Vicdanın Ağırlığı

Motomiya Miori

Bunu yapmak istediğine emin misin, diye sordu Saya, Natsuki'nin gittiğinden emin olduktan sonra.

Başka ne yapabilirim ki? Hepsi benim suçum.

Yatağımda dizlerimi kendime çekmiş otururken o pencerenin kenarında dikiliyordu. Burada olmasının sebebi basitti; yine sormadan pencereden içeri süzülmüştü.

Saya, iki ev ötede oturan çocukluk arkadaşımdı. Benden bir yaş küçük olmasına rağmen çok uzun zamandır yakın arkadaştık. Bugün yaptığı gibi sık sık penceremden içeri sızardı, ben de ses çıkarmazdım.

Bacaklarımın bağı çözüldü deyip geçebilirdin, her şey tatlıya bağlanırdı. Zaten olanlar o kadar da büyütecek bir şey değildi. Kimse ufacık bir sarılma yüzünden seni çarmıha germezdi, diye fısıldadı Saya, umursamaz bir tavırla.

Bu düşüncenin daha önce aklımdan geçmediğini söylesem yalan olurdu. Yapamam. Bunu yaparsam kendimi asla affetmem. Zaten böylesine korkunç bir şey yapmışken, kendimi kurtarmak için yalan söyleyemezdim.

Şaşırtıcı derecede dik kafalısın. Omuz silkip içini çekti.

Üzgünüm. Senden akıl istedim ama olaylar buralara kadar geldi.

Pek umurumda değil açıkçası. Bir an duraksadı. Ama yine de kendini bu kadar hırpalama.

Spor festivalinden az önce başlamıştım Saya'ya içimi dökmeye, ondan akıl almaya çalışıyordum. Bir sevgilim olduğunu ama aslında başka birinden hoşlandığımı, o kişinin de çocukluk arkadaşım olduğunu anlatmıştım. Şimdiki sevgilime aşık olmak istediğimi ama bunu bir türlü beceremediğimi, bu durumun canımı çok yaktığını söylemiştim.

Endişelerimi sadece günlük hayatta çok sık yan yana gelmediğim insanlarla paylaşırdım. Saya ile çocukluğumuzdan beri çok yakın olsak da genellikle farklı çevrelerde takılırdık, bu yüzden dertleşmek için en doğru kişi oydu.

Diğer taraftan bakarsak, Haibara-senpai seni hemen reddetmediği için onun da suçlu olduğunu söyleyebiliriz.

Kes şunu. Natsuki bana güvenmişti.

Bense onun bu güvenine ihanet ettim. Sırf bu yüzden başını ağrıtıyorum.

Seni hemen bırakmamasının tek sebebinin bu olduğunu sanmıyorum, diye mırıldandı Saya, gözlerini dışarıya dikerek.

Ne demek istediğini anlayamamıştım. Kafa karışıklığıyla kaşlarımı çattığımda yüzünde buruk bir tebessüm belirdi.

Neyse ne, sürekli karalar bağlamanın kimseye faydası yok, dedi.

Haklısın, biliyorum. Yakında okula dönmem gerek.

Mantıken bunun farkındaydım. Kendimi sonsuza dek odama kilitli tutamazdım, eninde sonunda o okula gidecektim. Ama ne kadar çabalarsam çabalayayım, ayaklarım beni oraya götürmeye yanaşmıyordu. Hasegawa-san ve yancılarının yaydığı dedikodular yüzünden de değildi bu. Sadece Natsuki ve arkadaşlarımın yüzüne bakacak yüzüm yoktu.

Sen olsan ne yapardın Saya, diye sordum.

Düşünceli bir şekilde mırıldandı. Ben senin kadar ince düşünceli değilim, hemen gider özür diler, konuyu kapatırdım.

Evet... Haklıydı. Böyle davranmaya devam edersem sadece kaçmış olacaktım. Her şeyden önce, canını sıktığım insanlardan özür dilemeliydim.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.