Ondan sonra da Nanase her şarkıda zorluk seviyesini biraz daha artırarak çalmaya devam etti ama tavrında en ufak bir değişiklik ya da gerileme olmadı. Yorgunluğu yüzünden okunmaya başlayınca çalmayı bıraktık.
“Onu her zaman keyifle dinlerim.”
“Değil mi? Resmen bunu izlemek için üstüne para vermem gerekiyormuş gibi hissediyorum.”
“Yani, hiçbir sorun yaşamadan çalabiliyor gibi görünüyor, değil mi?”
“Evet. Sorun çıkmasındansa böylesi çok daha iyi.”
Shimizu-san ve Mamiya-san neşeyle sohbet ederek odadan çıktılar.
Nanase arkalarından el sallayarak, “İkinize de çok teşekkür ederim,” dedi.
“Ben de artık kalkayım o zaman.” Onozawa-san bize doğru hafifçe eğilerek selam verdi.
“Tamamdır. İki gün üst üste geldiğin için teşekkürler,” dedim ona.
Onozawa-san duraksayarak, “Bugün çalabilmesine çok sevindim,” dedi. Dünkü başarısız denemeye şahit olduktan sonra, bugünkü başarı içindeki tüm endişeleri silip süpürmüştü.
Nanase aceleyle yanımıza geldi. “Sana da çok teşekkür ederim, Onozawa-san.”
“Ş-Şey, rica ederim... Sadece dinlemek istemiştim.”
“Ben de buna gerçekten minnettarım.”
“Ha ha, çaldıklarını dinleyebildiğime çok sevindim, Nanase-san.”
Aralarındaki bu samimi sohbeti izlemek içimi ısıtmıştı. Onozawa-san üzerindeki o gerginliği atmış, tavırları çok daha rahatlamış gibiydi. İkisi de piyano çaldığına göre, çok geçmeden yakın arkadaş olacaklardı.
Ancak Onozawa-san meraklı bir ifadeyle, “Bu arada, üçünüz koridora çıktığınızda bir şey mi yaptınız?” diye sordu.
“Ş-Şey... Şey...” Nanase bir anda gözle görülür şekilde telaşlandı.
Ben de ne diyeceğimi bilememiştim. Hikari onay vermiş olsa bile gerçeği söylemek konusunda kararsızdım. Bunu yapmak tuhaf yanlış anlaşılmalara yol açabilirdi, ayrıca her şeyi en başından anlatmak epey vakit alırdı.
Nanase, “Ş-Şey, bu bir sır,” dedi.
O da benimle aynı sonuca varmış olacak ki işaret parmağını dudaklarına götürdü. Sonra da bana kaçamak bir bakış fırlattı. Dur bir dakika! O şekilde göz teması kurmak her şeyi çok daha şüpheli hale getiriyor!
“Ha? Yoksa...” Onozawa-san, Nanase’nin bu gizemli tavrını görünce elleriyle ağzını kapattı. Yüzü bir anda kızardı. Gözleri bir bana bir de Nanase’ye kayıyordu. “Yoksa siz... üçünüz o şeyi mi yaptınız?!” Nedense gözleri büyük bir sevinçle parlıyordu.
Nanase şaşkınlıkla, “Neyi yaptık?!” diye bağırdı.
“Ö-Özür dilerim! Çok garip bir soru oldu! Bu bir sır! Evet, kesinlikle bir sır!”
Nanase, yaklaşan bir baş ağrısıyla savaşıyormuş gibi avucunu alnına bastırarak, “D-Dur, bir an bekle! Galiba büyük bir yanlış anlaşılma içindesin,” dedi.
“Nasıl yani? Ama... Birbirinize öyle manidar bakışlar attığınıza göre, kesinlikle yaptınız...”
Hemen araya girdim. “Yine soruyorum, neyi yaptık?!”
Onozawa-san sesini alçaltarak, “A-Ahlaksız bir şey mi?” diye fısıldadı.
Bu kadarı da fazla ama, nasıl bir yanlış anlaşılma bu! Neresinden tutsam elimde kalıyordu. “Üçümüz mü?!” diye sordum şaşkınlıkla. “Hem de sadece az bir sürede mi?!” Tamam, Nanase tuhaf davranıyordu ama senin hayal gücün de arşa çıkmış be kızım!
Kendi kendine, “Dışadönük-sanlar gerçekten inanılmaz,” diye mırıldandı.
Onozawa-san, dışadönük insanları gözünde biraz fazla büyütmüyor musun? Hem neden kelimenin sonuna -san ekledin ki?
Gözleri ışıl ışıl parlıyordu. Nedenini çözemediğim bir şekilde, kendi kendine kısık sesli sevinç çığlıkları atıyordu.
Senin gibi bir kızın kafasında böyle çılgın fanteziler besleyen ergen bir genç kız profili çizeceği kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi!
“S-Sırrınız benimle güvende! O zaman, umarım üçünüz de iyi vakit geçirirsiniz. Keyfinize bakın!” Onozawa-san heyecandan kıpkırmızı olmuş bir halde, adeta kaçarcasına odadan fırladı.
“K-Kafasında acayip bir yanlış anlaşılma mı kurdu o?” diye sordum.
“Kesinlikle öyle yaptı.”
Onozawa-san dedikodu yayacak bir kıza benzemiyordu ama onu bu yanlış anlaşılmayla baş başa bırakamazdık. Tam arkasından koşup onu yakalayacakken, arkamızdan gelen bir ses bizi durdurdu.
Banyodan dönen Hikari, hızla uzaklaşan Onozawa-san’ın arkasından meraklı gözlerle bakarak, “Ben içerideyken ne konuştunuz bakayım?” diye sordu.
“Kim bilir...” dedim geçiştirerek.
Nanase de bana katıldı. “Ben de pek emin değilim inan.”
Konuyu kapatmak için ikimiz de yapay bir şekilde güldük.
Hikari’nin kafasında hayali bir soru işareti belirdi.
Bu yanlış anlaşılmayı sonra düzeltiriz artık.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.