Sosyal medyada yaptığım duyuru beklediğimden çok daha fazla yayılmıştı. Omuzumda gitarımla yolda yürürken bile insanların fısıltılarını duyabiliyordum.
"B-Bu o çocuk değil mi?"
"Hani geçen konuştuğumuz grubun vokalisti değil mi bu?"
Tanımadığım üst sınıflar bile bizden bahsediyordu. Kendi sınıfımda da ana gündem maddesi bendim tabii. "Festivaldeki kafe hazırlıklarını boş ver, sen git provanı yap!" deyip duruyorlardı. Bu düşünceli tavırlarına sevinsem mi bilemiyordum. Dikkat çekelim diye grubu öne çıkarmıştım ama bu durum günlük hayatımı zorlaştırmaya, biraz da can sıkıcı bir hal almaya başlamıştı.
Gerçi bu işe girerken başıma gelecekleri biliyordum. Serika da en az benim kadar zorlanıyordu zaten.
"Natsuki, ikinci şarkıyı dinledim. O karanlık hava harika oturmuş."
"Sesi güzel biliyorduk da videoda bambaşka biri gibi duruyorsun be adam!"
"Sağ olun. Ama asıl övgüyü şarkıyı bu kadar iyi miksleyen Mei hak ediyor."
Zamanlamanın doğru olduğunu hissettiğimiz an ikinci şarkımız Monochrome'u yayınlamıştık. O da oldukça olumlu tepkiler aldı. Sözleri bu sefer ben yazdığım için biraz gergindim aslında ama "Kendi hayatımı buldum resmen!" ya da "Sözler inanılmaz iyi!" gibi yorumları görünce rahat bir nefes aldım. Enstrümanlar zaten kusursuzdu, dolayısıyla kötü bir tepki gelseydi bu tamamen benim yüzümden olacaktı. Neyse ki şimdiye kadar tek bir olumsuz yorum bile görmemiştim.
İşler gayet yolunda gidiyordu gitmesine ama asıl sorun üçüncü şarkıydı. "Üçüncü şarkıyı konserde görücüye çıkaralım" diye karar almıştık almasına ama şarkı henüz bitmemişti. Sosyal medyayla sadece biraz zaman kazanmıştık. Büyük kısmı tamamdı fakat ben hâlâ sözler üzerinde çalışıyordum. Belki de artık kurcalamayı bırakıp bitti demek gerekiyordu.
Kültür festivaline sadece iki gün kalmıştı. Serika bana net bir dille, "Natsuki, son süren bugünkü provaya kadar," demişti.
Ders boyunca sözleri kafamda evirip çevirmiştim ama yine de bir şeyler eksik geliyordu. Okul festivalinden önce içimdeki bu huzursuzluktan kesinlikle kurtulmak istiyordum. Öğle arası geldiğinde Tatsuya'nın birlikte yemek yeme teklifini geri çevirip çatıya çıktım. Soğuk rüzgar saçlarımı dalgalandırırken boş gözlerle kasabayı seyretmeye başladım.
Aniden arkamdan bir ses yükseldi. "Natsuki-kun."
"Ah, Hoshimiya."
"Ne oldu? Yüzünden düşen bin parça."
"Hâlâ üçüncü şarkının sözlerini düşünüyorum. Bir türlü içime sinmedi."
"Anladım. Demek üçüncü şarkının sözlerini de sen yazıyorsun? Sadece iki günün kaldı. Yetiştirebilecek misin?"
"Bıçak sırtı diyelim. Geçici sözleri çoktan bitirmiştim aslında, belki de direkt onlarla sahneye çıkarız."
Hoshimiya düşünceli bir şekilde mırıldandı. "Tam olarak içine sinmeyen ne?"
"Bilemiyorum ki, nasıl anlatsam..." diye karşılık verdim. Onun sorusuna cevap vermeye çalışırken, göğsümün ortasında çöreklenen o bulanık hisler yavaş yavaş kelimelere döküldü. "Sözlerde çok fazla zayıflık ve tereddüt var gibi geliyor... Ama bu şarkıyla anlatmak istediğim şey kesinlikle bu değil."
"Ne anlatmak istiyorsun peki?"
"Emin değilim. Bilirsin işte, insanlara değiştiğimi, daha da değişebileceğimi göstermeli. O kararlılığı hissetmelerini istiyorum. 'Senin uğruna dünyayı bile değiştirebilirim' gibi bir duyguyu geçirmeliyim." Dile getirince cevap beklenmedik şekilde basit gelmişti. Fakat bu duyguları şarkı sözüne dönüştürmek epey zordu. "Yine de bu kadar son anda kararsızlık çekip diğerlerini de mağdur etmek istemiyorum. Şu anki sözler de kötü sayılmaz. Şimdilik zorlamayı bırakıp olduğu gibi bırakmak daha doğru olabilir."
Çatıya çıkıp dalgın dalgın düşündüğüm şey tam olarak buydu. Belki de sadece pes ediyordum ve bu hiç hoş bir his değildi ama sözleri değiştirmeye çalışmazsam performansımızın kalitesi muhtemelen daha yüksek olacaktı.
Her şeyden önemlisi, Serika bugünü son tarih olarak belirlemişti. Ekibi daha fazla geciktiremezdim. Tamamdır, üçüncü şarkı bu haliyle de zaten fazlasıyla iyi.
"Bunu yapamazsın, Natsuki-kun."
Tam kendimi pes etmeye ikna etmişken, duyduğum sözlerle kalakaldım. "Hoshimiya?"
"Değişeceğini göstermek istiyorsan, pes edemezsin." Sesinde canı sıkkın bir ton vardı ve gözlerindeki ciddi parıltıyla doğrudan bana bakıyordu. "Taviz vererek dünyayı değiştiremezsin."
Sözlerinde ağır bir gerçeklik vardı. Hoshimiya her gün kesinlikle bu düşünceyle yaşıyordu.
"Hâlâ vaktin varken neden son dakikaya kadar zorlamıyorsun? Onları geliştirmek istiyorsun, değil mi? Daha iyi olabileceklerine inanıyorsun, değil mi? Öyleyse sana yardım edeceğim."
"Tamam," dedim kısa bir duraksamadan sonra. İçim cesaretle dolmuştu. Onun sayesinde denemeye devam edecek gücü kendimde buldum.
"Umarım kendi yazdığın en iyi şarkıyla, sahnede özgüvenle durduğun en harika konseri verirsin."
Kafamın bir köşesinde Hoshimiya'nın bana bunları söyleyeceğini zaten biliyordum. "Sözlerin en son taslağı bu," diyerek telefonumu çıkardım. Yazdıklarımı ona gösterdim ve baş başa verip çalışmaya başladık.
Şarkının konsepti ve vermek istediğim mesaj biraz utanç vericiydi ama hiçbir şeyi gizlemeye çalışmadım. Sözlerin mükemmel olmasını istiyordum, bu yüzden deneme yanılma yoluyla üzerlerinde çalıştık. Öğle arası bittikten sonra bile sıra arkadaşı olmamızın avantajını kullanıp ders boyunca notlaşarak iletişim kurduk. Zamanım daralıyordu, kulüp provası saat saat yaklaşıyordu. O süre boyunca tekrar tekrar yazdım, sildim ve yeniden yazdım.
Sonunda, aradığım o kelimeleri bulmayı başardım.
"B-Bitti!" Şarkı sözlerinin yazılı olduğu kağıdı heyecanlı bir çığlıkla havaya kaldırdım. "İşte bu kadar!"
"Bu adama ne oluyor böyle?" Okul çıkışı sınıfta sohbet eden öğrenciler dönüp bana dik dik bakmaya başladı. Hoshimiya alelacele ellerimi aşağı indirdi.
O kadar sevinmiştim ki bir an kontrolümü kaybetmiştim.
"Evet, gerçekten harika olmuş. Mutlu olmana sevindim ama bunu başkalarının görmesine izin veremezsin, değil mi?" diye hatırlattı Hoshimiya.
"Şey... Doğru ya. Üçüncü şarkının konsere kadar bir sır olarak kalacağını söylemiştik," dedim.
"Pek bir yardımım dokunmadı ama..."
"Saçmalama, ne alakası var! Sen yanımda olduğun için bitirebildim! Çok teşekkür ederim!"
"Peki, öyle olsun bakalım."
Elini tutup coşkuyla sıktım. Şu an karşıma ne çıksa devirebilecek gibi hissediyordum! "Neyse, ben provaya kaçar!"
"Hadi git bakalım, iyi çalışmalar."
Serika ve diğerlerine üçüncü şarkının bittiğini bir an önce müjdelemek istiyordum! Sınıftan fırlayıp hızla ikinci müzik odasına doğru koşmaya başladım.
Arkamdan Hoshimiya'nın fısıltısı yükseldi. "O sözleri bana gerçekten gösterdi ya... Ne yapmamı bekliyor ki bu çocuk? İlahi..."
Ama hiçbir şey duymamış gibi yoluma devam ettim.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.