Kırmızı Büyücülerin Çatışan Kaderleri

Yunyun, Kızıl Büyü Klanı'nın bir üyesi olmana rağmen isminden her zaman utanırdın. Okulda genelde yemeğini tek başına yerdin. Sırf beni düelloya davet edebildiğin için ne kadar mutlu olduğunu bildiğimden, sen yemeğini yerken ben de önünde hava atarak yürürdüm.

Dur, bir dakika! O kadar da... kötü... d-değildi bence. Yani, her gün didiştiğimizi hatırlıyorum ama bu yalnız olduğumdan değildi. Arkadaşlarım bile vardı benim.

Üçümüz bir yandan laflarken bir yandan da kasabanın dışına doğru ilerliyorduk.

Neden mi? Çünkü bu ikisi konuşmanın ortasında bir kez daha düello yapmaya karar vermişti.

Yunyun’un sözleri üzerine Megumin zınk diye durdu.

Kulaklarım beni mi yanıltıyor? Yunyun ve... arkadaşlar mı?

N-ne olmuş? Tabii ki arkadaşlarım vardı! Sen de tanıyordun onları Megumin. Funifura, Dodonko ve diğerleri... Hepsi de bana gelip, biz arkadaşız değil mi, derlerdi. Sonra da ben onların yemek paralarını öderdim...

Ah be kızım. Daha fazlasını duymak istemiyorum.

Anlaşılan bu kız, delilerle dolu bir köydeki tek aklı başında kişiymiş ve bu durum onu pek de popüler yapmamış.

Ne trajik bir geçmiş ama...

Peki bugün nasıl bir düello yapmayı planlıyorsun? Sadece Patlama büyüsü kullanabildiğim için sihirli bir kapışmadan kaçınmayı tercih ederim.

Güzel soru... Bir dakika, artık başka büyüler öğrenmenin zamanı gelmedi mi sence de? Çocukluğumuzdan beri mutlaka birkaç beceri puanı biriktirmişsindir.

Biriktirdim. Hepsini ama hepsini yüksek hızlı tılsımlarla birlikte patlamalarımın gücünü artırmak için kullandım.

Seni kaçık! Neden bu patlamalara bu kadar takıntılısın ki zaten?

Aynen öyle! Ağzına sağlık kardeşim, anlat şuna!

Ama bu bir sorun... Nasıl düello edeceğiz ki o zaman?

Canın ne isterse. Artık bu tarz oyunlar için endişelenmeyecek kadar olgunum, dedi Megumin.

Yunyun, küçük dostumun bu mesafeli ve ağırbaşlı tavrı karşısında kaşlarını çattı.

Vay, demek artık çocuk değilsin ha? Bir keresinde hangimizin daha hızlı serpileceğine dair bir yarış yaptığımızı hatırlıyorum. Eğer artık çocuk değilsen, bunu tekrar yapabiliriz?

İyi denemeydi ama Megumin bu yemi yutmadı.

Hayır, çocuk değilim derken bunu kastetmemiştim. Bak, ben buradaki Kazuma ile o kadar yakınıyım ki çoktan birlikte banyoya bile girdik.

Ha?!

H-hey! Ne diye bunu etrafa yayıyorsun ki şimdi?!

?!!?!?!

Yunyun’un suratı kıpkırmızı kesilmişti; ağzı bir açılıp bir kapanıyordu.

B-bunu bugünlük sana bırakıyorummm!

Ve arkasına bakmadan ağlama sesleri eşliğinde koşarak uzaklaştı.

Megumin ve ben bir an öylece kalakaldık. Sonra küçük büyücü bir şey çıkarıp yazmaya başladı.

Neymiş diye bakmak için eğildiğimde, elindekinin bir çeşit defter olduğunu gördüm.

Bugünün tarihini attı ve yanına onay anlamında beyaz bir daire çizdi.

Bir zafer daha.

S-sen buna zafer mi diyorsun?

Ağlayan Yunyun gözden kaybolduktan sonra Megumin ile birlikte eve dönmeye karar verdik.

O, hoş geldin. Hey, şunlara baksanıza. Kasabadaki göstericilerden biri artık bunlara ihtiyacı olmadığını söyleyip bana verdi. Sanırım memleketine dönüp aile çiftliğinin başına geçecekmiş ya da öyle bir şeyler. Pek takip edemedim. Ama görünüşe bakılırsa bugün şanslı günümdeyim!

Eve vardığımızda Aqua, elinde birkaç jonglör halkasıyla oturma odasındaki koltuğa kurulmuş, kendinden memnun bir tavırla oturuyordu.

Bir göstericinin hayallerini yıkarak elde ettiği halkalar...

İnsanların hayatını mahvetmemesini söyleyecektim ki...

Darkness hâlâ gelmedi. Acaba bu gece döner mi, diye mırıldandı Megumin, Aqua'nın halkaları çevirişini efkarla izlerken.

Ama hayır. Dönmedi.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.