Zafer İçeceği ve Erkekçe Bir Söz

Skor tabelasında kırk ikiye yirmi iki yazıyordu. İlk turu yirmi farklı ezici bir galibiyetle noktalamıştık. Mei ve Dördüncü Sınıf'taki diğerleri bu sonuçla elenmiş oldu.

"Kazanamadık ama çok eğlenceliydi. Gerçekten bak. Sanırım ilk kez bir sporda takımıma faydam dokundu. Sayı bile attım! Hepsi senin sayende Natsuki." Mei kan ter içinde kalmıştı ama yüzündeki parlak tebessümle bana teşekkür ediyordu.

İçindeki hayal kırıklığını gizlemeye çalışıyordu muhtemelen ama söylediklerinde son derece samimimdi. Bu yüzden onun adına ben de sevindim.

"Yine de," diye devam etti. "Ona havalı tarafımı gösteremedim."

"Bundan pek emin değilim," dedim.

"Ha? Ama kaybettik ki." Şaşkın gözlerle bana baktı.

Omuzlarından tutup onu arkasına döndürdüm. Funayama-san bize doğru yürüyordu. Yanımıza varınca ikimize birden hafifçe eğilerek selam verdi.

"Bunu sana kendisi söyler zaten." Kızla göz göze geldikten sonra başımı çevirdim. Gerisini kendileri halledebilirdi. Artık bizim tavsiyelerimize ihtiyaçları kalmamıştı.

Kendi sınıfımın olduğu tarafa doğru yürürken arkamdan Mei'nin çığlığı yükseldi. "Ne-Neey?! B-Benimle gerçekten olur musun?!"

Sesin çok çıkıyor Mei. Yüzümde ister istemez çarpık bir gülümseme belirdi. Omuzumun üzerinden geriye baktım. İkisinin de yüzü alabora olmuş, kızarıp başlarını öne eğmişlerdi. Mutlu olun bakalım.

Sınıf arkadaşlarımın yanına döndüğümde Tatsuya bağırdı. "Hey, Natsuki! Çabuk ol biraz." Belli ki beni bekliyordu.

"Bana içecek mi ısmarlıyorsun?" diye sordum.

"Kapa çeneni, mecbur olduğumu biliyorsun. Bir sayıyla kaybettim," diye yanıtladı. Yüzünde son derece hırslı ve yenilgiyi hazmedememiş bir ifade vardı.

Otomatın yolunu tutarken onun yanında yerimi aldım.

"Kahretsin. Son atışı sokabilseydim ben kazanacaktım."

Söylenip duruyordu ama aslında attığım sayıların yarısı Tatsuya'nın asistleri sayesinde gelmişti. Nereden bakarsan bak, takıma katkı açısından Tatsuya öndeydi. İkimiz de bunun farkındaydık ama yarışımız maalesef en çok sayı atan üzerindeydi.

Spor salonundan çıkıp kulüp binasının yanındaki otomata vardık. Tatsuya iki tane spor içeceği alıp birini bana fırlattı.

"Sağ ol!" dedikten sonra susuzluğumu giderdim. Ahh, harika geldi! Egzersizden sonra bundan daha iyi giden bir şey yok.

Ben galibiyet içeceğimin tadını çıkarırken Tatsuya konuştu. "Üzgünüm, Natsuki."

"O da nereden çıktı?"

"Okul festivalinde sana patlamıştım ya."

Uta'yı reddettiğim zamandan bahsediyordu. "Beni yumruklaman çok doğaldı zaten. Özür dilemeni gerektirecek bir şey yok."

"Hayır. Sen sadece... Hoshimiya'yı Uta'dan daha çok seviyordun, değil mi?"

Sessizce başımla onayladım. Dediği gibi, ben Hikari'yi seçmiştim.

"Yani benim burnumu sokacağım bir konu değildi. Ama yine de yaptım. Senin Uta'yı mutlu edeceğin fikrine bencillikle saplanıp kalmışım. Biri olacaksa bu sen ol istedim. İçimi rahatlattı, vazgeçmemi kolaylaştırdı. Sanki onu sana emanet ediyormuşum gibi hissettiğim için ihanete uğramış gibi geldin gözüme."

"Kararsız kaldığım için benim hatamdı. Son ana kadar ne yapmak istediğimle, Hikari'yi mi yoksa Uta'yı mı daha çok sevdiğimle boğuşup durdum. Sana o sıkıntıyı yaşatan benim. Üzgünüm."

"Özür dileme. Aşk böyle bir şey işte. Üstelik kendi isteklerimi sana dayatıp sırtına daha fazla yük bindirdim. Pişmanım. Benim gibi bir dış kapının dış mandalının söyleyeceği şeyler değildi onlar."

"Ne demek dış kapının dış mandalı? Öyle olmadığını biliyorsun."

"Olamaz, bayağı dışarıdaydım işte. Benim duracağım bir sahne değildi orası." Tatsuya cesurca gülümsedi. Etrafa yaydığı o özgüven tam da bildiğim haliydi. "Pişmanlık duyma Natsuki. Uta'yı ben alacağım."

"Öyle mi?"

"Onu mutlu edebilecek bir adam olacağım," diye ilan etti. Yüzünde zerre tereddüt izi yoktu. Gerçekten çok havalı görünüyordu.

"Yine de garip yönlere sapıp durma artık." İnsanın kendini değiştirmesi güzeldi ama onun olduğu gibi kalmasını istediğim yanları da vardı. Her şeyini değiştirmeye çalışmak iyi sonuç vermezdi. Tatsuya ile kavga ettiğimiz o bahar döneminde benim başıma geldiği gibi.

"Kes sesini be! Ben de kendimce bir sürü şey düşünüyorum. Hatalar olur tabii. Ama..." Tatsuya duraksadı. "Siz beni sandığımdan daha çok seviyorsunuz, o yüzden uzatmayacağım."

İyice yüz bulmaya başlamıştı bu çocuk. "Uta'yı mutlu edebilecek bir adam olmak için somut olarak ne yapacaksın peki?"

"Önümde kapı gibi bir ölçüt var işte, sen. Önce seni geçeceğim," dedi özgüvenden kırılırken.

"Oğlum, şey... Bu ilkokul çocuğu mantığı ama."

"Kapa çeneni. İşe senden daha iyi notlar alarak başlayacağım. Tarlanı sürüp ekeceğim seni!"

"Ekecek misin? Biçeceğim demek istemedin mi?" diye düşündüğümü pat diye söyleyiverdim.

Tatsuya kafamı kolunun altına alıp sıkıştırmaya başladı. Canım yandı be!

Biz fark etmeden yanımıza yaklaşmış olan Reita, çırpınışlarımı izliyordu. Omuz silkti.

"Hey! Yardım etsene Reita!" diye bağırdım.

"Arada bir adamakıllı acı çekmenin sana iyi geleceğini düşünüyorum," dedi.

"Neden ki?! Hey, dur, acıyor! Acıyor diyorum!"

Reita acı içinde kıvranmamı eğlenerek, yüzünde bir tebessümle izledi. İnanılmaz, bu çocuk gerçekten korkunç biri!

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.