Aynadaki Yannıma

Sunny bir an bekledi... Sonra biraz daha bekledi. Sislerin süzüldüğü Zincir Kıran'ın güvertesindeydi yine. Vücudundan hafif bir titreme geçti.

'Yorgunum.'

Ağır ağır doğrulup sisin içine dikti gözlerini. Dinlenme vakti gelmişti gelmesine ama... Ne yapması gerektiğinden bile emin değildi. Dinlenmek hususunda yoldaşlarının da bir hayrı yoktu hani; hiçbirinden dişe dokunur tek bir fikir çıkmamıştı.

Şey... Jet hariç tabii. Birkaç an durup ona bakmış, kıkırdamış ve gidip güzelce kestirmesini söylemişti.

Aslına bakılırsa fena tavsiye sayılmazdı. Sürekli aşırı çalışmaktan uykusuzluk çeken o devlet görevlisi halini düşününce, bunu en iyi onun bilmesi doğaldı.

Yine de...

Bu devrim güya onun tatil günü olacaktı ama yine Jet'i kurtarmak zorundaydı. Kadın orada Ölümsüz Katliam tarafından katledilirken kenara çekilip yatmak hiç de iç açıcı gelmiyordu kulağa. Bu adımı atlamayı aklından bile geçiremiyordu.

'Ah...'

Nephis ile Cassie'ye kısa bir bakış atıp Kabus'un yanına yürüdü ve eyere tırmandı. Neph sorgulayan gözlerle baktı ona.

"Sunny? Ne yapıyorsun?"

Uzun uzun açıklamalarla uğraşamazdı şimdi.

"Gidiyorum. Merak etme, yakında dönerim. O zamana kadar... Burada kalın yeter."

Şaşkınlıktan kalakalan iki genç kadını arkasında bırakarak Kabus'u sisin bağrına sürdü.

Tanıdık manzaralar yanından akıp giderken Gerçeklik Aynası'nı çağırıp cıvalı yüzeyindeki Nephis yansımasını inceledi. Kısa bir tereddüdün ardından arama yansıması büyüsünü tetikledi.

Aynı anda zihninde bambaşka bir şey canlandırdı; bembeyaz bir alev düşünerek mırıldandı:

'Ruh Alevi.'

Gümüş aynanın yüzeyinde minik bir çatlak belirdi.

Sunny aniden çok tuhaf bir hisse kapıldı. Sanki o güne dek durgun ve sessiz duran ruhu birden harekete geçmiş... Çalkalanıyor, dalgalanıyordu. Yanıyordu. Canı yanmıyordu ama hissettiği şey büsbütün yabancıydı.

Ruh Alevi yetenek açıklaması: "Ruhun en saf alevlerle yanar. Bu alev hem ihya eder hem yok eder; hem bir kutsama hem de bir lanettir."

'Çok garip.'

Nephis'in Uyanış Öncesi yeteneğini elde etmişti. İşte tam o anda önemli bir ayrıntıyı fark etti; bir şeye sahip olmak ile onu kontrol edebilmek iki ayrı dünyaydı. Aslında bunu öngörmüş olması gerekirdi. Neticede kendi niteliğini kullanmayı öğrenmesi bile zamanını almıştı.

Yolun geri kalanında Ruh Alevi'ni dışarı vurmaya çalışıp durdu. O çabaladıkça Gerçeklik Aynası'nın yüzeyindeki minik çatlaklar çoğaldı. Anının yıpranma hızına bakılırsa, Uyanış Öncesi bir yeteneği ancak yarım gün kadar ödünç alabilecekti.

Bir Uyanmışın bu anıyı birkaç saatte un ufak edeceğinden, bir Yükselmişin ise tek bir saat bile dayandıramayacağından şüpheleniyordu. Yüce seviye bir yetenek Gerçeklik Aynası'nı dakikalar içinde tuzla buz edebilirdi; daha üstü ise... Belki de tek bir an yetip artardı.

Yine de... Bir bakıma heyecan vericiydi.

Sonunda avcunun içinde minik, siyah bir alev belirdi. Sunny inanamayan gözlerle baka kaldı.

'...Siyah mı?'

Nephis'in çağırabildiği gibi bembeyaz bir alev görmeyi umuyordu.

Ama mantıklıydı aslında. Ruh alevi dediğin tam olarak buydu işte... İnsanın öz ruhundan doğan alev. Nephis'in ruhu saf ve akkor gibiydi; kendisininki ise ışıksız ve kapkaranlık.

Sunny ayrıca kendi siyah alevinin kızınkinden katbekat zayıf olduğunu da hissetti. Bu da son derece doğaldı; her ne kadar İlahi Alev ve Yükselmiş ruhunun gücü bu ateşi beslese de Nephis'in soyundan gelen alev niteliğinden yoksundu. O nitelik kıza alevler üzerinde eşsiz bir yakınlık bahşediyor ve diğer şeylerin yanı sıra ruhunu da güçlendiriyordu.

Bir de... Nephis'in doğuştan gelen o ateşe dayanıklılık yeteneği kendisinde yoktu.

"Ah!"

Avcunun derisi su toplamaya başlayınca siyah alevi alelacele söndürdü. Canı köpek gibi yanmıştı.

Sunny acıya yabancı değildi ama yanmak... Yanmak acıların en beteriydi. Bundan daha korkunç bir şey hayal etmek zordu.

Yüzü derin bir hoşnutsuzlukla buruştu.

Kabus misty ormanın derinliklerine doğru doludizgin koşarken Sunny yeni keşfettiği bu yeteneğe odaklanmaya devam etti. En sonunda ruh alevini tekrar çağırmayı başardı; bu kez onu vücudunun dışına taşmak yerine bedeninin içine aktardı. Bu defa canı yanmamıştı.

Cildi aniden tuhaf, karanlık bir ışıltıyla kaplandı. Bu hissi ellerinde yoğunlaştırarak avcundaki su toplayan yerlerin yavaşça kayboluşunu izledi.

Sunny az önce kendini iyileştirmişti.

'Vay canına.'

Kendi yaralarını sarabilmek ne büyük nimetti böyle.

Başını salladı.

'Nephis hangi yüzle bana hamamböğceği diyebiliyordu ki?'

Biri hamamböceği olacaksa o da bu kızın ta kendisiydi!

Ruh aleviyle biraz daha deney yaptı ve en sonunda onu bedenini güçlendirmek için kullanmayı başardı. Hem karanlık alevler hem de gölgeleriyle güçlenen Sunny, damarlarında tehlikeli bir gücün aktığını hissetti... Nephis'in kendi alevini onunla paylaştığı zamanki kadar dehşet verici değildi belki ama ona merdiven dayayacak kadar vardı.

Bu güçlenmenin ilgi çekici bir yanı da beş gölgesinde olduğu gibi beş ayrı parçaya bölünmemesiydi. Aksine, istediği gibi bölebileceği tek bir alev kütlesinden ibaretti.

'Bak sen...'

Beş gölgesiyle, kendi öz ruh aleviyle, aynaladığı ruh aleviyle, Effie'nin Yükselmiş yeteneğiyle ve üstüne bir de Şafak Tacı ile güçlendiğini düşündü bir an.

Bu onu zırva bir canavara dönüştürmez miydi?

Evet, dönüştürürdü... Ne var ki Rüzgar Çiçeği, öyle bir canavarın bile besin zincirinin en altında yer aldığı türden bir yerdi.

'Yine de akılda tutmaya değer bir seçenek.'

Tam o anda Jet'in kan kokusu burnuna çalındı.

Tanıdık ağaçların arasından dörtnala geçerken kadının iki büklüm olmuş figürünü fark edip aşağı doğru uzandı.

"Tut elimi!"

Jet başını kaldırdı; yüzü solgundu, acı içindeydi. Sesini tanıması bir anını aldı, şoku üzerinden atması ise bir an daha. Durumu tam olarak kavrayamasa da elini öne doğru uzattı.

Sunny onu yukarı çekti. Ancak bu kez Jet'i arkasına değil, önüne oturttu.

Görülmeye değer, tuhaf bir poza bürünmüşlerdi; eli kadının sırtına basılıydı ve sırılsıklam kana bulanmıştı.

Jet yüzünü buruşturdu.

"Sunny... Sen... Cidden..."

Sözünü kesti:

"Bir kadının aklını başından almayı biliyor muyum? Evet, biliyorum. Şimdi kıpırdamadan dur."

Kanalı eli aniden o karanlık ışıltıyla tekrar kaplandı. O parıltının yıkadığı Jet'in yaraları yavaş yavaş kapanmaya başladı.

Nephis'in insanları iyileştirdiği zamanki kadar hızlı ve etkili değildi belki ama yine de iş görüyordu. Hem Nephis'in şu an özü tükenmiş durumdayken bu kadarı fazlasıyla yeterliydi.

Yüzünde karanlık bir tebessüm belirdi.

'Gelecekte bana epey zaman kazandıracak bu...'

Gelecek kaç kez tekerrür ederse etsin.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.