Küçükken Akane evde hep tek başına kalırdı.
Okuldan dönünce çantasından anahtarını çıkarır, kapıyı açardı.
"Ben geldim."
Evde kimse olmasa bile bunu söyler, cevapsız kalacağını bildiği halde her gün aynı sözleri fısıldardı. Neden yaptığını kendisi de bilmiyordu.
Evin buz gibi sessizliğinde başını öne eğer, merdivenleri tırmanıp çantasını odasına bırakırdı.
Sürekli hastaneye yatıp çıkan Maho’nun yatağında hiç bozulma belirtisi yoktu. Düzgünce serilmiş çarşafın üzerinde yalnız bir kedi oyuncağı dururdu.
'Maho... Umarım bir an önce iyileşirsin.'
Akane ev ödevlerini bitirir, yarınki derslerine hazırlanır ve ardından ev işlerine koyulurdu.
Süpürge açar, çamaşırları yıkar, bulaşıkları ve banyoyu temizlerdi. Gece gündüz çalışan anne babasının yerine yapması gereken bir sürü şey vardı.
Ailesi ona bu kadar çabalamasına gerek olmadığını söylerdi ama asıl çabalayan, gece gündüz çalışan onlardı. Akane de elinden geldiğince ailesine destek olmak istiyordu.
Tencereye köriyi koyup salata için sebzeleri doğradığı sırada salon telefonu çaldı.
'Annem mi acaba? Yoksa Maho’nun taburcu olacağı gün kesinleşti mi?'
İçini kaplayan heyecanla ahizeyi kaldırdı.
"Alo, ben Akane."
"Akane? Tatlım, çok özür dilerim..."
Annesinin mahcup sesini duyduğu an içindeki bütün heyecan sönüp gitti.
"Ne oldu?"
Sormuştu sormasına ama annesinin ne diyeceğini az çok tahmin edebiliyordu.
"Bugün yine mesaiye kalmamız gerekti. Eve gelişimiz gecikecek."
"Ya Baba?"
"İkimiz de mesaideyiz. Dönüşte Maho’nun yanına da uğrayacağız, sen akşam yemeğini beklemeden ye, olur mu?"
"..."
Akane tencere dolusu köriye boş gözlerle baktı. Tek başına bitirebileceği bir miktar değildi.
Ailesiyle vakit geçirebildiği anlar zaten kısıtlıydı. En azından güzel bir yemekle yüzlerini biraz olsun güldürebilmeyi ummuştu ama yine boşa gitmişti.
"...Akane? Orada mısın? İyi misin?"
Annesinin endişeli sesiyle kendine geldi.
Toparlanmalıydı. Zaten yorgunluktan bitap düşmüş olan annesini bir de kendisi üzmemeliydi.
Maho doğduğundan beri ağır bir hastalıkla boğuşuyordu. Anne babası da onun hastane masraflarını karşılayabilmek için canla başla çalışıyordu.
Ailesinin çektiği bunca sıkıntının yanında kendi hissettiklerinin ne önemi vardı ki? İçini kıyan şu yalnızlığı dile getirip annesini zor durumda bırakamazdı.
Bu sadece şımarıklık olurdu.
"...Ben iyiyim, merak etme."
Akane gülümsedi ve elindeki ahizeyi biraz daha sıkı kavradı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.