"Ablacığım, kıyafetlerin kırışacak bak. Ayrıca uyumadan önce bari bir duş al."
"Hımm..."
Ablamı en son bir yıl önce bu kadar bitkin görmüş olabilirim. Bitkinlikten ziyade, daha çok bir şeye kafa yoruyor gibi mi demeli?
"Bir şey mi oldu?"
Sorumu sorar sormaz ablam irkilerek tepki verdi.
".................. Sophia, bugünkü Orn ile Kara Ejderha arasındaki savaşı izleyince ne hissettin?"
Uzun bir sessizlikten sonra bu soruyu yöneltti.
"Ha? Şey, çok etkileyiciydi, Orn-san ne kadar da güçlüymüş diye düşündüm."
Dürüst fikrimi söyleyince ablamın bütün enerjisi çekildi, omuzları çöktü.
Tuhaf bir şey mi söyledim acaba?
"...Aralarında o kadar uçurum vardı ki, aksine çaylaklar durumu kavrayamadı demek."
"Hı? Yo, kavradım ki?"
"...Ne?"
Ablam bana korkutucu bir bakış fırlattı. Küçük bir çocuk görse herhalde ağlamaya başlardı. Kendi ailene de böyle bakma ama ya...
"Orn-san’ın hareketleri çok hızlıydı, havada zıp zıp zıplıyordu, kılıcından siyah alevler çıkarıyordu ve daha önce hiç görmediğim büyüler kullanıyordu; ama bunların dışında her şey temel savaş taktikleriydi, değil mi?"
"Temel savaş taktikleri mi?"
"Evet, ben çaylak olduğum için Keşif Yönetim Departmanı'nda bir sürü ders alıyorum ya? Orada her bir partideki her rolün temel duruş ve hareket tarzlarını öğrettiler. Orn-san’ın hareketleri de o derste gösterilenlerle aynıydı. Mesela, artçı hasar verici ve savunucu rollerini aynı anda üstlenmesi gibi."
Ablamın gözleri faltaşı gibi açıldı, öylece kalakaldı. Bugün ablamın yüzü şekilden şekle giriyor. İzlemesi biraz eğlenceli.
"Şimdi söyleyince fark ediyorum da... Tek başına tüm parti üyelerinin yapması gereken her şeyi yapıyormuş gibi görünüyordu."
"Değil mi? Bu yüzden bugünkü Orn-san’ın savaşı benim için harika bir referans oldu! Orn-san söylemişti zaten; bir büyücü için en önemli şeyin, bekleme sürelerinde bile partiye nasıl katkı sağlayabileceği olduğunu. Orn-san sanki bana bunun cevaplarından birini gösterdi. Bu yüzden daha çok çalışıp Orn-san gibi güçlü ve havalı bir kâşif olmak istiyorum!"
"Cevaplardan biri, ha? Hahaha. Sophia, sen harikasın."
Ablamın yüzünde bir ferahlama ifadesi belirdi. Neden acaba?
"Yok canım. Sen çok daha harikasın ablacığım!"
Evet, ablam benden çok daha müthiş biri.
Babamın ve annemizin her dediğine boyun eğmekten başka çarem olmadığını düşünüp pes ettiğim bir zamanda, bana başka bir yol gösteren ablama minnettarım.
Sadece kendi gücüyle bu kadar insanın takdirini kazanan ablama hayranlık duyuyorum.
"Senin sayende kararlılığımı topladım Sophia. Teşekkürler. Neyse, hadi bir duş alıp geleyim. Bugün beraber yatalım mı?"
Görünüşe göre bir şeyleri aşmış. Tam anlamadım ama ablamın neşesinin yerine gelmesine sevindim!
"Evet! Uzun zamandır beraber yatmamıştık, çok isterim! Sen gelene kadar ben de raporumu bitiririm!"
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.