Ay Işığında Bir Feryat

Bell, yüzüstü yerde yatarken gözlerini omzunun altına gizlemeye çalıştı. Ancak Tammuz, saçlarını kavradığı gibi başını zorla yukarı kaldırdı.

Bell'in kocaman açılmış gözleri, tamamen çıplak bir tanrıçanın ayaklarının dibindeki küçük bir giysi yığını ve altın aksesuarlarla karşılaştı.

“Dediğim gibi, seni kendime ait kılacağım.”

Pamuktan kelepçelerden kurtulan tanrıçanın göğüsleri, esnek ve dolgun vücudunu gererken bir yandan diğer yana sallanıyordu. İştar, parmaklarını baştan çıkarıcı kıvrımları boyunca gezdirip sonunda dolgun kalçasında durdu. Nemli, bronz teni o güne dek yaydığı en güçlü erotik aurayı yayıyordu.

Bell'in tüm vücudunun kıpkırmızı kesildiğini izlerken, dudaklarında zarif bir gülümseme belirdi.

“Seni büyüleyeceğim… kemiklerin eriyene dek.”

Gözleri sadistçe parlıyor, onun bedenini ve ruhunu çalmaya kararlıydı.

Gölgesi üzerine düştüğünde Bell'in yüzü koyu kırmızıdan açık maviye döndü.

***

Belit Babili'nin sarayı birçok binadan oluşuyordu. Tanrıça'ya ait saray ve familia üyelerinin yaşadığı, uyuduğu binaların yanı sıra, ana kapıların içinde bir tane daha devasa yapı bulunuyordu.

Beyaz taştan inşa edilen bu yapı, kompleksin arka tarafında, sanki sonradan eklenmiş gibi duruyordu. Ancak zarafetiyle ana kulenin sarayıyla yarışıyor, Antik Çağ'dan kalma bir zigguratı andıracak şekilde tasarlanmıştı.

Beş yıl önce yeni bir genelev olarak inşa edilen bu binanın gerçek amacı, belirli bir ritüel için sahne oluşturmaktı. Üç yıl önce, edinilmesi yıllar süren bir Ölüm Taşı'nı belirli bir fahişenin yok etmesiyle rolünü yerine getirmeye hazır hale gelmişti. Ancak yapı o zamandan beri atıl kalmıştı. Şimdi dolunayın altında, yine amacını yerine getirmeyi bekliyordu.

Bu binanın çatısı, saraya uzanan tek, uzun bir taş köprüyle bağlıydı. Haruhime, yolculuğuna bu köprü üzerinden başladı.

Yerden kırk kat yukarıda olmasına rağmen, bu köprünün tavanı yoktu. Sadece göğüs hizasında bir korkuluk, insanların aşağı düşmesini engelliyordu. Esen rüzgara karşı da hiçbir koruma bulunmuyordu. Haruhime, saçlarını tutmaya çalışırken, onu Yüzen Bahçe'ye eşlik etmekle görevli üç Berbera onu ileriye doğru itekliyordu.

“Hadi, Haruhime!”

“T-tamam…”

Küt! Öndeki Amazon'un fazladan itişiyle Haruhime, kimonosunun ön kısmına bastı.

Berberalar tamamen gece gökyüzüne odaklanmıştı. Haruhime dengesini sağladıktan sonra o da karanlık, yıldızlı uçuruma baktı. İnceltilmiş bulut örtüsünün arkasından dolunay, altın rengiyle ona dik dik bakıyordu.

Beni öldürecek olan ışık.

—Haruhime sessizce kendi kendine fısıldadı.

Bakışlarını köprüye indirdiğinde, diğer taraftaki bahçeyi net bir şekilde görebiliyordu. Ortadan yükselen yumuşak mavi ışık, sanki onu kendine çağırır gibiydi.

Yüzünde hiçbir ifade olmadan Haruhime ilerlemeye devam etti.

Adımları hızlandı; sanki bunu olabildiğince çabuk hallederse kurtarılabilecek insanlar varmış gibiydi.

“Garip kız…”

Amazonlar hemen yanında duruyor, zar zor gizledikleri bir tiksintiyle ona bakıyorlardı.

Üçü de, kendi sonuna yürüdüğünü bilmesine rağmen karşı koymayı reddeden kıza alaycı bir şekilde baktı. O çoktan pes etmişti. Cesur ve gözü pek Amazonlar için, bu kadere boyun eğmesi korkaklık olarak algılanıyordu. Gururlu savaşçılar için zayıflıktan daha kınanacak tek şey de buydu.

Amazonlar, birkaç adım önlerinde yürüyen Haruhime'den gözlerini ayırmıyordu. Gardlarını indirmişlerdi.

Tamamen açıkta olan bu tek yönlü köprüde saklanacak hiçbir yer yoktu.

Burası bir pusu için en az olası yer olduğundan, üç kadın sadece emirlerini yerine getirmeye odaklanmıştı. Her yöne görebilmek özgüvenlerini daha da artırıyordu. İşte bu yüzden, köprünün altında gizlenen birinin varlığını fark edemediler.

Bir insan eli sessizce korkuluk duvarını kavradı. Siyah saçları gecede arkasında savrulurken, Mikoto üzerinden atlayıp Amazonların arkasına indi.

“—Ha?”

Üçlünün sonuncusu boğazından geriye doğru çekildi ve kenardan yukarı fırlatılıp aşağı atıldı.

Düşen yoldaşlarının çığlıkları diğer iki Berberayı uyardı, ancak en yakındaki zamanında tepki veremedi; kendini savunmadan önce dengesi bozuldu. İnsan figürü, hızlı bir dizi güreş tekniği kullanarak onu da kenardan aşağı attı.

“S-sen mi?!”

Kalan Amazon, düşen yoldaşlarının sesini dinlerken titredi. Köprünün sol ve sağ taraflarından düştüklerini görünce, merkezi bir pozisyon alıp uzun kılıcını çekti. Kara gölge buna karşılık kızıl bir bıçak çekti ama havada tuhaf bir şey hissederek yere eğildi.

Bir an sonra köprüye güçlü bir rüzgar çarptı. Haruhime ani hava akımında sendeledi. Amazon, kılıcı havada, rüzgarın tüm gücünü üzerine alarak ileri atılıyordu. Bir sonraki bildiği şey, sırtının korkuluk duvarına çarpmasıydı.

“Bekle—!” demeye başlamıştı ki, kara gölge aralarındaki mesafeyi çoktan kapatmıştı. Ayağını yere sabitleyen gölge, topuğunu çenesine geçirdi.

“…Leydi… Mikoto?”

Eşlikçilerinin sonuncusu da köprüden gidince, Haruhime temkinli bir şekilde durup arkasını döndü. Kara gölge, Mikoto, vakit kaybetmeden yanına koştu.

“Senin ne işin var burada…?”

“Seni kurtarmak için.”

Mikoto, şaşkın renartın sorusunu sesinde hiçbir tereddüt olmadan yanıtladı.

Büyük yeşil gözlerinde insan kızın yansımasıyla, Haruhime, Mikoto'nun uzanıp elini tutmasını izledi.

“Birlikte kaçalım, Leydi Haruhime. Çabuk ol.”

Zaman çok önemliydi. Mikoto, böylesine savunmasız bir yerde laf kalabalığı yaparak vakit kaybetmek istemiyordu.

Ancak Haruhime, Mikoto'nun çekmesine rağmen hareket etmedi.

“Bayan Mikoto… ben iyiyim, lütfen kendini kurtar.”

“N-ne…?”

Şimdi Mikoto'nun şaşırma sırasıydı. Kavrayışı gevşerken, Haruhime elini çekti.

“Neden geldiniz, Leydi Mikoto? Usta Cranell de… Ben bir yüküm, sizi ve arkadaşlarınızı tehlikeye atarım. Herkesin bunu anladığını sanıyordum.”

“Ama bu…!”

Mikoto, daha birkaç saat önce Haruhime'nin önemini ailesiyle karşılaştırmak zorunda kalmıştı. Bu kararı vermek zorunda kaldığı için kalbi hâlâ acıyordu.

Haruhime, yüzünde hüzünlü bir ifadeyle konuşmaya devam etti.

“Benim yüzümden, Leydi Phryne ve Leydi İştar size asla rahat vermezdi. Benim varlığım, tanıdığınız herkesi tehlikeye atardı… Ben buyum.”

“Öyle olsa bile! Bay Bell bana seni koruyacağına yemin etti!”

Haruhime'nin sözlerini kendi sözleriyle silmeye telaşla çalışırken, Mikoto ileri adım atıp Haruhime'nin omuzlarını kavradı. Renartın gözleri şaşkınlıkla açıldı.

“Senin için savaşacak, senin için güçlenecek, seni koruyacak! Bunlar onun sözleriydi!”

“Çünkü… Usta Cranell iyi kalpli.”

“Hayır, bu yüzden değil! Senin için suçluluktan ya da acımadan savaşmıyor!”

Mikoto, Haruhime'nin Bell'in kararlılığını sorgulamasına fırsat vermedi.

Kız, Mikoto'nun bakışlarından kaçınmak için çaresizce aşağı baktı.

“Leydi Mikoto, yalvarırım, beni bırakın… Bu acıya ve ıstıraba layık değilim.”

“Söyle bana neden… neden şimdiden pes ettin? Hayatın söz konusu!”

Mikoto'nun parmakları Haruhime'nin omuzlarına gömülürken gözlerinden yaşlar fışkırıyordu. İnsan kızın sesi, saçlarını bir o yana bir bu yana savuran rüzgarı bastırıyordu.

Sonra.

Haruhime'nin dudakları titredi. Yıllardır içinde biriktirdiği tüm duygu, tüm acı taşmaya hazırdı.

“Yardım isteyemem…”

Esinti sözlerini ay ışıklı geceye taşıdı. Mikoto ise bunları öylece kabullenmedi.

“Korkacak hiçbir şey yok!! Leydi Haruhime istese, Bay Bell seni asla terk etmez! O öyle bir adam değil!!”

“…”

“Leydi Haruhime!”

Mikoto'nun sesi çaresizlikle bir oktav yükseldi. Bir kalp atışı sonra—

Haruhime başını kaldırdı.

“Anlamıyorsun, Mikoto!”

Gözyaşları yanaklarından aşağı akıyor, kaşları öfkeden çatılmıştı.

Baraj yıkılmıştı. Haruhime'nin gizli tuttuğu her şey dışarı fışkırdı.

“…?!”

“Hiçbir şey hissetmediğin birine bedenini vermek, onu para karşılığı satmak! Bunu yaptığın için kendini affedebilir miydin, Mikoto?”

Haruhime'nin sesine çocuksu bir ton hakim olmuştu. Doğduğundan beri içine işlenmiş olan nezaket bile yok olmuştu. Bu, Mikoto'nun büyük bir şeyin geleceğine dair ilk ipucuydu ve bu onu korkuttu.

“Bana bak. Ben bir fahişeyim!”

Haruhime'nin gerçeği ona kafasına inen bir darbe gibi çarptığında Mikoto'nun gözleri titredi. Cevap verecek kelime bulamadı.

Haruhime, yanakları gözyaşlarıyla ıslanmış bir halde vücudunu sağa sola salladı.

Omuzlarını Mikoto'nun gevşeyen kavrayışından kurtardıktan sonra kollarını göğsüne doladı.

“Ondan yardım istemeli miyim, bunu mu diyorsun? Bu kirlenmiş beden için savaşmasını, yaptığım her şeye rağmen yanında kalmama izin vermesini mi istemeliyim? Tüm bunları yaparken onu tehlikeye atacağını bile bile mi?”

Mikoto'ya kaybolmuş bir çocuğun gözleriyle baktı.

Daha fazla üzüntüsünü dışarı dökerken Haruhime'nin gözleri sıkıca kapandı.

“Yapamam! Yapamam işte…!”

Gözleri kapalıydı, ay ışığı ıslak kirpiklerinden yansırken yere tekrar baktı.

Yumuşak hıçkırıklar ağlamasını kesiyor, Haruhime'nin omuzlarının birkaç saniyede bir sıçramasına neden oluyordu. Ayaklarının etrafındaki taşlar düşen gözyaşlarıyla beneklenmişti. Mikoto ise orada donmuş bir heykel gibi durup çocukluk arkadaşının feryat etmesini izleyebiliyordu.

Eğer Haruhime'nin yerinde o olsaydı, ne yapardı?

Ouka'dan, Chigusa'dan, Takemikazuchi'den yardım isteyebilir miydi?

Bir fahişe olarak, gerçekten kurtarılmayı ister miydi?

Tam tersine. Onlardan başka yöne bakmalarını isterdi.

Başka bir kadın olarak, Haruhime'nin sözlerini çürütemezdi. Ona sempati duyuyordu.

“…!!”

İkisi de ay ışığına bulanmış halde dururken, Haruhime'ye bir kez daha bakma fırsatı buldu.

Çaresizlik hissiyle dolup taşan Mikoto, bulundukları yeri bir anlığına fazla uzun süre unuttu.

“—Ateş açın!”

Keşfedilmişlerdi.

Ana kuleden bir şimşek fırladı, gece havasını yakarak Mikoto'nun sırtına doğrudan isabet etti.

“HÖH!”

Şimşek omzunu yırtarken vücudu titredi.

Bir büyü kılıcı.

Saraydan daha fazla Berbera belirmişti. Ön saflardakiler ellerinde birkaç büyülü silah sallıyordu.

Haruhime, arkadaşının vücudunun kasılarak koruma duvarına doğru sendelemesini dehşet içinde izledi.

“Mikoto!”

Haruhime ona yardım etmek için uzandı. Başka bir şimşek Mikoto'nun yan tarafına isabet etti.

İnsan kız, ölümcül darbeyi kızıl hançeriyle bloklama'yı başardı ama darbenin şiddeti onu köprüden aşağı savurmaya yetti.

Haruhime'nin uzanmış eline tutunamayan Mikoto, boşluğa doğru düştü.

“AAHHH…!!”

Haruhime yüzünü iki eliyle kapattı; dizlerinin üzerine çökerken gözlerinden taze gözyaşları akıyordu.

Suçluluk duygusuyla sarsılmış bir halde ileri geri sallanıyor, durmadan "Üzgünüm," diye fısıldıyordu.

---

“…!”

Bu sırada, hala boşluğa düşmekte olan Mikoto dişlerini sıktı ve yaralı omzunu kavradı.

Arkadaşını geride bıraktığı köprü, uzakta küçücük kalmıştı.

“Başarısızlık…!”

Diğer eliyle eşya kesesine uzanıp bir işaret fişeği çıkardı.

Bunu yapmak ona ne kadar acı verse de, tetiği çevirip fırlattı; kırmızı kıvılcımlar Belit Babili'nin üzerinde bir yay çizerek yayıldı.

---

“—Gözlerini açamaz mısın?!”

İştar'ın gazabı inkar edilemezdi.

Ve tüm bu gazap, şu anda yardımcısı Tammuz tarafından yere sabitlenmiş olan oğlan Bell'i hedef alıyordu.

Gözleri sımsıkı kapalı, kıpkırmızı kesilmiş oğlan dinlemiyordu.

“Y-y-yapamam! Lütfen bir şeyler giy!”

Bell, boğuşmadan kurtulmaya çalışarak ciğerleri patlarcasına bağırdı. "Dur yerinde!" diye hırladı Tammuz, Seviye 3 bir maceracı'yı tamamen hareketsiz tutamadığı için duyduğu hüsranla. Ancak İştar kendi vücut ağırlığını eklediğinde, panik içindeki tavşan uslu durdu.

Oğlan hala ona bakmayı reddediyordu. Stratejisini değiştirme zamanı gelmişti.

Bu da neyin nesi böyle...?

Oğlanın seçeneği olmamalıydı. Gözlerini açsa da açmasa da, İştar'ın ona ilgi göstermesi onu anında Büyülemeliydi. İşler böyle yürürdü.

Güzelliği gözlerinde, kokusu burunlarında, sesi kulaklarında eriyor, teninin tenlerinde yarattığı his... Hiçbir duyu onun cazibesinden güvende değildi. On bin kişilik bir orduyu kölelerine çevirmek için bunlardan herhangi birini kullanabilirdi. Onlara dokunmasına bile gerek yoktu. Her şey göz temasıyla bitmeliydi. Kimse onun bakışına direnememeliydi.

Oysa altındaki oğlan her fırsatta direniyordu. Bu sadece tuhaf olmakla kalmıyor, aynı zamanda masum tepkisi onu utandırıyordu.

“Neden Büyülenmiyor?!”

Tammuz, tanrıçasının bu gazap nöbeti karşısında şaşkına dönmüştü.

Güzellik Tanrıçası'nın Büyüsü bir canavarın zehirine benzese de, Gelişmiş Yetenek Bağışıklığı bile onu bloklama'yı başaramazdı.

İştar'ın gururu sarsılıyordu. Dudağını ısırdı ve tehditkar bir şekilde oğlanın sırtına baktı.

“Tammuz, soy onu!”

“A-anlaşıldı!”

Zırhsızdı; sırtını sadece ince bir kumaş tabakası gizliyordu. Tammuz söylenenleri yaptı ve elini Bell'in sırtına koydu.

Beyaz saçlı oğlan çırpınmaya çalıştı ama iç gömleği göz açıp kapayıncaya kadar paramparça oldu.

Statüsü ortaya çıktı.

Siyah hiyeroglifler okunması zor olsa da, bilgiyi koruyan bir kilit yoktu. İştar, kilitleme becerilerine gerek kalmayacağına şaşırarak kaşını kaldırdı ve daha yakından bakmak için eğildi.

Bir an sonra dili tutulmuştu.

Seviye Üç

Güç: I 94 Savunma: H 144 El Çabukluğu: I 95 Çeviklik: G 299 Büyü: I 78

Şans: H Bağışıklık: I

Büyü

(Ateş Cıvatası)

• Hızlı Saldırı Büyüsü

(Liaris Freese)

• hızlı büyüme

• sürekli arzu, sürekli büyüme sağlar

• daha güçlü arzu, daha güçlü büyüme sağlar

(Argonaut)

• aktif eylemle otomatik olarak dolar

“Bu da n-”

Başta Şans yeteneği dikkatini çekse de, İştar özensiz el yazısını çözdüğü an belirli bir beceri'den gözlerini ayıramadı.

Liaris Freese.

Büyüme oranını etkileyen, henüz belgelenmemiş Nadir bir Beceri.

İştar inanamıyordu.

Statüsü'nde yazan bilgilere inanılacak olursa... Tanrıça, ağırlığının altında çırpınan ölümlü oğlan karşısında hayranlıkla donakaldı.

Beceri'ler yaratacak kadar güçlü, muazzam bir iradeye sahipti.

Sırf arzuyla kendi büyümesini zorlayacak kadar güçlü bir irade.

En fazla milenyum'da bir ortaya çıkan, saf ama tek odaklı bir zihin.

Liaris Freese'in istenmeyen yan etkisi: bir tanrıçanın Büyüsü'nün onda hiçbir etkisi yoktu!

“S-sen bir aptal mısın?!”

İştar'ın sesi, taşlar yerine oturduğu ve gerçeği anladığı an boğazından patladı.

İştar, gerçek olamayacak kadar saf bir oğlanın sırrını öğrendiğinde yıkılmıştı ve tamamen soğukkanlılığını kaybetmişti.

Canavar'lar ve hatta tanrılar da dahil olmak üzere Gekai'nin tüm insanları, Güzellik Tanrıçası'nın Büyüsü'nden kaçma gücüne sahip olmamalıydı. Ve işte, emrindeki ezici gücü iptal ederek onu etkisiz hale getirme yeteneği olan bir insan oğlan vardı.

Akıl almaz. Tamamen saçmalık.

İştar geriye yaslandı, ametist gözleri yeni bir alevle parlıyordu.

Kükredi!

Hala ona itaat etmeyen beyaz tavşana ters ters baktı. Tanrıçanın tüm vücudu öfke ve aşağılanma karışımıyla titriyordu.

Tammuz tanrıçasını bu denli soğukkanlılığını kaybetmiş görmemişti. Bell'den başını kaldırıp korkuyla titredi.

“Höh!”

“AH!”

İşte Bell'in genç adamın boğuşmasından kurtulmak için ihtiyacı olan fırsat buydu.

Bell, yuvarlanıp ayağa kalkarken, kendi tanrıçası Hestia'ya benzer sesler çıkardı ve yakalayıcılarından hiçbiri tepki veremeden tekrar ayaklarının üzerine dikildi.

Tammuz ne olduğunu yeni anlamışken, Bell İştar'ın yanından fırladı. Odanın ortasından en yakın pencereye doğru koşarken omzunun üzerinden bir bakış attı.

Önemsiz detayları umursamadan, Bell kendini camdan dışarı, gece havasına attı.

“Tavşan kaçtı! Yakalayın onu, şimdi!”

Tammuz pencereye koştu, dışarı eğilip aşağıdaki Berbera'ya bağırdı. Tüm sakinliğini yitirmiş olan İştar ise ciğerleri patlarcasına çığlık attı.

“O oğlanın kaçmasına izin verilemez! Onu bana getirin, nasıl olduğu umrumda değil!”

Tammuz, gazap içindeki tanrıçasının emrini yerine getirmek için bir an bile kaybetmedi. Ona giyinmesi için yardım etmeyi unutarak, genç insan odayı terk etti ve merdivenlerden aşağı koştu.

İştar, diğer merdivenlerden yukarı çıkmadan önce giysilerini kendi elleriyle giydi.

“Beni aptal yerine koymak ha...?”

Bir Güzellik Tanrıçası olarak, iradesine boyun eğdirilemeyen hiçbir şeyin varlığına izin vermezdi.

Oğlanın boynunu parmakları arasında hayal eden İştar, doğu piposunu ikiye böldü.

---

Bell, sarayın otuzuncu katından aşağı düşüyordu.

“HÖH!”

Vücudu kulenin duvarına ve sayamayacağı kadar çok pencere tentesine çarptıktan sonra, sağ eliyle açık bir pencerenin iç kısmını tutmayı başardı.

İnişinin sarsıcı sonuna rağmen, Bell'in kolunda hala kendini odaya çekmeye yetecek kadar Güç vardı.

“Vay canına—ÇIIIIĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞ

Yüzü aşkın Amazon, soluk, mavimsi-beyaz arduvaz taşların üzerinde yalınayak yürüyerek ortada toplanıyordu. Phryne, ayin hazırlıklarını denetlemekle görevli Samira’ya doğru yürüdü. Gri saçlı Amazon, çenesiyle ortayı işaret etti.

Orada, o görkemli, rüya gibi Yüzen Bahçe’nin tam ortasında, bir sunağın etrafında üçgen bir formasyon oluşturan, uzun ve ince üç taş sütun yükseliyordu.

Taş sunağın kendisi, çatının taş levhalarından bile daha parlak bir ışık saçıyordu. Sütunlarla etkileşime giren ışığı, ay ışığıyla karışarak pırıltılı akıntılar halinde dağılıyordu.

Bahçe ve sunak, Öldürücü Taş’ın gücünü artırmak gibi tek bir amaca hizmet etmek üzere tasarlanmıştı. Taş tek başına kullanılırsa, ruhun parçalanma riski bulunuyordu. Bu denli büyük bir enerji kaynağıyla, Öldürücü Taş ruhu bütünüyle mühürleyebilecekti.

Phryne, genişçe sırıtarak gözlerini kıstı. Samira, yanında durmuş gökyüzünü izliyordu.

Bulutların büyük bir kısmı dağılmıştı. Yüzen Bahçe’nin üzerinde, yıldızlarla bezeli ve büyüleyici bir dolunayın aydınlattığı engelsiz bir gece gökyüzü uzanıyordu.

Tüm Amazonlar tek bir şeyi bekliyordu: Sunağın yaydığı ışığın açık maviden koyu kırmızıya dönmesini. O zaman ayin başlayabilirdi.

"Haruhimeee! Tembelliği bırak da sunağa gel!"

Gür sesi havayı doldururken Phryne sunaktan uzaklaştı.

Amazon kalabalığı, yol açmak için kenara çekildi. Görkemli kırmızı bir kimono giymiş bir renart kız, sessiz adımlarla ön tarafa doğru ilerledi.

Yeşil gözlerinin beyazları kırmızıya dönmüş olsa da yüzü ifadesizdi. Bakışlarını, ayaklarının altındaki taştan yükselen mavi ışığa sabitlemişti. Tavırlarında ne kişilik ne de duygu kırıntısı vardı; sanki bir bulutun üzerinde yürüyen bir oyuncak bebekti.

Yanından geçerken Amazonlar ona çeşitli ifadelerle baktılar. Aisha, Haruhime’nin gelişini izledi ve renart tam önüne gelmeden ağzını araladı. Ancak tek bir ses bile çıkmadı.

Haruhime kısa bir an onun yönüne baktı, gözlerinde Aisha’ya bir şeyler anlatmaya çalışırcasına zayıf bir gülümseme vardı. Ama Amazon, genç kız yanından geçerken elleri titreyerek ağzını kapadı.

Haruhime sunağa varıp tepesine çıktı.

"Buraya diz çök."

"Evet…"

Emredildiği gibi dizlerini parlayan taşın tam ortasına yerleştirdi.

Sunağı çevreleyen uzun sütunlardan, kelepçelerle donatılmış birkaç zincir sarkıyordu. Sonraki birkaç an içinde bu zincirler bileklerine, ayak bileklerine, beline ve boynuna takıldı.

Ayin sırasında ruhları bedenlerinden Öldürücü Taş’a aktarılırken renartların aşırı acı çektiği söylenirdi. Bu zincirler, zamanı geldiğinde Haruhime’nin çılgınca çırpınmasını önlemek içindi.

Diz çökmüş ve zincirlenmiş Haruhime, gerçekten de bir tanrıya kurban edilmek üzere olan bir bakireyi, ya da en azından kadim bir törenin odak noktasını andırıyordu. Sunağı çevreleyen Amazonlar bile sahnenin dokunaklı güzelliğine kendilerini kaptırmıştı.

"Bununla, sonunda Freya Familia'ya karşı savaşabiliriz."

Yüzen Bahçe’nin karşı tarafından, dudaklara beklentiyle genişçe sırıtışlar getiren bir görüntü belirdi: Öldürücü Taş gelmişti.

Yumruk büyüklüğündeki, kan kırmızı kristal, törensel bir uzun kılıcın kabzasının ucuna takılmıştı.

Kılıcın bıçağı Haruhime’nin bedenini delip, taşa onun büyülü enerjisine doğrudan erişim sağlayacaktı. Öldürücü Taş’ın içine mühürlenirken ruhunun üzerinden geçeceği köprü olacaktı. Bıçağın kendisi ay ışığında parıldarken, kabzasındaki taş uğursuz kırmızı bir parıltı yayıyordu.

Silah görüş alanına girdiği an Haruhime’nin içinde bir korku kıpırtısı belirdi. Hızla gözlerini kapadı, başını salladı ve yıldızlara baktı.

Gözlerini, altın bir ayın ardındaki sayısız ışık parıltısı karşıladı.

Onu öldürecek olan ışık.

Ama aynı zamanda, onu bu dünyadaki acı ve ıstıraptan kurtaracak olan da bu ışıktı.

Göz kamaştırıcı bir ay ışığıyla aydınlanan Haruhime, başını öne eğdi.

Gözlerinde yaş yoktu. Ağlayan kalbiydi. Ama bunu kimseye belli etmedi.

Minik bedeni, tüm üzüntüyü, acıyı, mutluluğu ve pişmanlığı içinde saklıyordu.

Son birkaç günde edindiği tüm anılar; o çocukla tanışması, o kızla yeniden bir araya gelmesi… Her şey sıkıca bir araya toplanmış ve derinlere saklanmıştı.

Zihni bomboş bir levha gibi olan Haruhime, yavaşça gözlerini kapadı.

"—Düşman saldırıyor!"

Bir an sonra tiz bir ses kulaklarına ulaştı.

Haruhime’nin başı fırlarken gözleri aniden açıldı. Yüzen Bahçe’ye bağlanan giriş köprüsünden, silahların birbirine çarpma sesleri yankılanıyordu.

Görünen, uzun siyah saçları at kuyruğu yapılmış, Amazon saflarına doğru hücum eden genç bir kızdı.

"Leydi Haruhime—!"

Mikoto, Yüzen Bahçeler'e giden kapıdaki muhafızların üzerinden atlayarak sunağa doğru koştu.

Muhafızlar onun varlığından zaten haberdardı; bu noktada saklanmaya çalışmak anlamsızdı. Derin bir nefes alıp, parlayan taşa zincirlenmiş kızın orada olduğunu bilmesi için yeterince yüksek sesle bağırdı.

"Yine mi?!"

Sunağın etrafındaki Amazonlar silahlarına sarılıp yaklaşan Mikoto’ya doğru hücum etti.

Ancak sunağın yaklaşık otuz metre önünde durdular. Zaten ağır yaralı olan Mikoto, Amazon kas ve çelik duvarının karşısında duraksadı. Sinsi saldırıyla geçtiği tüm muhafızlar arkasından yetişip yayıldılar. Mikoto artık tamamen kuşatılmıştı.

"Cidden, buraya tek başına mı geldin?!"

Samira, cesur ve pervasız insana kanı kaynamış gibi gülümsedi.

Berbera'nın geri kalanı da kısa süre sonra aynı genişçe sırıtışı takındı, neler olacağını görmek için hevesle bekliyorlardı.

"Hey Haruhime, kahramanın burada!"

Samira, omzunun üzerinden zincirlenmiş kıza baktı. Haruhime’nin yüzünde kalan son renk, göz açıp kapayıncaya kadar soldu.

Bedeni harekete geçmeye çalıştı ama zincirler tarafından hızla geri tutuldu.

"Neden… NEDEN?! Git buradan, Leydi Mikoto!"

Zincirlerin şıngırtısı, Haruhime’nin onlara karşı mücadele ederken attığı çığlıkları daha da belirginleştirdi.

Daha önce reddedilmesine rağmen Mikoto bir kez daha onun karşısına çıktı. İnsan kız, ona hayranlık uyandıran bir bakışla yukarıdan baktı.

"Bu imkansız, Leydi Haruhime. Beni kaç kez reddetseniz de çocukluğumuzdan beri yaptığım şeyi yapacağım. Seni dışarı çıkaracağım."

Uzak Doğu’daki memleketlerinde geçen, çok eski günlerin anıları…

Herkesin kızacağını, onu rahat bırakmaları gerektiğini defalarca söylemişti. Ama onun yalvarışlarını görmezden geldiler, serseri olarak damgalanmaya hiç aldırış etmeden yine de onu ailesinin konağından çıkarmaya geldiler.

Hiçbir şey değişmemişti. Mikoto her zamanki gibiydi ve Haruhime onun gözlerindeki o bakışı tanıyordu. Renartın içinde sıkıca hapsedilmiş duygular, gözleri yaşlarla parıldarken bir kez daha serbest kaldı.

"Şu an oldukça havalı görünüyorsun."

Gri saçlı Amazon Samira, Mikoto’nun dramatik girişini ve Haruhime ile uzaktan yeniden bir araya gelişini keyifle izledi.

"Hey, Phryne, Aisha. Onu bana bırakın!"

Komutana, Berbera'nın kalbi ve ruhu olan, neredeyse ailelerinin kaptanı sayılan kişiye döndü.

"Siz ikiniz zaten oynadınız! Sıra bende olsun!"

"…He-he-he-he-he, eğlenmene bak. Nasıl olsa zamanımız var."

Phryne aya bir bakış attıktan sonra dudaklarından kaba bir kahkaha döküldü.

Samira ayin hazırlıklarını denetlemekle görevlendirilmişti ve tavşan avına katılmamıştı. Phryne, onun istediğini yapmasına izin vermekte bir sakınca görmedi. "Yaşasın!" Samira heyecanla ellerini birbirine çarptı.

Aisha onu durdurmaya çalışmadı ve sessizce izledi.

"Lütfen! Lütfen durdurun bunu! Leydi Phryne, Leydi Aisha!"

Uzaktan gelen Haruhime’nin çığlıklarına hiç aldırış etmeyen Samira, Mikoto’yu kuşatan Amazon çemberinden dışarı adım attı.

"Durum böyle, o yüzden beni eğlendir. Bak ne diyeceğim, beni yenersen… belki de söyleyeceklerini dinlerim."

Tüm Berbera’nın gözlerinin üzerinde olduğunu zaten hisseden Mikoto, rakibine döndü.

Samira’nın yüzünde inatçı bir genişçe sırıtış belirdi. Mikoto, oyuna uymaktan başka seçeneği olmadığını biliyordu.

Bu durum hatta onun avantajına bile işleyebilirdi. En azından, Bell’in gelmesi için zaman kazanmasını, hatta sunağa giden bir yol açmasını sağlayacaktı. Mikoto’nun kararı kesindi.

İnsan kız, ondan ödünç aldığı kılıç Ushiwakamaru’yu çekerken sessiz kaldı. Silahı, ters tutuşla savunma pozisyonunda önüne uzattı.

Samira’nın dudaklarının köşesi yukarı kıvrıldı, meydan okumasının kabul edilmesinden dolayı sevinçliydi. Hiçbir silah kullanmamayı seçti ve kollarını bacaklarını esnetirken Mikoto’ya gözlerini dikti.

Taş köprünün girişinden çok da uzakta durmuyorlardı. Kana susamış Amazonlar omuz omuza dizilerek dövüşçülerin etrafında bir çember oluşturdu. Savaşları basit bir cümlenin söylenmesiyle başladı:

"Geliyorum!"

Sözler ağzından çıkar çıkmaz Samira, Mikoto’ya doğru cephe saldırısıyla atıldı.

Gelen saldırı, Mikoto’nun bloklaması veya kontratak yapması için fazla hızlıydı, bu yüzden ilk darbeden sıyrılmaya tamamen odaklanmak zorunda kaldı.

!

Tam zamanında başını çekmesiyle Amazon’un büyük yumruğu gözlerinin önünden sıyırdı geçti.

Ama o sol yumruk sadece bir aldatmacaydı. Samira o ivmeyi aşağı doğru çevirip sol elini yere koydu ve bacaklarını yukarı doğru savurdu.

"Höh!"

Mikoto, Samira’nın sağ topuğunu zamanında görüp saldırıyı Ushiwakamaru ile blokladı.

Kolları, sanki çelik bir borunun kör ucuyla vurulmuş gibi uyuştu. Bedenini bir acı şoku dalgası sardı ve dengesini bozdu. Samira, avantajını kullanmakta hiç zaman kaybetmedi.

"İşte böyle, yetişmeye çalış!"

Mikoto’nun üzerine yumruk ve tekme yağmuru yağmaya başladı.

Mikoto'ya doğru savrulan her bakır rengi darbe, onu sersemletmeye yetecek güçteydi. İnsan kızı, her saldırının yolundan yeterince uzaklaşmaya odaklanmıştı; zira tamamen sıyrılamasa bile Savunması darbeyi kaldırabilmeliydi. Boşa harcanan tek bir hareket, hataya yer yoktu.

—Beklediğim gibi, Seviye 3.

Rakibinin kül grisi saçları hareket ettikçe bir o yana bir bu yana savruluyor, üzerindeki minimal kıyafetler vücuduna sıkıca yapışıyordu. Samira'nın bu ezici ölüm dansı, Mikoto'nun zaten şüphelendiği gerçeği kanıtladı: Kendi Seviye 2 Durumu ile Amazon'unki arasında muazzam bir uçurum vardı. Rakibinin ezici gücünü, dövüş tarzını ve ayak oyununu alt etmesinin hiçbir yolu görünmüyordu.

Etrafını saran Berbera'lardan kaçı Samira kadar güçlüydü ki? Bu farkındalık zihnine yerleşirken, onların çığlıkları ona uzaktan geliyormuş gibiydi. Kalbine sızmaya başlayan korkuyu hisseden Mikoto, onu silkeleyip sakinliğini yeniden buldu.

O ve Bell, ihtimaller ne kadar aşılmaz görünürse görünsün, Haruhime'yi kurtarmaya zaten karar vermişlerdi.


***

"Hiiiya!"

"Hah! Fena değil!"

Samira, Mikoto'nun ilk kontratağını sağ koluyla blokladı.

Mikoto'nun tekmesinin tüm gücünü aldıktan sonra, kolunda dolaşan acıdan zevk alıyormuş gibi gülümsedi. Ardından misilleme yaptı.

"HÖHH!"

Mikoto havaya fırladı.

Darbenin etkisiyle Ushiwakamaru elinden fırlarken, Mikoto ringin ortasında sırtüstü yatmış, bıçağın seyircilerin ayaklarının dibine düşüşünü izledi. Omzunun üzerinden dönerek öne doğru baktığında, Samira'nın tekrar üzerine doğru hamle yaptığını görünce gözleri faltaşı gibi açıldı.

"Bitti mi?!"

Amazon'un sağ yumruğu yüzüne doğru hızla gelirken Mikoto'nun gözleri kısıldı.

Şimdi ya da asla! Mikoto yumruğu yakaladı ve omzunun üzerinden bir fırlatma pozisyonuna yönlendirdi.

"?!"

Bağıran Amazonlar ve Samira'nın kendisi bile durumu fark etti.

Judo tarzı bir kol fırlatışıydı bu. Takemikazuchi'nin ona aşıladığı bir başka dövüş tarzıydı ve Mikoto bu tekniklerden birini kullanma fırsatını yakalamıştı.

Zindan'daki Canavarlar her şekil ve boyutta olduğundan, judo eğitimi pratikte işe yaramaz hale geliyordu. Ancak bu Uzak Doğu tarzı, insan rakiplerin vücutlarını kontrol etmek için son derece kullanışlıydı.

Bu teknikler, daha iri ve güçlü dövüşçüleri alt etmek için tasarlanmıştı. Mikoto, muazzam bir şeyi başarmak üzereydi.

Mikoto tüm gücüyle nefes verdi, kasları Samira'yı taş zemine indirmek için tam kapasite kasıldı.

"Hey, güzel!"

Ama Samira'nın başka planları vardı.

Fırlatma sırasında tekniği hakkında yorum yaparken, sağ kolunu rahatça burdu ve kurtuldu.

"!"

Fırlatma tamamlanmak üzereydi. Serbest kalan Amazon, Mikoto'nun vücudunu iki eliyle kavradı ve onu fırlattı.

"Nee?!"

Amazon'un sırtı taş zemine çarpmadan hemen önce, Mikoto'nun gözleri sol kolunun altından ve boynunun etrafından geçen iki bronz ten parlamasını algıladı. Bir sonraki bildiği şey ise, rakibinin saf kas gücüyle gökyüzüne fırlatılmasıydı. Samira, kalçası sert zemine tam isabetle indiği için acıyla "Ah!" diye bağırdı. Aynı anda Mikoto da Amazonların oluşturduğu ringe kadar fırlatılmıştı.

En yakındaki Amazon neşeyle izlerken, Mikoto'yu merkeze geri yuvarlayan yıkıcı bir döner tekme indirdi.

"Şu Uzak Doğu hareketlerinden biri miydi? Güzeldi."

Bunun üzerine Samira, göz açıp kapayıncaya kadar Mikoto ile arasındaki mesafeyi kapattı.

İnsan kızı hala sırtüstü yatıyor, son darbenin etkisiyle sersemlemişti. Samira, bir sonraki saldırı yağmuruna daha şakacı bir yaklaşımla başladı; Mikoto'ya sanki ayaklarıyla futbol topu sektirmeye çalışıyormuş gibi tekme atıyordu.

"HÖH!"

"Varsa daha fazlasını göster!"

Samira'nın son tekmesi kızı uçurdu. Mikoto bir kez sekti ve sonunda ayaklarının üzerine kalkmayı başardı.

Ancak bu durum, onu ikinci seviye maceracının acımasız yumruklarına karşı savunmasız bıraktı.

Mikoto'nun omuzları, karnı ve yanakları doğrudan darbe aldıkça vücudu sağa sola sarsılıyordu. Her yumrukla kan damlacıkları uçuşuyor, taş zeminden yayılan soluk mavi ışığa koyu lekeler bırakıyordu. Samira'nın hayvani gülümsemesi genişledi. Onun gözünde Mikoto, gizli özellikleri olan bir oyuncaktan farksızdı ve onları ortaya çıkarmak için hiçbir şeyden çekinmeyecekti.

Teknikler işe yaramazdı.

Mikoto'nun düşünceleri karmakarışıktı. Zihninde yankılanan tek şey, Samira'nın vahşi ama bir o kadar da mükemmelleşmiş dövüş tarzına duyduğu hayranlık uyandıran dehşetti.

Amazon, canlı, nefes alan bir silahtı. Yılların deneyimi, içgüdüsel tepki verebilen, düşünmeden hareket etmeyi bilen bir vücutta zirveye ulaşmıştı. İsabet eden her darbe, sadece fiziksel acıdan fazlasını veriyor; Mikoto'nun özgüvenine ve gururuna doğrudan darbeler indiriyordu. Her etki, aynı zamanda içten içe yıkılışının sesiydi.

Yeteneği ve becerisi yetersiz kalıyordu.

Her yeni saldırı dalgası, kendi yetenekleri ile ikinci seviye bir maceracınınkiler arasında ne kadar mesafe olduğunu gösterdikçe Mikoto'nun dizleri güçsüzleşti.

"Leydi Mikoto! MİKOTO!"

Haruhime'nin çığlıkları nihayet ona ulaşmıştı.


***

"!!"

Mikoto'nun göz kapakları açıldı.

İnsan kızı güçlü bir şekilde ayağa kalktı, gözlerine yeniden ışık dolmuştu.

"Ha-ha-ha-ha-ha-ha-ha! Cidden, sen Seviye İki misin?"

Mikoto'nun tam saldırısının yükünü taşıyıp hala ayakta kalmasından açıkça etkilenen Samira, neşeyle dövüş ruhunu övdü.

Morarmış ve kanlı Mikoto'ya bir başka yumruk, diz ve dirsek turu çarptı. Ancak artık rakibinin saldırı desenini iyi anlamıştı ve kendini korumak, ölümcül bir darbeden kaçınmak için elinden geleni yapıyordu.

Bir fırsat doğduğunda, hatta bazı tekniklerini bile denedi. Ne yazık ki, kül grisi saçlı Amazon bir şeyin geldiğini hissedebiliyor ve her zaman sıyrılmayı başarıyordu.

Bir maceracı olarak kazanmak imkansız!!

Vücudu, omzunu kıracak bir dirsekten zar zor kaçınırken Mikoto zihninde çığlık attı.

Eşit bir zeminde kaldıkları sürece, Mikoto'nun üstünlük sağlamasının hiçbir yolu yoktu. Bu farkındalığa varınca, Mikoto gururunu, şefkatini ve dövüş görgü kurallarını bir kenara attı.

"İyi dinle, Mikoto. Ninjutsu… kirlidir."

Takemikazuchi'nin sesi zihnine üşüştü.

"Sinsi saldırılar, pusular, tuzaklar… Bir ninja amacına ulaşmak için her seçeneği, her yolu kullanır."

Sevdiği ve saygı duyduğu tanrı bunu sert bir yüz ifadesiyle söylemişti.

"Yani, açıkça söylemek gerekirse, senin gibi dobra ve dürüst birinin pek işine yaramayabilir."

Ona teknikleri öğretmeye hevesli olmasa da, tanrı gerekçesini açıklamıştı.

"Gerçek ninjalar bağlılıktan hareket eder. Korumaları gereken bir lorda ya da kendileri için çok önemli birine duydukları bağlılıktan."

Sonra Takemikazuchi gülümsedi.

"Eğer o önemli kişi ölümcül bir tehlikedeyse, o zaman senin gibi dobra ve ciddi biri bile efsanevi boyutlarda bir ninja olabilir."

Bağlılık.

Onun bağlılığı Haruhime'ye idi.

Eğer onu kurtarmaksa, o zaman her yöntem—!


***

Samira'nın son tekmesi çenesinin altına isabet etti. Mikoto, havada dönerken bile eşya kesesine uzandı, bir şey çıkarıp yere fırlattı.

"Ha—duman mı?!"

"Bir duman bombası!"

Yoğun gri bir gaz havaya yayılırken, Samira ve çevredeki Amazonlar şaşkınlıkla geri adım attı.

Bir flaş bombasıyla birlikte, Mikoto'nun depodan aldığı eşyalardan biriydi bu. Berbera'lar, savaş alanındaki gerçek görünümünden çok, kendi eşyalarından birinin kendilerine karşı kullanılmasına daha çok şaşırmıştı.

Duman bulutu, ringin ortasında Mikoto ve Samira'yı sararak onları tamamen gözden kayboldu.

"Nerede o?!"

Birkaç Berbera, sunağı korumak için geri çekildi. Bu sırada Samira, bulutun içinde Mikoto'yu ararken kafasını sürekli çeviriyordu. Kendi duyuları, yani ikinci seviye bir maceracının gelişmiş görme ve işitme yetenekleri, insan kızı bulamıyordu. İlk kez, kendine güvenli tavrı kaybolmuştu.

Bir an sonra arkasında kara bir gölge belirdi.

"—Yakalandın!"

Samira havaya sıçrayıp topuğunu gölgenin üzerine indirirken dudaklarında çılgın bir sırıtış belirdi.

Refleksleri tam isabetti; neredeyse kör bir açıdan şimşek hızıyla isabetli bir darbe indirmişti. Ancak sırıtışı kayboldu, gözleri şaşkınlıkla faltaşı gibi açıldı.

"Kumaş mı?!"

Ayağı, Mikoto'nun gömlek olarak giydiği kısa cüppeyle temas etmişti.

Yer değiştirme tekniği—Utsusemi.

Ardından Mikoto, rakibine arkadan ciddi bir şekilde yaklaştı.

"!"

Yüksekten geldi, uyluklarını Samira'nın kafasına saracak kadar yüksekti.

Rakibinin görüşünü engellerken, Mikoto tüm gücüyle kükreyerek vücudunu diğer yöne doğru itti.

"—HAAAAAAAAAAAAAAAAA!!"

Dolunay Fırlatışı—Mikazuchi.

Samira'nın ayakları yerden kesildi. Kafası Mikoto'nun dizleri arasına sıkışmış halde, vücudu duman bulutunun içinden kavis çizdi. GÜM!! Göz açıp kapayıncaya kadar taş zemine çarptı.

"HÖH!"

Ses havada yankılandı; darbe, taş döşemeyi kıracak ve Samira'nın kafasını yüzeyinin altına gömecek kadar güçlüydü.

"Haa… haa…!"

Samira'nın vücudu yanında yere cansız düşerken Mikoto nefes nefese kaldı.

Duman dağıldığı an Amazonların karşılaştığı manzara buydu. Ortamda ses seda yoktu.

Gömleği gitmiş, sadece göğsüne sarılı kumaş Mikoto'nun onurunu koruyordu; o da ayaklarının üzerine kalkmak için çabaladı. Ancak aldığı tüm yaralara rağmen dövüş ruhu gözlerinden ayrılmamıştı. Bu durum, tüm Berbera'ların dikkatini çekti.

"…G-g-g-g-güzel dövüşçüsün doğrusu."

Mikoto, ringi taradı, omuzları inip kalkarken bir sonraki rakibini bekliyordu.

"Ne büyük ziyan."

"…?"

Mikoto, derin, hırıltılı sesin sahibine döndü: Amazon komutanı Phryne'ye.

Büyük yüzü sırıttı. Bu noktaya kadar sessiz kalan Aisha, ağzını açtı konuşmak için. Ama tam konuşacakken…

"Bu daha bitmedi."

Arkadan.

Daha doğrusu, aşağıdan.

""

Yavaşça omzunun üzerinden bakarken, Mikoto'nun omurgasından soğuk bir ürperti geçti.

Yerdeki bronz tenli vücut, başının olması gereken yerde ellerini kaldırmıştı. Kasları gerildiğinde yüksek bir sesle kütledi ve aniden bir baş belirdi.

Amazon, dört ayak üzerindeyken yüzündeki toz ve molozların arasından kısaca yukarı baktı. Islak bir köpek gibi başını silkip ayağa fırladı.

"Bunu kesinlikle hissettim… Çok güzel."

Samira, boynunu kütletmek için başını bir yandan diğer yana sallarken, dudaklarına yeniden bir sırıtış yayıldı ve gözleri kısıldı.

Mikoto'nun ruhu karanlık bir umutsuzluğa gömüldü. Tüm seçeneklerini tüketmiş, Amazon'a elindeki her şeyi fırlatmıştı ama rakibini zerre kadar etkileyememişti.

İşte Seviye'nin gerçek anlamı buydu; kolay kolay aşılamayan bir bariyer.

"Haydi, sonraki raunt!"

"Höh!"

Samira'nın yumruğu, Mikoto tepki veremeden yanağına çarptı.

Mikoto hasar vermişti ama bu yeterli değildi. Normalde güzel olan beyaz teni, vücudunun her yerinde morarmış lekeler ve kan izleriyle doluydu. Karşı koyamıyordu.

"Aaaah…!"

Haruhime izleyemiyordu; Samira, nefes alan kum torbası üzerindeki hayal kırıklığını boşaltırken gözyaşları çenesinden aşağı yuvarlanıyordu.

Bir kız işkenceye kilitlenmiş, yumruğun ete çarpma sesi arka planda acıdan bir melodi yaratıyordu. Phryne her şeyin gelişmesini keyifle izlerken… taş köprüden başka bir Amazon bir mesajla belirdi. Yeni gelen doğrudan Phryne'nin yanına gelip kulağına fısıldadı.

"Aah… Tavşan serbest mi kalmış?"

"E-evet."

"GE-GE-GE-GE-GE-GEH! Görünüşe göre Leydi İştar o kadar da çetin değilmiş."

Phryne bu haber karşısında kahkahasını tutamadı. Sesi o kadar yükseldi ki Samira'nın saldırısı arka planda cılız bir gürültüden ibaret kaldı.

Tanrıçasına defalarca hakaret ederek, geniş ağzını açtı ve derin bir nefes aldı.

"—Küçük Acemi, bizi izliyorsun, değil mi? Acele etsen iyi olur, değerli arkadaşın daha fazla dayanamaz!"

Çevredeki Amazonlar, Phryne'nin sesi bir volkan gibi patlayınca kulaklarını tıkamak zorunda kaldılar. Devasa kadının gözleri, Yüzen Bahçe'nin her köşesini arayarak kuleden kuleye gezindi.

Phryne, çocuğun İştar'ın pençesinden kurtulduktan sonra Haruhime'yi kurtarmaya geleceğinden kesinlikle emindi.

"..."

—Ve haklıydı.

Mikoto'dan beş dakika sonra Bell, nihayet Yüzen Bahçe'ye varmıştı.

Taş köprüye bağlanan kulenin içinde güvenli bir rota bulmaktan vazgeçmiş, bunun yerine zigguratın karmaşık oymalarını kullanarak dış duvarı tepesine kadar tırmanmayı tercih etmişti.

Bell, Yüzen Bahçe'yi çevreleyen kulelerden birinin arkasına saklandı. Mikoto, Öldürücü Taş'ı yok etmesi için ona bir fırsat vermek amacıyla mümkün olduğunca çok Amazon'un dikkatini çekerek planlarını harfiyen uyguluyordu—ancak onun korkunç durumunu gördükten sonra artık görmezden gelemezdi. Başka bir yol ayrımında durmuş, ellerini yumruk yapmıştı.

Buna dayanamam! Kararı kesindi. Tam atlamak üzereyken…

"BAY BELL!"

Mikoto'nun çığlığı onu olduğu yerde durdurdu.

Tek o değildi. Bahçedeki her göz aniden kanlı insana kilitlenmişti. Kolları yanlarında cansızca sarkarken, Mikoto tüm boyuyla ayağa kalktı ve bir adım ileri attı. Yavaş ama emin adımlarla, elleri yumruk oldu.

Mikoto'nun sesi, o sustuktan çok sonra bile bahçede yankılanıyordu; sanki burada olması gerektiğini bildiği çocuğu arar gibiydi. Kararlı gözleri yanarken, omuzlarını Samira'ya dönerek bir kez daha yüzleşti.

"Ohh… Ama şimdi buna ne yapacağız?"

Samira yüksek bir tekme attı, ayağının topuğu Mikoto'nun köprücük kemiğine çarptı. Geriye doğru eğildi ama dengesini kaybetmedi.

Dişlerini sıkan Mikoto, bir sonraki acımasız saldırıya hazırlandı.

"Zaman kalmadı!"

Amazon'un yumruğu karnına saplandığında kızın gözleri fal taşı gibi açıldı.

Gerçekten de, ayaklarının altındaki taşlardan yayılan yumuşak mavi ışıkların uçları kırmızı bir renk almaya başlıyordu.

Yüzen Bahçe'nin merkezindeki sunak da değişiyordu. Taşın içindeki çılgın ışık, neredeyse tam tepelerindeki dolunaya tepki veriyor, uzun zaman önce kaybolmuş bir kardeşe seslenir gibi atıyordu. Kırmızı ışık çizgileri maviden fırlayarak gökyüzüne doğru yükseliyordu.

Çok geçmeden Haruhime, çok yukarıdaki aya doğru uzanan kızıl bir girdabın gözünde zincirlenmişti.

"Şaray. Zamanı geldiğinde, işini bitir."

Phryne'nin gözleri beklentiyle kısıldı, sunağın dibinde duran bir Amazon'a emri vermeden önce.

Şaray adlı savaşçı başını salladı, elinde törensel uzun kılıcı vardı. Öldürücü Taş, sunaktan yayılan aynı uğursuz ışıkla parladı.

Aisha tüm bunların olup bittiğini gördü ve sağ ayağını Haruhime'ye doğru çevirdi.

"Tam orada kal."

"..."

Phryne'nin devasa cüssesi Aisha'nın yolunu tıkadı.

Birbirlerine öfkeyle bakan iki Amazon ve gözleri inançsızlıkla dolu beyaz saçlı bir çocuk.

Onların görüş alanının hemen dışında ise Mikoto, Samira'dan yumruk üstüne yumruk almaya devam ediyordu.

"…Ötesine geç…"

Mikoto, koyu mor gözlerinde bir kararlılık parıltısıyla fısıldadı.

"…düşmanın…"

Samira, kesin zaferinin verdiği coşkuyu o kadar yaşıyordu ki Mikoto'nun sesi kulaklarına ulaşmadı.

"…beklentilerinin."

Mikoto sesini yavaşça kesti.

Samira'nın yumruklarından birinin yanından sıyrılan Mikoto, cansız kollarını rakibinin göğsüne doladı ve kalan tüm gücüyle tutundu.

"Haah?"

Amazon, oyuncağının karşılık vermek yerine sarılmak istemesine belli belirsiz rahatsız olmuş gibiydi.

Mikoto ona aldırış etmedi ve büyü yapmaya başladı.

"Korku, güçlü ve dolambaçlı—"

Samira, omzuna asılıyken büyü yapmaya çalışan insan kıza sırıttı.

"Anlıyorum, nasıl hissettiğini biliyorum. Ama şimdi büyü yapmanın biraz, ne bileyim, acemice olduğunu düşünmüyor musun?"

Büyü—savaşın gidişatını değiştirebilecek ve herkesi ölümün eşiğinden geri getirebilecek bir koz.

Ancak Mikoto'nun bu koşullar altındaki tercihi, Samira'yı son derece hayal kırıklığına uğrattı.

"Biliyor musun, Savaş Oyunu'nda büyünü görmüştüm. Harika bir büyü ama tetiklenmesi sonsuza kadar sürüyor!"

"Höh!"

Samira, girişimin ne kadar anlamsız olduğunu göstermek amacıyla dirseğini Mikoto'nun savunmasız kaburgalarına sapladı.

"Tanrıyı çağırıyorum… her şeyi ve herkesi yok eden için…"

Buna rağmen Mikoto, acı inlemeleri ve kesik kesik nefesler arasında büyüsünü yapmayı bırakmadı.

"Yeter artık, beni sıkıyorsun. Kes şunu, olur mu?"

"Höh!"

İkinci bir darbe, üçüncü. Samira'nın dirseği her seferinde daha sert çarpıyordu.

Mikoto, büyülü enerjisini ileri doğru itmeye devam ederken geri çekilmeye veya darbelerden sıyrılmaya çalışmadı.

Bu acınası gösteriyi izleyen Amazonlar sadece güldüler ya da memnuniyetsizlikle başlarını salladılar. Ayaklarının altındaki mavi bulut her geçen an daha da kızarırken, Samira bu dövüşün geri kalanından keyif almanın bir yolunu bulmalıydı. İnsanı üzerinden atmak için kaç darbe gerekeceğini görmeye karar verdi—tam o sırada zihninde bir şey dank etti.

"Ş-şey… Ciddi olamazsın…"

Mikoto'nun büyülü enerjisi taşmaya başlıyordu.

Daha fazla su alamayan bir kase gibi, yataklarına sığmayan taşmış bir nehir gibi, bir fırtına serbest bırakılmıştı.

Küçük beden, içinden geçen kabaran büyülü enerjiyi artık kaldıramıyordu.

"Cennetlerden… rehberlik…"

Tetikleyici büyü sözleri dudaklarından dökülmeye devam etse bile, Mikoto'nun zihni gittikçe daha da karanlığa kayıyordu.

"—Rakibini izle, alışkanlıklarını, beklentilerini öğren. Ve sonra onların ötesine geç. Tüm ninjalar başarılı olmak için böyle düşünmeli."

Kanla kaplı bedeni fiziksel sınırlarının ötesine geçerken, bilinci kapanmanın eşiğindeyken, Takemikazuchi'nin sesi kulaklarına geldi.

Ona tüm tekniklerin sadece gösterişten ibaret olduğunu söylemişti.

"Bu önemsiz bedene bahşet…"

Öğretileri aracılığıyla tek bir gerçeği aktarmaya çalışmıştı:

Bir tanrı olarak ninjutsuyu neden kirli bulduğunun nedenini.

"Bir ninja, düşmanın nasıl düşündüğünü öğrenir—ve bir adım daha ileri gider."

Düşmanın beklentilerine ihanet et, akıl almaz bir sinsi saldırı.

"…ilahî, gücün ötesinde bir güç…!!"

Savaş Tanrısı'nın sözleri kalbinde yankılanırken, Mikoto büyülü enerjisini daha da zorladı.

"Hayır, buna cüret edemezsin—!"

Samira'nın tiz sesi bariz bir korkuyla doluydu.

Ama çok geçti. Enerji serbest kalmıştı.

Kaslarından akıyor, ince bir borudaki fazla su gibi çaresizce bir çıkış arıyordu.

"U-UZAKLAŞ! ÜZERİMDEN İNİİİİİİİN!"

Mikoto, tetikleyici büyüyü tamamlamadan tüm Zihnini büyülü enerjiye dönüştürmüştü. Bu durum, kaçınılmaz olarak bir patlamaya yol açacak bir zincirleme reaksiyona neden oldu.

Çaresizlik Samira'yı sardı; kan çanağına dönmüş gözlerinde panikle, göğsüne asılı kıza tüm gücüyle saldırdı.

Mikoto'nun savunmasız kaburgaları her darbede çatladı ama tutuşu gevşemedi.

Tam tersine. Yakıcı baş ağrısına ve şimdiye kadar yaşadığı en büyük fiziksel acıya rağmen, Mikoto'nun dudaklarında kanlı bir gülümseme belirdi.

"Hepiniz! Bu şeyi ÜZERİMDEN İNDİRİİİİİİİN!"

Kaç kez vurursa vursun, ne kadar çırpınırsa çırpınsın, Samira kurtulamadı ve sonunda yardım istedi. Berbera hemen karşılık verdi, silahları çekili halde içeri daldı—ama hepsi çok geçti.

Büyülü enerji çıkışını bulmuş ve kaynayan bir çaydanlık gibi ciyaklamaya başlamıştı.

Mikoto'nun bedeni, Yüzen Bahçe'nin tamamını saran sağır edici bir patlamanın merkez üssü oldu.

Samira, Phryne, Aisha, Berbera, Haruhime ve Bell.

Azgın büyülü enerji onları sararken, tüm gözler fal taşı gibi açıldı.

"Koru, arındırıcı ışık!!"

—Ignis Fatuus.

VUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUM!

Saf büyülü enerjinin bir patlaması.

Parıltıları, herkes şok dalgasına kapılmadan hemen önce hayranlık dolu tüm gözlerde yansıdı. İçeri dalan Berbera bunun en ağır darbesini aldı, ayakları yerden kesilerek taş zemine çarptılar.

Bir demircinin anti-büyü Büyüsü böyle işliyordu—dışarıdan kimyasallar kullanmak yerine, bir bedenin içindeki aşırı yüklenmiş enerjinin neden olduğu bir patlama.

BAŞLIK: Kırılan Lanet

Genç maceracılar büyülü enerjilerini kontrol etmeyi öğrenirken bu tür kazalar yaşanabilirdi; çoğu kişi ne pahasına olursa olsun bundan kaçınırdı. Mikoto ise bilerek kontrolünü kaybetti ve kendini bir bombaya dönüştürdü.

Rakibinin varsayımı, büyüyü tamamlayamazsa tetikleyemeyeceğiydi. Ancak içindeki yaşam ateşi, bu beklentinin ötesine geçti.

“HÖH!”

Patlama, Samira’nın bedenini gökyüzüne fırlattı. Bir yığın halinde yere düşüp bahçenin kenarına kadar kaydı. Kavrulmuş, kanlar içinde kalmış Amazon, ayağa kalkmaya dair hiçbir işaret göstermiyordu. Patlamanın ortasında kalan Berbera’ların yarıdan fazlası yerde hareketsiz yatıyordu. Doğrudan darbeden kurtulmayı başaranlar—Phryne, Aisha ve patlama yarıçapının dışında kalacak kadar şanslı olan diğer Berbera’lar—yine de yoğun enerji dalgasının üzerlerinden geçtiğini hissetti. Hatta sunağa zincirlenmiş Haruhime bile teninde sıcağı hissetti.

Patlamanın yankıları, geniş ve açık bahçede yankılanmaya devam etti.

“Ah.”

Mikoto düşüyordu.

Ignis Fatuus patlaması onu Samira’nın aksi yönüne, Yüzen Bahçe’nin kenarından aşağı fırlatmıştı. Havada cansız bir mızrak gibi süzülerek baş aşağı yere doğru çakılıyordu.

Düşerken, vücudundan çıkan dumanı rüzgar çılgınca savuruyordu. Mikoto’nun teni kararmış, içten içe kömürleşmişti.

Acı yoktu, hiçbir his kalmamıştı. Uğuldayan rüzgarla birlikte son fiziksel ve zihinsel enerji kırıntıları da alıp götürülürken gözleri buğulandı.

“Bay Bell…!”

Vücudundaki son güç kırıntısı, onun adını haykırmaya harcandı.

Sözleri Haruhime’ye ulaşmadı.

Haruhime’yi kurtaramadı.

Ay ışıklı gecedeki o anı gibi, Haruhime’nin kahramanı olamamıştı.

Buğulu gözleri kapanmaya başladı. Tüm üzüntüsü, acısı ve tüm bunların ötesine geçen bir dilek, boğazına düğümlendi.

Bir şekilde, bir şekilde…

O kızın laneti.

Onun yıkımı.

Gözyaşları—hepsini silip süpür!

Bir şekilde, bir şekilde!

Gülümsemesini yeniden geri getir!

Ulaş—lütfen ulaş!!

“BAY BEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEE

TheEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEE

Amazon'un devasa gözleri aniden beyaz saçlı insana delici, ölümcül bir bakış fırlattı.

“Burnu havada olma, küçücük velet! Sen kim olduğunu sanıyorsun?”

“Ahhgh…!”

Haruhime'nin saçlarını bir kez daha yakalayıp onu ayağa kaldırdı. Ardından kurbağa benzeri Amazon eğilerek yüzünü esirinin yüzünün dibine getirdi. Phryne'nin çenesi Haruhime'nin omzunu gizlerken, konuşmak için ağzını açtı.

“Bu burada bizim aletimiz! Freya'nın tayfasını darmadağın etmek için kullanacağımız bir alet! Senin gibilere düşmez bu iş!”

Amazonlar, Labirent Şehri'nin en güçlü ailesiyle savaş açmak için o kadar hevesliydi ki Haruhime'nin gücünü bu kadar kolay bırakamazlardı.

Bell, Haruhime'nin yüzündeki acı ifadesine dayanamadı ve taleplerini tekrarlamaya çalıştı, ancak Phryne henüz bitirmemişti.

“Şu haşereyi kimin hayatta tuttuğunu sanıyorsun – o kadar işe yaramaz bir haşere ki fahişelikten bile para kazanamadı…? O bedeni kullanarak bize borcunu ödemek onun görevi!”

“…”

“Değil mi Haruhimeee? Sen anlatsana ona nasıl olduğunuuu.”

Haruhime'nin bedeni titredi. Amazon'un geniş dudakları, bir aşçının fareye duyacağı türden bir şefkatle kulağına fısıldadı.

Bir anlığına Phryne'nin pençesinden kurtulan Haruhime, Bell ile göz göze geldi.

“Usta Cranell…”

Genç kızın elleri göğsünün önünde birleşti, hâlâ arkasındaki etli kayanın yakalama mesafesindeydi. Haruhime'nin gözlerinden bir dizi duygu geçti.

“Lütfen gidin… İyiyim ben…”

“…”

“Beni kendi hâlime bırakın… Yalvarırım, durumumla daha fazla ilgilenmeyin.”

Haruhime'nin sesi, Ishtar ve etrafındaki Amazonların korkusuyla titreyerek çıktı. Bell, renart'ın bakışlarını kaçırdığını, etrafındaki her Amazon'un dudaklarında tehditkâr sırıtışlar belirdiğini gördü.

Bell gözlerini kızdan ayırmadan konuşmak için ağzını açtı.

“Kahramanların hikâyeleri.”

“Eh…?”

“Kararımı, konuştuğumuz kahramanlara dayanarak verdim.”

Haruhime şaşkınlıkla başını kaldırdı. Bell'in sesi hiç titremeden devam etti.

“Seni kurtarmaya karar verdim.”

“Ne demek istiyorsunuz…?”

“Seni kurtarmak ve haksız olduğunu kanıtlamak için… Kararımı verdim.”

—Benim gibi değersiz biri için hiçbir kahraman gelmezdi.

—Fahişeler kahramanların felaketidir.

Bell, o gece genelevde sarf ettiği sözleri çürütmek için buraya kadar geldiğini ilan etti.

Haruhime irkildi, ancak Bell'in özgüveni gittikçe arttı.

“Seninle benim hayran olduğumuz kahramanlar, öyle değiller!”

Bell'in sesindeki güç herkesin dikkatini çekti. Aisha ve Phryne gözlerini kırpıştırdı, Berberalar yerlerinde kıpırdandı ve Haruhime şaşkın bir sessizliğe büründü.

“Fahişe olmak, felakete yol açmak – bunların hiçbiri bir kahraman için önemli değildir!”

“B-bu doğru olamaz…”

“Kahramanlar, karşılarında ne kadar korkutucu, güçlü düşman olursa olsun savaşır!”

“Öyle olamaz…”

“Benim idollerim, örnek aldığım kahramanlar, seni sonuna kadar korurlardı!”

“!”

Söyleyeceğini söylemişti.

Bell, o geceden beri söylemek istediklerini, herkesin duyabileceği kadar yüksek bir sesle dile getirmek için korku, endişe ve huzursuzlukla mücadele etti.

İkisinin de hayran olduğu kahramanlar gibi, elini uzatıp onun elini tutacaktı.

Aslında, tam o anda ona doğru uzanıyordu. Uzanmış eli yeşil gözlerine yansırken, Haruhime'nin bedeni titredi.

“G-g-g-g-g-gülünç! Şu velet kendini kahraman sanıyor!”

Bell, Phryne'nin kıkırdamasını umursamadan, kalbindeki kararlılıkla gözleri parlıyordu.

Çocuğun güçlü bakışı Haruhime'yi korkuttu. Kendi bedenini sıkıca tuttu ve başını iki yana salladı.

“B-ben… ben bir fahişeyim!”

Sözleri ağzından fırlattı, kaderi hâline gelmiş unvanı ilan etti.

“Sana yük olmak istemiyorum! Ben kirlenmiş bir varlığım, hiçbir şeye layık değilim!”

Bell'in çenesi yukarı kalktı ve renart'a öfkeyle baktı.

“Hiçbir şey yapamayacağımızı, değersiz olduğunu düşünme!”

“—!”

Haruhime, Bell'in sesinde ilk kez öfke duymuştu. Henüz bitirmemişti.

“Alay edilmek, parmakla gösterilmek, ad takılmak, kirli denmek – bunların hiçbiri utanç verici değil!”

Büyükbabasının sözleriydi bunlar. Kalbine kök salmış, şimdi Haruhime'nin üzerine bir şelale gibi akıyordu.

“Asıl utanç verici olan, karar veremediğin için yerinde saymaktır!”

Renart'ın gözleri fal taşı gibi açıldı.

“Hâlâ ne istediğini duymadım!”

Bell'in sözleri – ve sağ eli – daha da uzandı. Haykırdı:

“Gerçek seni tanımak istiyorum!”

Çocuğun sesi, Yüzen Bahçe'nin içindeki kalan dumanı ve alevleri yarıp geçti.

Dolunay altında geceye yayıldı. Uzaklarda kaybolurken bile, zayıf kırmızı bulutun üzerinde duran herkes rüzgârda bir değişim hissetti.

Amazonlar sessizliğe büründü. Haruhime, Bell'in bakışlarıyla buluştu.

Damla. Tek bir gözyaşı yanağından süzüldü, çenesinden aşağı düştü.

“…Haruhimeee.”

Yeni bir ses.

Phryne'den, tam kulağının dibinden bir uyarı.

Haruhime'nin omuzları sıçradı. Bir an daha çocuğa baktıktan sonra, bakışlarını yere indirdi.

Bedeni, saçları ve kuyruğu usulca titredi.

Dudakları yavaşça aralandı.

“—Büyü.”

Ve büyü yapmaya başladı.

“G-g-g-g-g-gülünç! İşte bu işe yarar!”

Phryne, neşeli bir alayla kahkaha attı. Çocuğun çağrısına rağmen, renart ona cevap vermek yerine efsun okumaya başladı.

“Bayan Haruhime…!”

Gözlerini sımsıkı kapatıp büyü sözlerini sürdürürken Bell'in yüzü buruştu.

“O güç ve o kap. Zenginliğin ve dileklerin genişliği. Çan çalana dek, ihtişam ve yanılsama getir.”

Göğsünden ileri uzandı, sanki görünmez bir alıcıya bir şey teslim ediyormuş gibi. Renart'ın asil sesi yükselmeye devam etti.

“Kendine kahraman demekle bir yere varamazsın. G-g-g-g-g-gülünç! Şimdi sana nedenini göstereceğim!”

Haruhime'nin güzel şarkısı bahçede yankılanırken, iki Berbera Phryne'ye büyük bir savaş baltası uzattı.

Diğer Amazonlar bunu bir işaret saydı. Bell'in etrafında sağdan soldan silahlar çekiliyordu.

“—Büyü.”

Metallerin ürkütücü şangırtısı ve taş zeminde ayak sesleri, bahçede dönen sesler topluluğuna katıldı. Berberalar kaslarını gerdi ve bıçaklarını ay ışığında parlattı.

Hepsinin arasında, sadece Aisha gözlerini Haruhime'den ayırmıyordu. Altın saçlı tilkiden yayılan büyülü enerji akışında tuhaf bir şeyler olduğunu fark eden tek kişi oydu.

“İlahi sunuları bu bedene hapset. Yukarıdan bahşedilen bu altın ışık. Çekice ve toprağa, sana iyi talih bahşetsin.”

Büyüsünün enerjisi, ailesinin tüm üyelerini aşıp insan çocuğun göğsüne aktı.

Büyü sözleri neredeyse tamamlanırken, etrafında sisli bir büyülü enerji bulutu dönmeye başladı.

“Herkes, Haruhime'yi durdurun!”

Aisha'nın aniden korku dolu çığlığı müttefiklerinin kulaklarına ulaştıktan hemen sonra…

Bell'in başının üzerinde bir büyü çemberi belirdi, etrafına beyaz ışık pırıltıları bir tül gibi düşüyordu.

Çocuk şaşkınlıkla etrafına göz gezdirdi. Başının üzerine bakana kadar görmedi: bir ışık sütunu – hayır, doğrudan başının üzerinde oluşan sapsız bir ışık çekici.

Işığın sıcaklığını teninde hissetti. Gözleri renart'a kaydı. Yanaklarından yaşlar süzülüyordu ama gülümsüyordu.

“—Büyü.”

Berberalar sonunda ne olduğunu anladı ve ikisinin üzerine atıldı, ama yetişemediler.

Çünkü büyüsünün adı tam o anda Haruhime'nin dudaklarından döküldü.

“Uchide no Kozuchi.”

Parıldayan çekiç başı düştü, Bell'in bedenini parlak bir ışıkla kuşattı.

Işık, canlandırıcı bir adrenalin iğnesi gibi, bedenini ve ruhunu saf güçle doldurdu.

İçinde bir kıvılcım yanmıştı, her bir ışık parçacığı teninden dışarı çıkıyordu.

“HAAAAAAAH!”

Berberalar tedbiri elden bırakıp bıçakları önde atıldı.

Geniş kılıç sallayan bir Berbera, doğrudan Bell'in üzerine geldi. Silahı Bell'in gözlerinin önünde parladı, ta ki aniden kılıcın kabzasını yakalayana kadar.

“Ha?!”

Silahın yolundan sıyrılıp rakibinin alanına girdi.

Ayağıyla çelme takıp boş eliyle onu devirerek, Bell silahı geniş bir savurmaya zorladı. En yakın Berberaların hepsi geriye doğru savruldu.

“Höh!”

Beş Berbera yere serilirken, Bell diğer elini müttefiklerine ait olan geniş kılıcın üzerine koydu. Artık onundu.

Bell, bedeninden çıkan ışık parçacıklarının, Zindan'daki dövüşleri sırasında Aisha'dan çıkanlarla aynı olduğunu da o anda fark etti. İşte bulmacanın son parçası buydu.

Haruhime'nin Büyüsü, “Uchide no Kozuchi.”

Hedefine geçici bir seviye atlatma gücüne sahipti.

Etkin olduğu sürece, büyü alıcının kendi Statüsünün bir seviye üzerinde bir güç ve hızla hareket etmesini sağlıyordu. İşte bu yüzden Ishtar onun varlığını gizli tutuyordu, Freya Ailesi'ne karşı kozu buydu – “Seviye Yükseltme.”

Güzellik Tanrıçası'nı sevinçle dolduran şey buydu; büyünün en güçlü biçimini gizlemek için çok uğraşmıştı.

Phryne ve Berberaların onu bırakmayı reddetmesinin nedeni, yasa dışı olması gereken kadar güçlü, nadir bir büyüye sahip olmasıydı. Eina'nın Lonca'da ona anlattıkları, Aisha'nın ani güç ve hız artışı ve Ishtar'ın Haruhime'yi gizli kozu olarak adlandırması – her şey şimdi anlam kazanıyordu.

Phryne ve Berberalar donakaldı. Gücün, Haruhime'nin gücünün Bell'e akmasını durdurmak imkânsızdı. Onu hissetti, benimsedi ve kullanmaya tamamen hazırdı.

“O-ONU İNDİRİNNNNNNN!”

Daha fazla Berbera bir savaş çığlığıyla saldırdı, ama Bell onlarla yüzleşmeye hazırdı.

“—HAAH!!”

Geniş kılıcın tek bir savruluşu, Amazon savaşçılarının birkaçını havaya fırlattı. Her biri ayakları yerden kesilirken çığlık çığlığa, taş zemine sert bir inişle savruldular.

:

**Bölüm 1**

Bell'in vuruşları gözle görülemeyecek kadar hızlıydı. Geniş kılıç, aşamayacakları bir duvara, savuşturamayacakları bir silaha dönüşmüştü. Kıvılcımlar havaya saçılırken, Bell'in etrafındaki ışık noktacıklarına karışıyor, daha fazla Berbera ayaklarından fırlatılıyordu. Seviye 2 Amazonların hiç şansı yoktu, göz açıp kapayıncaya kadar yere seriliyorlardı. Bell ile denk olması gereken Seviye 3'ler bile kâğıt mendil gibi kenara atılıyordu.

Haruhime ona bir Seviye 4 maceracının yeteneklerini bahşetmişti ve Bell bunların hiçbirini saklamaya niyetli değildi.

“H-HARUHİMMEEEEEEE!”

“Uvaah!”

Phryne, bu tek taraflı dövüş gözlerinin önünde cereyan ederken kükredi.

Amazonların telaşının ortasında parlayan altın bir ışıltı dikkatini çekti. Etli bir eliyle uzanıp kızı boynundan yakaladı ve yerden yukarı kaldırdı.

“Bize ihanet ettin! Büyüyü boz, seni değersiz fahişe! Hemen boz!”

Uchide no Kozuchi bir kez tetiklendiğinde, etkileri ya süresi dolana ya da büyücü onu bitirmeyi seçene kadar devam ederdi. Haruhime bayıltılsa ya da daha kötüsü olsa bile, büyü bozulmazdı. Phryne çaresizlikten güce başvurmuştu ama buna rağmen renart pes etmedi.

Kaslı parmakların arasında boynu gıcırdarken ve ayakları havada sallanırken, Haruhime gözlerini sımsıkı kapattı. Yanakları ay ışığında parlıyor, daha fazla gözyaşıyla ıslanıyordu.

Bilincini korumak için mücadele ederek, titreyen dudaklarından zayıf sözcükler döktü.

“Bir daha asla bedenimi satmak istemiyorum…!”

Söyledi işte; o utangaç kız gerçekten de söyledi.

“Bir daha asla kimseye zarar vermek istemiyorum…!”

Başkalarından korkan, dünyadan dehşete düşen o narin renart, içinde biriktirdiği tüm duyguyu, her arzuyu, her şikâyeti topladı.

“Ölmek istemiyorum…!”

Ve bunu iki kelimeye sığdırdı:

“Kurtar beni…!”

Ondan yardım istedi.

“!!”

Duydu. Bell’in gözleri anında ona kilitlendi.

Amazon sürüsünün arasından fırlayarak, tam hızla giden bir gülle gibi Phryne’ye doğru atıldı.

“N-ne?!”

“A​A​A​A​A​H​H​H​H​H​H​H​H​H​H​H​H​H​H​H​H​H​H​H​H​H​H​H​H​H​!​!”

Devasa Amazon, gelen kılıcı bloklamak için baltasını zar zor konumlandırabildi. Ancak darbenin etkisiyle bahçenin ortasına doğru savruldu.

Düşüş sırasında Haruhime’yi bıraktı ve çaresiz kız havaya fırladı. Bell onu yakalamak için uzandı ama hızlı bir gölge ondan önce davrandı.

“Bayan Aisha…!”

“…”

Baygın Haruhime’yi kollarında tutan Amazon savaşçısının uzun siyah saçları arkasında rüzgârda dans ediyordu. Dar gözleri sadece Bell’e odaklanmıştı.

Bir kalp atışı sonra havalandı, geriye doğru yükseğe sıçrayarak yeni bir Berbera dalgasının saldırmasına izin verdi.

“K-kan mı…?”

Bell, Aisha’yı takip etmek amacıyla Berbera ile cephe saldırısına geçti. Aynı anda, Phryne ayaklandı ve yüzünden aşağıya alışılmadık bir şeyin damladığını hissetti.

Baltasının keskin tarafı kendi yanağına bir kesik açmıştı. Yaralanmaya Bell’in saldırısı neden olmuştu. İnanamayarak, titreyen kalın parmaklarıyla yavaşça yarayı takip etti.

“Benim güzel yüzüm… KANLI MI…?”

Tüm vücudu sarsıldıktan sonra bir volkan gibi patladı.

“ÖNÜMDEN ÇEKİLİNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNNN

BAŞLIK: Tanrıçaların İradesi

İstila edilmişlerdi. Sokaklara saçılmış terk edilmiş zırh ve silahlarda da görülebiliyordu bu. Çeliğin bir başka parıltısı, bir Berbera'yı daha dizlerinin üzerine çöktürdü; kalkanı sokağın ortasına yuvarlanıp ailesinin amblemi gökyüzüne bakacak şekilde durdu.

Elfler, cüceler, hayvan insanlar, prumlar, Amazonlar; her türden yarı insan ve insan savaşçı, Eğlence Mahallesi'ne akın etti. Stratejik konumları ele geçirdiler, sokaklardaki fıçıları devirdiler, çatılardan ilerleyerek Berbera direnişini acımasız bir verimlilikle ortadan kaldırdılar. İşgalci erkekler ve kadınlar yüzlerini gizlemeye çalışmıyordu; tam tersine. Tanrıçalarının dikkatini çeken o güzel ve yakışıklı yüz hatlarını birer onur nişanı gibi taşıyorlardı. Onları tanrıçalarının gözünde gözde tutan gücü tereddütsüz kullanıyorlardı. Akıcı mızraklı bir elf, avuçlarında atan büyülü enerjiyle bir hayvan insan, boyut olarak kendisini gölgede bırakan bir savaş çekici taşıyan bir cüce – her biri rakiplerine zerre acımadı.

Bu tek taraflı saldırı karşısında, savaşçı olmayanlar ve fahişeler can havliyle kaçışıyordu. Müşteri erkekler, kelimenin tam anlamıyla paçaları sıyrık yakalanmış bir halde, işgalciler silahlarını sadece ilerleyişlerini engellemeye çalışanlara doğrultunca korkuyla sinmişlerdi.

“E-Eina? EİNA! Büyük sorun—gerçekten, gerçekten BÜYÜK SORUN!”

—Bu saldırı, Eğlence Mahallesi'nin kuzeybatısındaki Lonca Merkezi'nden izleniyordu.

Dışarıdan gelen iş arkadaşının sesindeki panikle hazırlıksız yakalanan Eina, masasından fırlayıp onun yanına gitti. Onu nelerin beklediğine hazırlıklı değildi.

Ön bahçede toplanan Lonca çalışanlarının arasına katılan Eina, herkesin gözlerinin güneydoğudan yükselen büyülü ışık parıltılarına, savrulan dumana ve turuncu-kırmızı parıltıya kilitlendiğini gördü.

“O yön—Eğlence Mahallesi mi…? Yoksa—Belit Babili mi yanıyor?!”

Eina, iş arkadaşı Misha'yı Lonca'nın gergin bir şekilde fısıldaşan personeli arasında bir ileri bir geri volta atarken buldu. Onun yanında durarak, titrek zümrüt yeşili bakışlarını Orario'nun diğer tarafındaki kargaşaya çevirdi.

“Bir salgın mı? Hangi aile, Leydi Ishtar'a karşı bir saldırı başlatacak kadar güçlü olabilir ki?”

Eina, inanamazlığını üzerinden atamadan yüksek sesle düşündü.

Sonra, bir şimşek çakması gibi dank etti zihnine.

“Olamaz…”

“Olamaz…”

Orario'da yaşayan diğer tanrılar, güneydoğudan yükselen alevleri izliyordu.

“İmkansız…”

Kimileri evlerinden izlerken, kimileri daha iyi görebilmek için yüksek binaların tepelerine tırmanmıştı.

“Yapmazdı…”

Alışveriş Bölgesi'nden, mühendislik mahallelerinden, ticaret karakollarından, genç yaşlı tüm tanrılar uzaktan izliyordu.

“Acaba… Ganesha mı?”

İlahi varlıkların hepsi Eina ile aynı tepkiyi veriyordu. Belli bir kızıl saçlı tanrıça, evi Alacakaranlık Köşkü'nün en yüksek kulesinden izliyordu. İnce gözleri her zamankinden daha fazla açılmıştı; Loki, şehrin diğer tarafında olup bitenleri dikkatle takip ediyordu.

Altındaki pencereler açıldıkça, takipçilerinin başları birer birer belirdi. Ne olduğunu anlamaya çalışarak birbirlerine bağırıyorlardı. Loki kendi kendine fısıldadı:

“Olamaz… Freya mı?”

Bu düşünceyle Loki'nin dili damağına yapıştı, kızıl gözleri daha da açıldı.

“Şu aptal, harekete geçmiş…”

Tak-tak. Tak-tak.

Taş zeminde yankılanan topuklu ayakkabı sesleri, çığlıklarla dolu sokaklarda yankılandı.

Yere serilmiş Amazonların cesetleri sokakları dolduruyordu; yüzleri, gökyüzünü pençelemeye çalışan alevlerle aydınlanıyordu. Yine de onun güzelliği bozulmadan kalmayı başarmıştı, tıpkı zorlu bir yolda ilerleyen bir elmas gibi.

Savaşçıları önünde bir yol açarken, Eğlence Mahallesi'nde kendi hızlı adımlarıyla ilerledi.

“Eğlence Mahallesi kontrolümüz altında.”

“Ottar’ın ekibi saraya ulaştı.”

Bir erkek ve bir kadın, onu bilgilendirmek için yanına geldi. Freya yürümeye devam etti, elçilere bakmadan sadece “Anladım,” dedi.

İşgalciler eylemleri için zerre pişmanlık duymuyordu. Üçüncü bölgeden kuzeye doğru ilerlerken, ya kibirli bir havayla ya da tanrıçalarının iradesinin mutlak olduğu bilgisine boyun eğmiş bir teslimiyetle hareket ediyorlardı.

“İkiniz de öne geçin. O çocuk, orada olmalı.”

Tanrıçanın kırpılmayan gümüş gözleri, hedefine odaklanmış durumdaydı: uzaktaki parıldayan altın sarayı.

İlk patlama sadece Hestia ve Takemikazuchi'yi Bell'in konumuna karşı uyarmamış, Freya'ya tam olarak nereye gitmesi gerektiğini de göstermişti.

“Ama Leydim, eşlikçiniz…”

“Gerek yok.”

Freya, takipçisinin endişesini dinlemedi.

“Yolunuza çıkan herkesi yok edin.”

Ve çocuğu bulun. Emirleri bunlardı.

İkisi hızla eğilip yanından ayrıldı. Freya yürümeye devam etti, hızını artırarak.

Düz gümüş saçları rüzgarda dalgalanıyordu. Etrafındaki savaş sesleri hiç dinmedi. Çatışmalar, çığlıklar ve kükreyen alevlerle çevrili Freya, sokağın ortasından Belit Babili'nin ön kapısından geriye kalanlara kadar yürümeye devam etti.

Yere saçılmış rastgele bükülmüş çelik direklerle dolu bir kraterin yanından geçerken, Freya, ön bahçeden geçip saraya doğru ilerlerken büyülü enerji izlerini teninde hissedebiliyordu. Sonra tesadüfen yukarı baktı.

Gümüş gözleri, bir balkondan ametist gözleriyle kendisine bakan bronz tenli bir tanrıçayı yakaladı.

Freya, o ters bakışı bir şahini bile korkutacak kadar tehditkar bir öfkeyle bakışla karşılık verdi, dudaklarında buz gibi bir sırıtışla.

Diğer Güzellik Tanrıçası'nın yüzü hayalet gibi bir maviye büründü.

—Freya Ailesi'nin istilaya başlamasının üzerinden sadece dakikalar geçmişti.

“…”

Savaş lordu unvanlı boazın dağ gibi cüssesi, kollarında cansız yatan insan bir kızla duruyordu.

Siyah at kuyruğunu tutan saç bandı çoktan yok olmuş, yanmış saçları rüzgarda cansızca savruluyordu. Sarayın arkasındaki binanın tepesinden düşmüştü. İri adam onu zamanında görmüş ve yere çarpmadan yakalamıştı.

“…Müttefiklerini korumak için kendini feda etmek, öyle mi?”

Ignis Fatuus—iç yanıkların benzersiz izleri, Ottar'a genç kızın kaderi hakkında bir ipucu veriyordu.

Gözleri kapalı, nazik kollarında hareketsiz yatıyordu.

Kızın eylemleri, boaz savaş lordunun saygısını kazanmıştı. Onu yere yatırdı ve eşya kesesinden bir iksir çıkarıp dikkatlice tenine döktü.

Yaralarının sayısı ve şiddeti nedeniyle dağılmak üzere olan kızın bedeni, anında iyileşmeye başladı. Hayat bir kez daha içinde kök salıyordu.

“Hey, Ottar. Oyalanmayı bırak.”

“O kıza zaman kaybetme,” diye hırladı arkasından bir kedi adam—Allen. Yanından geçerken müttefikine soğukça ters ters bakarak, üst düzey maceracı mızrağını bileğinde çevirdi.

Arkasındaki gölgelerden dört tane daha 120 selç boyunda figür belirdi: dört prum. Karanlıkta iki çift göz daha pusudaydı, bir elf ve bir kara elfe ait olanlar.

“Bunu sadece bir kez söyleyeceğiz, Ottar.”

“Onun lütfunu ele geçiren çocuk—Bell Cranell. Onu sevmiyoruz.”

“Tanrıçanın iradesini takip edecek ve tüm tehditleri ortadan kaldıracağız.”

“Ama ona yardım etmeyi reddediyoruz.”

“…Ne isterseniz yapın.”

Dört prum, ailelerinin komutanıyla açıkça konuşmaktan çekinmedi. Diğer üçü hiçbir şey söylemedi, sessizlikleri aynı görüşü paylaştıklarını gösteriyordu.

Ottar'ın ifadesi, neredeyse itaatsiz müttefiklerine rağmen metanetli kaldı. Ancak bir çizgi çekmişti.

“Tanrıça Ishtar kaçmayacak. Çıkışları kapatın.”

“Peki ya yolumuza çıkanlar?”

“—Onları yok edin.”

Ottar'ın sesi sakin ve soğukkanlılığını koruyarak, yedi maceracıdan oluşan ekibi altın saraya doğru yönlendirdi.

Orario'nun en güçlü savaş partisi, tamamen üst düzey maceracılardan oluşmuş bir halde, Belit Babili'ye girdi.

Kükreyen alevler, kırık sihirli taş lambaların yerine Eğlence Mahallesi'nin sokaklarını aydınlatıyordu.

Alevler, diğer maceracılarla birlikte üçüncü bölgeyi izole ederek her şeyi içeride tutuyordu. Burası, bir zamanların gururlu kalesinin son saatleriydi. Uzakta daha fazla patlama sesi yankılanmaya devam ediyordu, bu da savaşın henüz bitmediğini gösteriyordu.

Orario'nun tüm geniş bölgeleri arasında, arzuya ve zinaya teslim olmuş olanı, şimdi dolunay altında kıpkırmızı yanıyordu.

“Bunun buraya varacağını kim düşünürdü ki…”

Orario'yu çepeçevre saran şehir surunun güneydoğu kısmında şık bir tanrı duruyordu. Muhafız duvarına yaslanmış, katliamı aşağıdan izliyordu.

Tüylü şapkası başına sıkıca oturmuş halde, Hermes, alevlerin yükselişini, Asfi'nin birkaç adım arkasında durduğu yerden izliyordu.

“Ishtar'a Bell'den ilk bahseden kişi, benden başkası değildi…”

Sözler Hermes'in ağzından dökülürken, gözleri bir zamanlar gelişen bölgenin etrafındaki alev çemberini takip ediyordu.

Turuncu saçları yakıcı sıcakta dalgalanıyor, titizlikle yerleştirilmiş cehennem ateşi turuncu gözlerine yansıyordu. Nefesleri kesik kesikti, sanki gözyaşlarını tutmaya çalışıyormuş gibi.

“Tüm bunların sebebi benim… Ahh, göğsümdeki bu delici suçluluk hissi de ne böyle…?”

Kollarını iki yana açıp silkelendi, sanki kendini arındırmaya çalışıyormuş gibi. Tanrı aşağı baktı ve sessizce ellerini göğsünün önünde birleştirdi.

Tanrının hemen arkasında, takipçisi gözlüklerinin ardından soğuk bir bakışla sırtına bakıyordu.

Büyük bir patlamanın ışığı üzerlerine yayıldığı aynı anda kendi kendine içini çekti.

“Peki, bunun ne kadarı plana uygundu?”

Hermes başını kaldırdı ve omzunun üzerinden baktı. Dudaklarının kenarlarında belirgin bir sırıtış yayıldı.

Pişmanlık aurası kaybolmuştu. Dramatik tavrını bir kenara bırakarak, Hermes Asfi'ye dönüp cevabını verdi.

“Öncelikle, bu ölçekte bir şeyin olmasını amaçlamıyordum. Sadece bir kıvılcım sağlarsam ilginç bir şeylerin başlayabileceğini düşündüm… Hepsi bu.”

Asfi'nin gözleri seğirdi, bu da fikrini kendine sakladığının kesin bir işaretiydi.

Hermes tohumları ekmişti.

Yaptığı tek şey, sorgu sırasında Ishtar'a Bell'den bahsetmekti.

Yaptığı tek şey, Bell'in güvenliği için Freya'yı uyarmaktı.

Hepsi buydu. Büyük resimde bunlar küçücük tohumlardı.

Hermes, alevlerin ve ay ışığının ortasında gelişen savaşları izlemek için bir kez daha arkasını döndü.

“Avucumun içinde dans ediyorlar demiyorum. Bu, beklentilerimin çok ötesine geçti. İştar’ın kıskançlığı beklediğimden çok daha yoğundu, tıpkı Leydi Freya’nın ona düşündüğümden daha bağlı olması gibi.”

Böylesine büyük bir şeyin bu kadar çabuk gerçekleşeceğini tahmin etmemişti.

Her sözcüğüyle genişçe sırıtması daha da yayıldı.

“Eh, en iyi planların bile... Kıskanç bir tanrıçadan daha korkutucu ne olabilir ki, değil mi Asfi?”

“...”

Sesi heyecanla doluydu. Asfi, tanrısının ensesine gözünü ayırmadan bakmaya devam etti ama tek kelime etmedi.

“Ama en önemlisi... Bell’in iyi kalpliliği en çılgın hayallerimi bile aştı.”

Hermes, Orario’nun üçüncü bölgesinin ortasındaki saraya gözlerini dikti ve gözlerini kıstı.

Bell’e verdiği tek bilgi, Öldürücü Taş’ın varlığıydı.

Bell gerisini kendi başına, hiçbir ipucu verilmeden çözmüştü.

Büyük ihtimalle, Bell, İştar’ın elinden kurtulsaydı Freya harekete geçmezdi. Bugünkü olayların seyri, sadece Bell’in eylemleriyle iki üç kez değişmişti; üstelik çocuğun bundan haberi bile yoktu.

O sadece geride bırakamadığı bir renartı kurtarmaya gitmişti.

Ama pervasızca değil. Bell her şeyini kaybetmeye hazırdı.

Asfi tanrısını dinledi. Sözlerinin bir an için içine işlemesine izin verdikten sonra kendi sorusunu sordu.

“Amacın İştar Ailesi’ni yok etmek miydi, yoksa sadece eğlence mi? Yoksa belki de... bir deneme miydi?”

Hermes sorusunu duydu.

Ama cevap vermek yerine ona gülümsedi.

“İnsanlar, tanrılar... Herkes böyle bir kız arıyor. Her bir varlık.”


Şehir surunun dibinde...

Yüzlerce insan ve yarı-insan, Zevk Mahallesi’nden kaçmak için umutsuzca koşuşturuyordu.

Pek çok tanrı, Zevk Mahallesi’ni uzaktan izliyordu.

Ve bir renart kız, hâlâ Yüzen Bahçe’de baygın yatıyordu.

Hermes, sarayın çatısında iri bir kadınla beyaz saçlı bir çocuk arasında hâlâ süren savaşı, tüm bu manzarayı içine çekerken kollarını kaldırdı. Ardından sözünü söyledi.

“Dünya bir kahraman istiyor.”


Üç Büyük Görev’in sonuncusu: Kara Ejderha.

Şehrin üzerinde asılı duran bir karanlık.

Ve tüm bunların kökeni, Zindan.

Bir barış perdesiyle gizlenmişti, ama gerçekte aralarında tam bir yıkıma yol açacak saatli bir bomba gizleniyordu.

Hermes, dünyanın ihtiyacı olanın, özlemle beklediğinin, gerçek kahramanın doğuşu olduğunu ilan etti.

“Dünyayı bu trajik kaderden kurtarabilecek kişiye gelince... Bell’i seçiyorum.”

“Loki Ailesi’nden biri değil mi? Freya Ailesi’nden bile mi değil?”

“Aynen öyle.”

Gecenin karanlığına bürünmüş Hermes, ona dönüp bakmadan bile Asfi’ye sonunda net bir cevap verdi.

Tanrı, alevlere gözlerini dikmeye devam etti, kimseye özel olarak hitap etmeden, bir monolog gibi konuşarak.

“Zeus, ben, Hermes—hayır, tüm Orario olarak—senin başaramadığını tamamlayacağız.”

Dudaklarında şık bir gülümseme belirirken, Hermes gökyüzüne baktı.

“Onu son kahraman olarak şekillendireceğiz.”

Ardından...

Hermes şapkasını gökyüzüne doğru hafifçe kaldırdı, ardından bakışlarını yanan bölgeye çevirdi. Gözlerini kıstı.

“Ve bunun olması için... İştar ve seni takip eden tüm çocukların, lütfen onun ilk basamakları olun. Ne var ki? Zaten ölmeyecek değilsiniz ya.”

Eğer kahraman içinse...

Hermes’in, bir tanrıçanın kıskançlığını kendi lehine kullanmakta hiçbir çekincesi yoktu.

Hermes, yüzünde acımasız bir gülümsemeyle, alevlerin çocuğun etrafındaki savaş alanının daha da fazlasını sarmasını izledi.

“Eyvah... galiba o da biliyor. Gerçekten sinirlenmeden önce en iyisi buradan sıvışmak.”

Sarayın dibinde, uzakta, iki gümüş küre ona doğru nişan alınmıştı.

Hermes, tüylü şapkasıyla yüzünü hızla kapattı ve Güzellik Tanrıçası varlığını fark eder etmez göz temasını kesti.

“Korkutucu, korkutucu,” diye genişçe sırıtarak kendi kendine mırıldandı ve şehir surundaki yerini terk etti.


“...Zeus, her şeyimi o beyaz ışığa yatırıyorum.”

Bir kat patronunu alt eden o parlak ışıltı. Çocuğun göz kamaştırıcı saflıktaki ruhu.

Hermes için bu, gelecek şeylerin bir işaretiydi: çocuğun aile efsanesi.

Bu sözlerle Hermes savaş alanına sırtını döndü.

Savaşın alevleri gökyüzüne doğru yükseldi, gökleri kıpkırmızıya boyayarak.


Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.