Gençlik Dedikleri

Uzaklaştırma cezası bitmişti ama Reita okula dönmedi. Miori’nin Minsta’da paylaştığı gönderi yüzünden, iyisiyle kötüsüyle grubumuz her zamankinden fazla dikkat çekiyordu.

Durum biraz ciddiyetini koruyordu ama elimizden bir şey gelmiyordu. Rengârenk bir gençlik yaşamanın olumsuz yanlarından biri de en ufak bir olayda tüm bakışların üzerinize çevrilmesiydi. İlk hayatımda, elime yüzüme bulaştırdığım şeylerde bile insanlar sadece "Bu da kim?" deyip geçerdi. Kimse beni tanımadığı için yaşananlar anında unutulup giderdi. Ne acı.

Eski yalnız hayatımı bir kenara bırakırsak, Reita’yı geri getirmek için zaten bir plan hazırlamıştım. Öğle arası geldiğinde herkes yemekhanede toplandı. Dün gece akıl ettiğim gizli planı açıklamak üzereydim.

Garip bir şekilde, hepsi yüzüme boş boş baktı.

Herkes adına söze giren Serika sordu. "Bu ne?"

"Meydan okuma mektubu. Üzerinde yazdığı gibi." Masaya kalın bir zarf koymuştum. Üzerine büyük kaligrafik harflerle "Meydan Okuma Mektubu" yazılmıştı. Kötü el yazısı da bu işin şanındandı.

Serika hiçbir şey söylemeden zarfı açtı ve üçe katlanmış kâğıdı çıkardı. "Shiratori Reita'ya. Seni düelloya davet ediyorum. Okulun güneyindeki nehir kenarına tek başına gel. Tarih ve saati sonra RINE üzerinden göndereceğim. Kaybeden, kazananın her istediğini yapacak." Yüksek sesle ve tane tane okuyarak mektubumun içeriğini herkese ilan etti.

Mektubu Reita’nın kız kardeşine verdirtecektim. Çevresindekiler bir sürü serseriden oluşuyordu, bu yüzden mektubu seve seve Reita’ya ulaştıracaklarına emindim.

Herkes sessizce birbirine baktı, muhtemelen kusursuz planım karşısında büyülenmişlerdi. Sonunda Miori sessizliği bozdu. "Aptal mısın sen?"

"Katılıyorum," dedi Nanase ona destek vererek. "O kadar saçma ki diyecek söz bulamıyorum."

Tatsuya da söze katıldı. "Natsuki, şaka yapmayı kessen iyi olur."

"Aha ha ha ha! Hangi çağda yaşıyorsun sen?" diye ekledi Uta.

"B... Ben onu durdurmaya çalıştım," diye kekeledi Hikari. "Reita-kun'un böyle bir şeye kanacağını sanmıyorum..."

Hepsi karşı çıkıyordu. Hatta bazıları planımı sadece bir şakadan ibaret sanmıştı.

"Aynen böyle devam, Natsuki. Ben bu fikri sevdim." Serika, gözleri nedense parıldayarak beni teselli etti.

Tatsuya sordu. "Peki bu kâğıdı Reita’ya verdikten sonra ne yapacaksın? Nehir kenarında yumruk yumruğa kavga mı edeceksiniz?"

"Serseri mangalarından fırlamış gibi duruyor..." dedi Miori. "Hiç gerçekçi değil. İki erkek olarak yumruklarınızı konuşturunca birbirinizi anlayacağınızı mı sanıyorsunuz? İşler o kadar kolay olsaydı şu an bu kadar uğraşmazdık."

Nanase araya girdi. "Şiddet yüzünden uzaklaştırma alan birini şimdi de kavgaya mı çağırıyorsun?"

"Açıkçası bu mektup Rei'ye ulaşsa bile geleceğini hiç sanmıyorum!" diye ekledi Uta.

Herkes çok acımasızdı. İnsan bir susar! Zaten bunların hepsini biliyordum! Benim de kafamı kurcalayan şeyler bunlardı!

"A-Ama arkadaşlar! Böyle utanç verici bir planı başarıya ulaştırabilecek biri varsa, o da Natsuki-kun'dur!" Hikari, saçma bir noktadan tutunarak beni desteklemeye çalıştı.

Serika başıyla onaylayıp başparmağını kaldırdı. "Ben destekliyorum. Nehir kenarında kavga mı? Bence son derece havalı! Kesinlikle harika!"

Serika'nın onayını almak beni cesaretlendirmek yerine daha çok endişelendiriyordu...

Tatsuya kendini tutamayarak kıkırdamaya başladı. "Biliyor musun, tam senden beklenecek bir hareket Natsuki. Kulağa hoş geliyor, hadi deneyelim. Reita'yı böyle salakça bir planla oltaya getirebilirsek ne ala. Belki gerçekten çıkıp gelir." Bir anda destekleyenler tarafına geçmişti.

"Öyle mi diyorsun? Rei artık bizi görmek istemiyor. Mektubu eline aldıktan sonra çöpe atacağını ve her şeyin orada biteceğini düşünüyorum. Bu planın bir yere varacağını sanmıyorum," dedi Uta, alışılmadık bir soğukkanlılıkla.

Haklıydı. Belki de planım tamamen boşunaydı. "Dün biraz serseri mangası okumuştum da fikir bir anda aklıma geldi," diye itiraf ettim.

"Tahmin etmeliydim." Miori bana dik dik baktı.

"Sadece Reita'yı bu mektubu okuduğunda oraya gitmeye mecbur bırakacak bir sebep bulmamız gerekiyor, değil mi?" Serika, ciddi bir ifadeyle kötü el yazıma bakıyordu.

"Evet, plan oydu... Ama nasıl yapacağız?" diye sordum.

"Bende harika bir fikir var. Natsuki, bana bir kalem ver."

Göğüs cebimden meydan okuma mektubunu yazmak için kullandığım kaligrafik kalemi çıkarıp Serika'ya uzattım. Kalemi elimden kaptığı gibi mektubun üzerine bir şeyler yazmaya başladı; çabasız ama şaşırtıcı derecede düzgün bir el yazısı vardı.

"Mükemmel," dedi.

Herkes kâğıda ne eklediğini görmek için öne eğildi.

"Motomiya Miori elimde. Eğer kaçarsan, senin yerine o dayak yiyecek."

"Ne, hayır, olamaz öyle şey," diye reflexle araya girdim. "Reita'nın buna inanmasına imkân yok!"

"Dostum, bu senin meydan okuma mektubunla aynı seviyede," dedi Tatsuya.

Hiç de bile! Benim planım birini rehin almaktan bir gıdım daha iyiydi!

"Hey, burada niye dayak yiyen ben oluyorum?!" diye şikâyet etti Miori.

"Plan uğruna seni feda etmemiz gerekiyor. Huzur içinde yat." Serika ellerini birleştirip dua eder gibi yaptı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.