvvetle kollarımı un ufak etmeye uğraşıyordu.
Ne o aman diliyordu ne de ben taviz veriyordum.
Darkness'ın saf gücü karşısında yavaş yavaş eğilmeye başlamıştım ama onun da yüzünün acıyla buruştuğunu görebiliyordum.
Amma velakin, var gücümle sömürmeme rağmen kadının can havuzu bir türlü tükenmek bilmiyordu!
"H-hey, Darkness! B-bir iddiaya var mısın? Sana k-kafayı taktığım için b-bana meydan okudun, değil mi? Ş-şey, kaybeden taraf, kazananın i-istediği herhangi bir şeyi yapacak...!"
Dişlerimi sıkarak konuşuyordum. Darkness ise gücünün son damlasına kadar abanmak için üzerime doğru eğildi.
"İ-iddia mı...?! Heh... Heh-heh...! S-sırf lafla v-vakit kazanmaya çalışıyorsun... İddiaya da varım, n-ne istersen yaparım... Ben kazanırsam, a-alnını toprağa sürtüp özür d-dileyeceksin...!"
İşte aradığım fırsat!
"Söz mü? E-emin misin...?!"
"E-evet, aynen öyle! Şimdiden h-hazırlansan iyi edersin, teslim ol! Yoksa gerçekten kolunu kıracağım!"
Bütün vücut ağırlığıyla üzerime yükleniyordu ama benim ses tonum sanki çoktan kazanmışım gibi rahattı:
"E-emin misin? Tamamen e-emin misin? Söz v-verdin bak...?! Ben kazandığımda, öyle ağlayıp sızlayarak dilediğin basit bir özürle paçayı kurtaramayacaksın...!"
Kazanmama zerre ihtimal yokmuş gibi görünmesine rağmen, Darkness'a bakıp beklenmedik şekilde dişlerimi göstererek güldüm.
Bu onu gafil avlamış olmalıydı ki üzerimdeki baskısı hafifçe gevşedi.
"...? Ne demek istiyorsun? Kaybedersem benden ne isteyeceksin?"
"Seni utançtan kıpkırmızı yapacak, hıçkıra hıçkıra ağlatacak bir şey...! Ha-ha-ha! Söz verdin bir kere! Tamamdır, bu iş bitti! Ben kazandıktan sonra ayaklarıma kapanıp beni affet diye yalvarışını şimdiden görür gibiyim...! Lütfen, dedirteceğim sana! Lütfen beni affet!"
Darkness bu sözler üzerine hafifçe ürperdi. Kolumu büken o muazzam güç biraz daha azaldı.
"Ih...! B-bana ne yaptıracaksın? S-söyle bana! Çabuk söyle!"
"Ha-ha-ha-ha-ha! Şu an hayal ettiğin şeyden çok ama çok daha beter bir şey olacağına garanti veririm!"
"Ne...?! K-kes şunu...! Ih... D-direnmeye çalışıyorum ama hala gücüm çekiliyor...! Böyle giderse...!"
Emici Dokunuş sadece dayanıklılık değerini etkiliyordu ama Darkness'ın gücünün tükendiğini, sonunda tek dizinin üzerine çöktüğünü hissedebiliyordum.
"Hah... Hah... B-bana ne yaptıracaksın...?! Hah... Hah... B-böyle giderse... daha fazla dayanamayacağım..."
Darkness kıpkırmızı kesilmişti, nefes nefeseydi. Boynunun arkasından köprücük kemiğine doğru tek bir ter damlası süzüldü.
"Önce sen bilincini kaybedene kadar gücünü emmeye devam edeceğim. Gözlerini açtığında başına neler geleceğini düşünerek bu tatlı bekleyişin tadını çıkarırsın artık...!"
"Ah! Seni gidi...! Ih... Bu raundu kaybettim... Ama bana ne kadar aşağılayıcı şeyler yaparsan yap, asla... kalbimi... kazanamayacaksın...! Gerçekten... gerçekten çok mu berbat bir şey olacak?!"
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.