Bir oğlan ve bir kız, mendireğin üzerinde oturmuş, karanlığa gömülen denizi seyrediyordu. Gündüzleri insan kaynayan kumsal, şimdi ıssızlığa bürünmüştü. Dalgaların o hafif, ninniden farksız mırıltısı dışında dünyaya sessizlik hakimdi. Ufkun ötesinde, bulutsuz gece göğünde süzülen dolunay, uçsuz bucaksız karanlık suları aydınlatıyordu. Ay ışığı kıyıya kadar ulaşıyor, kumların üzerinde beyazdan bir yol çiziyordu; büyüleyici bir manzaraydı.
Dalgakırana vuran ılık ve tuzlu deniz esintisi, yan yana oturduğu oğlanın yanağını kızın uzun saçlarıyla gıdıkladı. Oğlan aniden kıza döndü. Kızın mücevher kadar berrak gözlerinde kendi yansımasını gördü.
“Şaşırtıcı derecede serinmiş,” dedi kız.
“Güneş yok, rüzgar da esiyor sonuçta,” diye karşılık verdi oğlan.
“Deniz havası epey sert, çok kalırsak her yerimiz yapış yapış olabilir.” Bu düşünce kızı kıkırdattı.
“Hey... Sence bir yardımım dokundu mu?” diye sordu oğlan.
Kız gülümseyerek başını salladı. “Elbette dokundu. Sen olmasaydın hiçbir şey başaramazdım.”
Oğlan rahatlamış bir ifadeyle, “Sevindim o halde,” dedi.
“Baksana...” diye fısıldadı kız, sesi pürüzsüzdü.
“Ay ne kadar da güzel, değil mi?”
Oğlan, kızın bu sözlerin ardına gizlediği duyguları hemen kavradı. Bakışlarını aya dikmiş olan kıza baktı ve derin bir nefes aldı. Onu mutlu edecek bir cevap bulabilmek için yavaş işleyen zihnini olabildiğince zorladı.
Nihayet, “Seninle beraber izlediğim için öyle,” diyebildi.
Bu sözleri duyan kızın yüzünde çiçekler açtı; dudaklarına sıcacık bir gülümseme yayıldı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.