Bir Veda Sözü

Sessizliğimi koruduğumda Uta konuşmaya devam etti. "Saklamana gerek yok. Tereddüt etmene yol açan benim. Bu yüzden bu defa seni yüreklendirmek, arkandan iten güç olmak istiyorum. Sevdiğim insanın mutlu olmasını istiyorum."

Bir anlık duraksamanın ardından, "Yarınki konserden sonra," diye fısıldadım.

"Hmm," diyerek başını salladı. Muhtemelen bunu da tahmin etmişti. İstediği karşılığı veremeyeceğimi bildiği halde bana açılması, aslında beni cesaretlendirme şekliydi.

Bir insan nasıl bu kadar ince düşünceli olabilirdi? Benim gibi bir korkak değildi o. Sakura Uta, gerçekten cesur bir kızdı.

"Natsu, elinden gelenin en iyisini yap! Seni destekliyorum! O yüzden mutlu olmak zorundasın, tamam mı?" Ağlamaktan gözleri kızarmış, şişmişti ama yine de her bir kelimesini içten bir coşkuyla dile getiriyordu. Artık gözyaşları durmuştu.

Benimse tam tersine, görüşüm bulanıklaşmaya başladı.

"Aklımı sende bırakacak bir şey yapma sakın, oldu mu?"

Bir an durup, "Tamam. Söz veriyorum," dedim. Ağlamaya hakkım yoktu. Gözlerimi bastırıp kendimi tuttum.

Bir süre öylece, sessizce dikildik. Etrafımızdaki dünya giderek karardı. Tam karşımda durmasına rağmen Uta'nın yüzünü seçemez olmuştum. Bizi aydınlatan tek şey, yakındaki pencerelerden dışarı süzülen sınıf ışıklarıydı.

Sonunda, "Peki o zaman, ben önden gidiyorum," dedi.

"Tamam... Ben biraz daha kalıp öyle geçerim."

Uta arkasını dönüp uzaklaştı. "Elveda."

Düşününce, bana ilk kez böyle diyordu. Ayrılırken hep "Yarın görüşürüz" ya da "Okulda görüşürüz" derdi; bir sonraki buluşmayı müjdeleyen sözler fısıldardı.

Uta tamamen gözden kaybolduğunda, dosdoğru bana doğru gelen kararlı ayak sesleri duyuldu. Bakmama bile gerek yoktu, kim olduğunu biliyordum.

"Natsuki," dedi.

"Tatsuya." Konuşulanları dinleyip dinlemediğini sormadım.

Yakamdan tutup başımı zorla yukarı kaldırdı. Gözlerimiz kenetlendi. "Neden?!" diye sordu.

"Sevdiğim biri var," diye yanıtladım.

Yüzü acıyla buruştu, aynı soruyu tekrarladı. "Neden?! Neden Uta olamadı?!"

"Bu işlerin bir mantığı olmuyor."

Tatsuya da biliyordu bunu. Mantıkla bastırılamazdı sevda; tıpkı şu an bana yönelttiği o öfke gibi.

"Onu mutlu edecek kişi sen olsaydın, o zaman..." Cümlesini tamamlayamadı, sesi tıkandı.

"Üzgünüm." Söyleyebileceğim tek şey buydu, kelimelerim tükenmişti.

"Seni piç!" Tatsuya var gücüyle yumruğunu kaldırdı.

Bana vuracaktı. Buma hakkı vardı, tek bir laf bile edemezdim. Bunca zamandır bocalayıp durmam, bu kararsız tavırlarım Tatsuya'nın duygularına haksızlıktı. Üstelik arkadaş grubumuzun huzurunu da kaçırmıştım.

Fakat beklediğimin aksine, yakamdaki kavrayışı yavaşça gevşedi. Sıktığı yumruğu hedefini kaybetti. Sadece, "Kahretsin," diye mırıldandı. Yanımdan geçip Uta'nın gittiği yöne doğru ilerledi.

Tüm bunlar, kendi seçimimin sonuçlarıydı.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.