Gerçeğin Ağırlığı

Ertesi gün, pazartesi.

Reita’nın okuldan uzaklaştırma cezası çarşamba gününe kadar, yani bir haftaydı. Hafta sonu boyunca hakkındaki dedikodular biraz olsun yatışmıştı. Yine de sınıftaki boş sırası fena halde göze batıyordu.

Sınıfa çöken o kasvetli hava muhtemelen sadece bana öyle gelmiyordu. Normalde ortamın neşesi bizim arkadaş grubumuz olurdu ama şimdilerde çıtımız çıkmıyordu, bu da ister istemez diğer çocukları etkiliyordu. Hepsi Reita’nın yokluğundandı.

Dün olan biteni gruptaki sohbete yazmıştım. Herkes okumuş ama kimse cevap vermemişti. Kimse ne diyeceğini bilemiyordu.

Derslere bir türlü odaklanamadım, kafamı toplayamadan sabahı ettim ve sonunda öğle arası geldi. Hiçbir şey yapmamış olmama rağmen karnım zil çalıyordu. Yemekhaneye mi gitsem yoksa kantine mi geçsem? Ne yapsam ki... Derken, sınıfta bir gürültü koptu.

Sınıfın havasındaki bu garipliği çözmeye çalışırken Hikari düşüncelerimi böldü. “Natsuki-kun, biraz bakabilir misin?”

“Bir şey mi oldu?”

“Evet. Minsta’yı açabilir misin?”

Dediğini yapıp uygulamayı açtım. “Deme sakın. Reita yine bir şey mi paylaştı?”

“Hayır, bu sefer Miori-chan.”

Uygulamayı açtığımda karşıma çıkan ilk şey, Miori’nin yazdığı uzun bir gönderi oldu. Sadece arkadaşlarını eklediği kişisel bir hesap kullanıyordu, bu yüzden öyle pek takipçisi yoktu. Buna rağmen paylaştığı gönderi şimdiden bir sürü beğeni ve yorum almıştı.

Burada yazan her şey tamamen gerçektir.

Miori’nin gönderisi, şimdiye kadar yaşanan her şeyin detaylı bir dökümüydü.

Reita-kun ile bir süre sevgili olduk ama benim aklım başka birindeydi. İkinci sınıftan Haibara Natsuki-kun’dan hoşlanıyordum. Reita-kun bana ilan-ı aşk ettiğinde onu reddedecektim. Ancak bana, “Natsuki’yi sevmeye devam edebilirsin,” dedi ve her şeye rağmen sevgili olmayı teklif etti. “Seni kendime aşık etmek için elimden geleni yapacağım,” dedi.

Hoşlandığım kişinin zaten bir ilişkisi vardı ve ben de bu duygulardan kurtulmak istiyordum. Bu yüzden Reita-kun’un teklifi bana çok cazip geldi. Ona aşık olursam bu acıdan kesinlikle kurtulabileceğimi düşündüm.

Gelgelelim, bu duyguları öyle kolayca söküp atamadım ve Reita-kun’a ihanet ettim. Bir süre önce okulda Natsuki-kun’a sarıldığıma dair bir dedikodu çıkmıştı; bu doğruydu. Bunu yaparak Reita-kun’u çok kırdım ama o yine de beni korudu ve adımı temize çıkardı. Güya Natsuki-kun’a bilerek sarılmamıştım, ayağım takılınca o beni düşmekten kurtarmıştı.

Reita-kun sayesinde dedikodulardan tamamen olmasa da sıyrılmayı başardım. Kendini bundan sorumlu hissetmiş olmalı. Onunla yarım yamalak bir hisle sevgili olan bendim, oysa o, böyle şartlı bir ilişki teklif ettiği için benim çektiğim acıların suçlusunun kendisi olduğunu düşündü.

Şu an Minsta’da dolaşan o video tamamen Reita-kun’un kendi kurgusuydu. Benim adımı tamamen temize çıkarmak ve bütün o çirkin dedikoduları kendi üzerine çekmek için o videoyu paylaştı.

Bunu günah çıkarmak için yaptığını biliyorum. Ama asıl günah işleyen bendim. Böyle bir yalanın arkasına saklanarak korunmak istemiyorum. Hatalı olan benim, bu yüzden tepki görmesi gereken kişi de ben olmalıyım. Bu gönderiyi de bu yüzden paylaşıyorum.

Özür dilerim. Lütfen Reita-kun’a inanın.

Gönderi, Reita’nın gerçeği gizleme çabası da dahil olmak üzere her şeyi açık açık ortaya döküyordu. Miori, çocuğun okuldaki itibarını kurtarmak için her şeyi göze almıştı.

“Miori mi... yazmış bunu?” Doğrudan olayın içindeki birinin ağzından çıkan bir itiraftı bu. Şüphesiz çok büyük bir etkisi olacaktı. Ama bunun karşılığında, Reita’nın Miori’yi koruma planı da suya düşmüştü.

Hikari mahcup bir tavırla, “Aslında... Serika-chan ve ben bugün bunu paylaşacağını biliyorduk,” diye itiraf etti. “Onu durdurmaya çalıştım. Dedikodular zaten yatışmıştı, konuyu tekrar açmaya gerek olmadığını söyledim. Reita-kun’un yaptığı her şey boşa gidecekti.”

Hikari bunu benden gizlemişti çünkü Miori kimseye söylememesi için ona yemin ettirmiş olmalıydı. Eğer haberim olsaydı kesinlikle engel olurdum. Bunun iyi bir fikir olduğunu hiç sanmıyordum. “Sadece gerçekleri söyleyerek çözülebilecek bir durum değil bu.”

“Sana katılıyorum. Ama gidişattan nefret ediyordu işte. Bir yalanın arkasına sığınarak korunmak istemedi.”

Hikari ile konuşarak koridora çıktık. Yan sınıfın önü ana baba günüydü. Sınıfa kafamı uzattığımda, Miori’nin kendi sınıfındaki kızlar tarafından çembere alındığını gördüm.

“Hey, doğru mu bu?”

“Gerçekten böyle mi oldu? Vay canına, tam bir dram!”

“Biliyordum zaten! Yani Reita-kun aslında çok iyi biri, değil mi? Ben de öyle düşünmüştüm!”

“Neler yaşamışsınız öyle... Miori, seni çok iyi anlıyorum.”

Kızlar onu suçlamıyor gibiydi. Daha ziyade meraklarına yenik düşüp kızı soru yağmuruna tutuyorlardı. Miori’nin yüzü gergin görünse de... Ne de olsa bu, kendi seçtiği yolun sonucuydu.

Hikari, gözlerini arkadaşımıza dikip sessizce mırıldandı. “Sanırım kendi yaptıklarının sorumluluğunu almak istedi. Bundan önce, kendisini koruduğu için Reita-kun’un kararına saygı duymak istiyordu ama çocuk kendini kötü göstererek dedikoduları bastırmaya çalışınca buna daha fazla dayanamadı.”

İşte bu yüzden her şeyi olduğu gibi yazmıştı... Bu gönderinin Reita’nın adını tamamen temizleyeceğinden şüpheliydim. Miori ile arası iyi olanlar ona inanırdı elbette.

Ancak ortada şiddet uyguladığı için uzaklaştırma aldığı gerçeği duruyordu ve Miori ile hiçbir bağı olmayan öğrencilerin ona inanması pek olası değildi. Hikari’nin korktuğu gibi, Miori zaten küllenmekte olan bir dedikoduyu yeniden harlamıştı. Bu durum sonunda hem Miori’ye hem de Reita’ya zarar verebilirdi.

Yine de bu, tamamen Miori’nin hisleriyle alakalıydı. Reita’nın kendini feda etmesiyle korunmaktansa, gerçekleri söyleyip sonuçlarına katlanmayı tercih etmişti.

Hikari’nin yüzü yumuşadı, bakışlarını arkadaşımızdan ayırmadan konuştu. “Miori-chan’ın üzerinden büyük bir yük kalkmış gibi duruyor.”

“D-Durun bir dakika! Sırayla sorun! Hepsini cevaplayacağım, tamam mı?” diye bağırdı Miori.

Görünüşte sıkışmış gibiydi ama gözlerinde artık kararlı bir ifade vardı. “Evet, öyle.”

“Eee, hadi yemek yiyelim mi?” diye sordu Hikari.

Burada dikilip durmanın kimseye faydası yoktu. Üstelik Hikari ile yan yana geldiğimizde, istesek de istemesek de bütün dikkatleri üzerimize çekiyorduk. Onu, baş başa yemek yiyebileceğimiz sakin bir yere doğru yönlendirdim.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.