Antrenman bittikten sonra yarın için yapacağımız planı konuşarak hep beraber dönüş yoluna geçtik.
“O zaman yarın görüşürüz millet,” dedi Mei. Maebashi İstasyonu’na yaklaştığımızda yanımızdan ayrıldı.
Üçümüz Ryomo Hattı’na binip Takasaki İstasyonu’na kadar gittik. Yamano ve benim aktarma yapmamız gerekiyordu; ancak Takasaki, Serika’nın evine en yakın istasyon olduğu için o orada ayrılacaktı.
“Tamamdır, yarın müzik kulübüne gelmeden önce öğle yemeğinizi yemiş olun, tamam mı?” dedi Serika. Yol boyunca üzerindeki o bitkin hali bir türlü atamamıştı.
Acaba sahne heyecanı mı? Yoksa gözden kaçırdığım başka bir şey mi var?
“Hadi gidelim mi? Buradan eve dönmek ömür törpüsü resmen,” diye sızlandı Yamano. Joshin Dentetsu Hattı’nın turnikelerine doğru yönelmişti ki seslendim.
“Kusura bakma Yamano. Yapmam gereken bir iş var. Sen önden git,” dedim. İçimden bir ses şimdi harekete geçmem gerektiğini fısıldıyordu. Bir şeyler ters gidiyordu, bunu iliklerime kadar hissedebiliyordum. Her neyse, bunu görmezden gelemezdim ve neler olduğunu anlamak için muhtemelen Serika ile konuşmam gerekiyordu.
“Ha? Senpai?!”
“Özür dilerim! Yarın görüşürüz!”
Şaşkınlık içinde kalan alt sınıftaki arkadaşımı geride bırakıp, istasyondaki insan selinin arasından hızla sıyrıldım. Serika çoktan kalabalığın içinde gözden kaybolmuştu bile. Yine de evinin ne tarafta olduğunu az çok biliyordum. Ne de olsa o civarlarda bana birkaç kez ders vermişti.
İstasyonun merdivenlerinden aşağı koştum, dönel kavşağı hızla geçip istasyonun önündeki ana caddeye saptım. Takasaki’nin merkez bölgesi, Gunma eyaletinin en büyük şehriydi. Vakit epey geç olsa da sokak lambaları her yeri aydınlatıyor, binaların ışıkları hâlâ yanıyordu. İnsan ve araba trafiğinin ortasında her yerde Serika’yı arayarak koşturdum. En sonunda ticari bölgeden çıkıp yerleşim yerlerine girdim.
Nefes nefese kalmıştım. Soluklanmak için bir an durdum. Sırtımda gitarla koşmak gerçekten zormuş. Ölüyorum yorgunluktan. Bu taraflarda oturduğuna eminim ama henüz onu göremedim... Galiba fevri davranıp bir hışımla fırlamak hataydı. Issız mahallede yürürken aklımdan bu düşünceler geçiyordu. O sırada küçük bir parkın önünden geçtim.
Bu saatte dışarıda kimsenin olmayacağı aşikâr... Tam bunu düşündüğüm sırada gözüme uçuşan sarı saçlar takıldı. Parktaki tek ekipman bir salıncak takımıydı ve o salıncaklardan birinde tanıdık bir üniforma giyen bir kız oturuyordu.
“Serika,” dedim.
“Ha? Natsuki?” Serika çantasını ve gitar kılıfını salıncağın yanına bırakmıştı. İleri geri sallanırken gözyaşları yanaklarından süzülüyordu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.