Bir Ablanın İtirafı ve Küçük Meleğin Kıskançlığı

"Eee, Ablacığım? Bu ne demek oluyor acaba? Oru-san'a zahmet vermişsin."

Sophia, yüzünde bir gülümsemeyle bana hesap soruyordu.

Şu an, hiç şüphesiz son zamanlarda en çok terlediğim anı yaşıyorum. Bu durumdan nasıl kurtulacağım...

Oru'nun hoş geldin partisinde zil zurna sarhoş olup, gecenin başrolü olan Oru'ya kendimi odama kadar taşıtmıştım. Sadece bu bile yeterince mahcup edici ve utanç vericiyken, üstüne bir de Oru'nun sırtındayken Sophia'ya yakalanmıştım.

Sophia'nın Oru'ya karşı beslediği hislerin farkındayım. Gerçi kendisi pek bunun bilincinde değil gibi ama.

Sophia'nın benden başkasına özel duygular beslemesi biraz hüzün verici olsa da, ne de olsa sevgili kız kardeşimin ilk aşkı. Onu desteklemek istiyorum.

İşte tam da bu yüzden, Oru'nun sırtında taşınırken ona görünmemem gerekiyordu.

Sophia'nın şu anki gülümsemesi, her zamanki o melek gibi hali değildi. Gözlerinin içi hiç gülmüyor ve gerçekten korkutucu görünüyor. Az öncesine kadar üzerime çöken o uyku halinden eser kalmadı.

Kız kardeşimden böyle bir bakış yiyeceğim hiç aklıma gelmezdi... Hoş geldin partisinde aptallar gibi Sake içen az önceki kendimi evire çevire dövmek istiyorum.

— Bir sakinleş, Sophia.

"Hımm? Ben gayet sakinim ki?"

Öyledir kesin... Burada durumu geçiştirmeye çalışmanın bir anlamı yok. En iyisi dürüstçe özür dilemek.

— Sophia, üzgünüm. Az öncesine kadar birinci birliğin tamamıyla Oru'nun partiye katılması şerefine hoş geldin partisi yapıyorduk. Orada gaza gelip her zamankinden fazla Sake içmişim. Sonra da, şey, uyuyakalmışım.

"Mööö."

Sophia'dan hakaret dolu sözler duymayı bekliyordum ama o sadece küsmüş gibi yanaklarını şişirmekle yetindi.

Ah, Sophia'nın bu ifadesi de ne kadar tatlı böyle. — Yok, hayır!

— ...Sophia?

Şaşkınlık içinde ona seslendiğimde:

"Ablacığımın son zamanlarda çok meşgul olduğunu biliyorum. Oru-san gibi müthiş bir kaşif partiye katılınca, sonunda ablacığımın omuzlarındaki yükün hafiflediğini düşündüm. Bu yüzden biraz ipin ucunu kaçırmış olmanı anlayabiliyorum. İçimdeki bu öfkeyi ablacığıma kusmanın yanlış olduğunu düşündüğüm için şikayet etmeyeceğim. Ama bundan sonra lütfen dikkat et, tamam mı? Başkalarına zahmet vermemelisin."

...Bu nasıl bir melek böyle? Gerçekten benim kardeşim mi? Yoksa gökten inmiş bir elçi falan mı?

— Şe-şey, evet. Dikkat edeceğim.

"O zaman hadi artık yatalım. Ablacığım da labirent keşfinden dolayı yorgundur, değil mi?"

Sophia her zamanki gülümsemesiyle bana seslendi.

Benim kız kardeşim daha ne kadar tatlılaşacak böyle! Durum böyle olunca, Sophia'nın diğer ifadelerini de göresim geldi.

— Anladım. — Ah, doğru ya. Sophia, siz yarından itibaren parti iş birliği antrenmanlarına başlayacaksınız, değil mi?

"Ha? Evet, biz üç kişilik bir parti olduğumuz için titizlikle çalışmamız gerekiyormuş. Sensei, diğerlerinden farklı bir programımız olacağını söyledi ama neden sordun ki?"

Sophia ani sorum karşısında şaşkın bir ifadeyle cevap verdi.

— Henüz kesinleşmedi ama yarından itibaren onuncu manganın, yani sizin eğitiminizi üstlenecek kişi bizim partinin ası olacak.

"Ablacığımın partisinin ası mı? — E-eeh!? Yani bu demek oluyor ki..."

Sophia sözlerimin anlamını kavrayınca eli ayağına dolaştı. Evet, çok tatlı.

— Neyse, ben bir duş alıp geleceğim, sen git yat.

"Böyle bir şey duyduktan sonra hemen uyuyamam ki! N-ne yapsam, gerçekten Oru-san mı gelecek...?"

Vakit henüz o kadar geç değil. Biraz daha ayakta kalsa uykusuzluktan ölmez herhalde.

Sophia'nın tatlı tepkisini görüp tatmin olmuş bir şekilde, soyunma odasında kıyafetlerimi çıkarıp duşa girdim.

Ne kadar Sake içersem içeyim, asla hafızamı kaybetmem. Normalde asla böyle bir kepazelik sergilememem gerekirdi ama...

Bu yüzden doğal olarak, hoş geldin partisinde Oru'ya yapmaya çalıştığım şeyi de hatırlıyorum. Bunu hatırlayınca utançtan mı yoksa başka bir şeyden mi bilmiyorum ama yüzümün ısındığını ve göğsümün hızla çarptığını hissediyorum.

Sarhoş olsam da, neden Oru'ya öyle bir şey yapmaya kalkıştım ki?

Oru'yu bir insan olarak seviyorum. Bu bir gerçek.

Fakat bundan öte bir duygum yok.

Olmamalı, ama...

'— Yine de, Oru gerçekten iyi bir adam.'

İnsanlar sarhoş olduklarında gerçek hislerini daha kolay ağızlarından kaçırırlarmış.

— Yok canım, olamaz herhalde.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.

OKUMA YOLCULUĞUN

Bir süredir bizimlesin.

Okuma ilerlemeni kaybetmemek, kütüphaneni oluşturmak ve farklı cihazlarda kaldığın yerden devam etmek için ücretsiz hesabını oluştur.

Hesap oluştur

Okumaya devam etmek için hesap zorunlu değildir.