Son Akşam Yemeği

Bir süre sonra Sunny, envaiçeşit leziz yiyeceklerle donatılmış krallara layık bir sofranın başında, şatafatlı Anı koltuğunda oturuyordu. İşin en güzel yanı da tüm bunların Nephis’in elinden çıkmış olmasıydı... Sadece bakmak bile ağzının suyunu akıtmaya yetiyordu.

Şu an Chain Breaker’ın yemek salonundaydılar. Sis yüzünden canından bezen Sunny, o kasvetten uzaklaşmanın verdiği keyifle şimdiden bambaşka bir ru haline bürünmüştü. Dışarıdaki dünyanın loşluğu yüzünden yemek salonu, ışıl ışıl parıldayan Anıların sıcak ışığıyla aydınlanıyordu. Nefis kahvaltının kokusu bütün havayı kaplamıştı.

Nephis ciddi bir ifadeyle ona bakıyordu. Zihnindeki kafa karışıklığını o kadar iyi gizlemişti ki kendisinden başka kimse bunu fark edemezdi.

"Önemli olduğunu söyledin, ben de... elimden geleni yaptım."

Sunny onun bu ciddiyetinin ne kadar sevimli olduğuna hayran kalmaktan kendini alamadı. Başını sallayıp hemen yemek çubuklarına sarıldı.

Nereden başlasam ki...

Bir an için ne yiyeceğini şaşırdı.

Ama sadece bir anlığına.

Çok geçmeden aynı anda birkaç yemeği birden tıkınarak keyifle karın doyurmaya başladı. Masa adabı... Yanında İblis bile centilmen kalırdı.

Nephis, Cassie ve Jet şaşkınlık içinde ona bakakaldı.

Bir süre sonra Jet derin bir iç çekip sordu:

"Sunny... Yemeğini bölüyorum, kusura bakma ama... Neler döndüğünü açıklamayacak mısın?"

Sunny bir an çiğnemeyi bırakıp ona kısa bir bakış fırlattı.

"Belki açıklarım."

Ardından son derece sevimli bir ses tonuyla ekledi:

"Bana bir bardak çay koyacak biri var mı acaba?"

Çaydanlık hemen önünde duruyordu ama her şeyi kendi yapacaksa şımartılmanın ne anlamı kalırdı ki?

Nephis neye uğradığını şaşırarak gözlerini kırpıştırdı.

"Kendin koyamıyor musun?"

Sunny gülümsedi. Ağzındaki yiyecekler yüzünden yanakları davul gibi şiştiği için bu gülüş son derece komik görünüyordu.

"Koyabilirim."

Ortamı birkaç anlık gergin bir sessizlik kapladı.

Ardından Nephis iç çekerek zarif bir porselen fincana çay doldurdu.

"Al bakalım."

Sunny minnetle başını salladı ve acı çaydan bir yudum alarak ağzındakileri yuttu.

"Ah... Şu koca mezarda bir fincan kahve bile olmaması ne acı..."

Verdiği bu molanın tadını fazlasıyla çıkarıyordu. Ancak diğer üçü biraz endişeli görünüyordu. Bir süre sonra Nephis boğazını temizleyip düz bir ses tonuyla sordu:

"Eee, bize neler olduğunu anlatacak mısın yoksa anlatmayacak mısın?"

Sunny yutkundu, çayından bir yudum daha alıp Nephis’e düşünceli bir bakış attı.

"Şey, nasıl desem... Sadece bana kahvaltı hazırlamanı istedim."

Neph’in genelde ifadesiz duran yüzü hafifçe seğirir gibi oldu.

Fakat Sunny henüz lafını bitirmemişti. Ses tonu aniden ciddileşti:

"...Çünkü fazla zamanım kalmadı. Yaşamak için sadece bir günüm var."

Kızın yüzü bir anda kireç gibi bembeyaz oldu.

Jet’in gözleri yuvasından fırladı. Cassie olduğu yerde irkildi.

Üçü de Sunny’nin yalan söyleyemediğini biliyordu. Yani bu durum... Gerçekten öleceği anlamına geliyordu.

"Ne?!"

Sunny kasvetli bir edayla başını salladı.

"Evet. Maalesef doğru... Yakında öleceğim. Bu kaçınılmaz bir şey ve hiçbiriniz bunu engelleyemezsiniz. O yüzden sadece siz çocuklarla... yani kızlarla güzel bir gün geçirmek istedim. Her neyse, bu kahvaltı harika bir başlangıç oldu..."

Yemek salonunu ölümcül bir sessizlik bürüdü. Jet taş kesilmişti. Cassie donakalmıştı.

Nephis ise yavaşça öne doğru eğildi, elini kaldırdı... ve parmağıyla Sunny’nin yanağına dürttü.

Sesi hafifçe titriyordu:

"O... Maskeyi takmıyor..."

Yüksek bir gürültüyle yere bir şey düştü.

Sunny yanağını ovuşturdu, hafifçe kızardı ve Neph’e sitem dolu bir bakış attı.

"Pekala. Bunu da geçtiğimize göre... Yemeğe dönelim. Soğuyor!"

Bunu söylerken pişkince yemeğini tıkınmaya devam etti. Dudaklarından memnuniyet dolu bir iç çekiş döküldü.

Birkaç an sonra kafasını kaldırdığında, üç güzel kadının şaşkınlık içinde kendisine baktığını gördü. Yüzleri bembeyazdı.

Sunny içini çekti.

"Ne var?"

Cassie kılımı bile kıpırdatmadı. Neph’in gözlerinin derinliklerinde ise öfke dolu kıvılcımlar çakmaya başladı.

Sessizliği ilk bozan Jet oldu:

"Ne demek ne var?! Ortaya böyle bir bomba bırakıp hiçbir şey olmamış gibi yemeye devam etmeyi mi bekliyorsun?! Öleceğim de ne demek?! Neden?! Seni kim öldürecek?! Bunu nasıl engelleriz?!"

Sunny, namıdiğer Ruh Biçici Jet’in istifini bozduğuna muhtemelen ilk kez şahit oluyordu. Tabii salın üzerinde sürünüp onu yemeye çalıştığı günleri saymazsak.

Ama o zaman bile çok daha sakindi.

Nephis ağzını açtı, kapattı, sonra tekrar açtı. En sonunda sadece Jet’i işaret etmekle yetindi.

Cassie başıyla onayladı.

"Usta Jet ne dediyse o!"

Sunny birkaç kez gözlerini kırpıştırdı ve yüzüne şaşkın bir ifade yerleştirdi.

"Yani... Evet? Bütün bu yiyeceklerin çöpe gitmesine izin vermemi mi bekliyordunuz? Ayrıca öleceğim derken gerçekten öleceğimi kastediyorum. Korkunç bir Kabus Yaratığı beni öldürecek. Engelleme konusuna gelince... Ah, hiç gereği yok, gerçekten. Olan oldu bir kere."

Çayına uzanıp başını salladı:

"Anlamıyorum ki. Neden olay çıkarıyorsunuz?"

Yüzlerindeki komik ifadelerin tadını bir süre çıkardıktan sonra kahkahayı bastı.

"Oh... Üzgünüm... Kahretsin! Galiba Effie’yi şimdi daha iyi anlamaya başladım. Bu gerçekten çok eğlenceliymiş!"

Çayını kafaya diken Sunny, gözlerinde muzır bir parıltıyla yoldaşlarına baktı. Şaşkınlıktan ne diyeceklerini bilemez haldeydiler.

Derin bir nefes verdi.

"Dinleyin... Size daha önce söylemedim ama bu girdap aslında bir zaman girdabı. Bu adada zaman bir döngü halinde ilerliyor, yani bu gün tekrar tekrar yaşanıyor."

Ona sessizce bakmaya devam ettiler.

"Demek istediğim, Rüzgar Çiçeği’ne vardığımızdan beri hepimiz aynı günü yaşayıp duruyoruz. Aradaki tek fark, önceki günleri hatırlayan tek kişinin ben olmam. Bizi bu beladan kurtarmak için denerken zaten birkaç düzine kez öldüm... Ve bu cehennem deliğinden nihayet kaçana kadar kesinlikle daha çok kez öleceğim."

Dişleri küstah bir tebessümle parıldadı.

"Ne yani, ölmenin beni gerçekten öldüreceğini mi sandınız?"

Yoldaşları zaman döngüsünün doğasını kavramakta zorlanıyor gibi göründüğü için Sunny durumu bir kez daha, bu sefer tüm ayrıntılarıyla açıkladı. Hiç acele etmedi, bu sırada Neph’in hazırladığı kahvaltının tadını sonuna kadar çıkarmayı da ihmal etmedi.

Şansına, bu konuşmayı yapma konusunda zaten epey tecrübeliydi, bu yüzden lafını zorlanmadan bitirdi.

Keyfi bayağı yerindeydi.

Lafını bitirdiğinde Nephis, Cassie ve Jet birbirlerine baktılar.

Kısa bir sessizliğin ardından Nephis sordu:

"Yani yakında gerçekten ölecek olsan da bir sonraki... turun başında hayata geri mi döneceksin? Her seferinde?"

Sunny başını salladı.

"Aynen öyle!"

Kız başını öne eğip derin bir nefes aldı.

Tekrar konuştuğunda sesi bir garip çıkıyordu:

"Yani demek istiyorsun ki... Seni hemen şimdi öldürsek bile yarın hiçbir şey olmamış gibi uyanacaksın?"

Sunny başını kaşıdı.

"Sanırım öyle. Yine de kulağa biraz garip geliyor."

Nephis bir karara varmışçasına başını salladı.

Ardından Cassie ve Jet’e baktı.

"O zaman hemfikiriz, değil mi? Öldürülmesi gerekiyor?"

Cassie ve Jet ciddiyetle başlarını salladılar.

"Evet. Kesinlikle."

"Acele etmeyelim ama..."

Sunny bu kez samimi bir şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı.

"Ha... Ne? Beni öldürmek de ne demek?"

Jet yavaşça ayağa kalkarken keyifle gülümsedi.

"Neden olay çıkarıyorsun ki? Sadece birazcık öldüreceğiz. Eğitim amaçlı."

Sunny’nin omurgasından aşağı aniden soğuk bir ürperti indi.

Cassie ve Nephis de ayağa kalkıyordu.

"D-durun... Bir dakika bekle! Bu iş bir şekilde çok yanlış bir yere gitti. Sadece küçük bir şakaydı! Bugün benim tatil günüm olacaktı, tamam mı? Fevri bir şey yapmayın!"

Neph’in yüzünde beliren küçük tebessüme, gözlerinde dans eden tehlikeli kıvılcımlar eşlik ediyordu.

"Endişelenmene gerek yok... Acele etmeyeceğiz..."

Beş gölgesi, bu manzarayı tiksinti ve acıma karışımı bir ifadeyle izledi. Birkaçı efkarla başını salladı.

'Neden bu kadar öfkelendiler ki?!'

Birkaç saniye sonra gölgeler acıyla yüzlerini buruşturdu.

...O andan sonra Chain Breaker’ın yemek salonundan uzunca bir süre yere çarpan ağır şeylerin çıkardığı gürültüler yükseldi.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.