Gecenin Köründeki Dehşet

Gözlerimi açtığımda ne kadar süredir uyuduğum hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Dışarısı hâlâ zifiri karanlıktı.

Evin üzerine ağır bir sessizlik çökmüştü; gecenin bir yarısı, sabaha karşı olmalıydı.

Tuvalete gitmem lazım.

Yataktan kalkmaya yeltendim...

...ve vücudumun hareket etmediğini fark ettim.

Neler oluyordu? Felç mi geçiriyordum?

Konuşmaya çalıştım ama ağzımdan sadece boğuk bir hırıltı çıktı; yardım etmesi için Aqua’yı bile çağıramıyordum.

Öylece yatarken korkunç bir gerçekle yüzleştim. Gerçekten tuvalete gitmem gerekiyordu.

Hayır! Dayanabilirsin! Sen yetişkin bir adamsın!

Bir yetişkinin kendini tutmak zorunda kalmayacağı tek yer ya özel fantezi kulüpleri ya da iyice yaşlanıp elden ayaktan düştüğün zamanlardı!

Dişlerimi sıkarak, hareket edemez halde dayanmaya çalıştım; tam o sırada odanın bir köşesinden bir ses geldi.

Küt.

Sessiz evin içinde bu ses kulağıma muazzam derecede yüksek gelmişti.

En azından gözlerimi oynatabiliyordum; sesin geldiği yöne baktım. Odanın köşesindeki gölgelerin arasında...

...küçük, Batı tarzı bir oyuncak bebek duruyordu. Ha? O oraya ne zaman geldi?

“...!”

İstemsizce yutkundum. Üstüm başım nahoş bir soğuk terle kaplanmıştı.

Neler oluyor? O bebeğin orada ne işi var?

Etrafta böyle bir şey bıraktığımı hiç hatırlamıyordum. Acaba Aqua ben uyurken şaka olsun diye mi koymuştu?

Evet, kesinlikle öyle olmalıydı.

O işe yaramaz tanrıça... Bunun hesabını sabah verecekti. Bunun Aqua’nın işi olduğuna kanaat getirince gözlerimi sımsıkı yumup gerçeklikten kaçmaya çalıştım.

Küt.

Sesi görmezden gelmek imkansızdı. Yine de terim her an şiddetlense de gözlerimi açmadım.

Tamam, tamam. Her şey için Aqua’yı suçlamak saçmalıktı. Her zaman çok çalışıyordu. Belki arada bir ona iyi davranmayı deneyebilirdim.

Küt.

O bir tanrıçaydı sonuçta, değil mi? Üstelik şimdi bu evde yaşıyordu.

Kötü ruhlar mı? Vız gelir! Sevgili Aqua’mızı üzerlerine salardık, o da hepsini bir rüzgar gibi savurup atardı. Bizim Aqua bir Kadim Ölü’yü bile öteki dünyaya postalayabilirdi, değil mi?

Küt.

Küt.

Küt...!

Biliyor musunuz? Sabah olduğunda şimdiye kadar yaptığım her şey için Aqua’dan özür dileyeceğim. Ona bir tanrıçaya yaraşır şekilde davrandığım pek söylenemezdi. Ama hatalarımı anladım! Gerçekten!

Kütkütkütküt patpatpatpat!

Yaaa hayııır, yaptığım her şey için çok özgüüünüüüm!

Özür dilerim Aqua Hanım, lütfen beni kurtarın!

...Belki birileri çaresiz dualarımı ve tövbemi duymuş olacak ki odanın köşesinden gelen ses kesildi.

Oh be. Kötü ruh falan olmadığını biliyordum zaten.

Biraz rahatladım.

Aynı anda içimde bir dürtü yükseldi.

Gözlerimi açmak istiyordum.

O bebeğe ne olduğunu bilmem gerekiyordu. Bu, sezgilerimin tüm gücüyle karşı çıktığı bir hamleydi.

Ne yapmalıydım? Gerçekten bilmek istiyordum ama bakmaya korkuyordum, öte yandan bakmamaya da korkuyordum...!

Kendi içimde bir dakika boyunca tartıştıktan sonra, gözlerim kapalıyken tuvalete gitmemin asla mümkün olmayacağı aklıma geldi.

Bu yüzden kendimi hazırladım ve bir gözümü hafifçe araladım...

Gözlerim, bir karış ötemden bana bakan bebeğin gözleriyle buluştu.

“Gyaaaaaaaaaahhhhh!!”

Canım çıkacakmışçasına öyle bir çığlık atar ki anlatamam; aniden çözülen vücudumla bebeği sertçe uzağa fırlattım.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.