Çocukluk Arkadaşıyla Yeni Planlara Doğru

“Vay canına, senin adına sevindim doğrusu,” dedi Miori, kahvesinden bir yudum aldıktan sonra. Olan biteni ona henüz anlatıp bitirmiştim.

Çalıştığım yer olan Café Mares’teydik. Buranın kahveleri gerçekten tek kelimeyle şahaneydi, bu yüzden boş zamanlarımda da müşteri olarak geliyordum. Çalışan indiriminin olması da cabasıydı tabii.

Tatsuya meselesini çözmemde bana yardım ettiği için bugün kahveler Miori’nin şerefineydi. Eğer Nanase bizi birlikte görseydi durumu açıklamak tam bir baş ağrısı olurdu ama neyse ki bugün mesaisi yoktu.

“Sağ ol. Resmen kıçımı kurtardın,” dedim.

Miori, “Vay be, bugün alışılmadık kadar dürüstsün,” diye takıldı.

“Hadi ama,” diye söylendim, “bana dürüst olmamı söyleyen sen değil miydin zaten?”

Miori sırıttı ve çenesini ellerine yasladı. “Aslına bakarsan, ben hiçbir şey düşünmeseydim bile bu iş kendi kendine çözülürdü bence.”

“Ne?”

“Bir düşünsene. Eminim Tatsuya yanlış bir yolda olduğunu zaten biliyordu. Eğer bu durum biraz daha uzasaydı, Reita-kun bir şekilde devreye girip onu yola getirmek için gerekeni yapardı. Muhtemelen yani.”

Şimdi söyleyince... Evet, kulağa mantıklı geliyor. Zamanın her şeyi çözeceğini söyleyen de Reita’ydı zaten. Bunun bir diğer anlamı da şuydu: Eğer zamanla çözülmezse, ipleri kendi eline alacaktı.

“Ha? Bir dakika. Yani o kadar rezilliği boşuna mı çektim ben?” dedim ağır ağır.

Miori kıkırdadı. “Boşuna olduğunu sanmıyorum. Üstelik çok eğlenceliydi!” diyerek benimle dalga geçti.

Görünen o ki, ömrümün sonuna kadar herkes bu mevzuyla kafamı ütüleyecekti.

“Ayrıca, sonunda onlarla daha da yakınlaşmadın mı? İyi ya da kötü, artık geçmişini biliyorlar ama en azından yanlarında daha rahat olabilirsin. Sürekli bir gösteri sergilemek için kendini zorlamana gerek kalmadı,” diye devam etti Miori. Haklı bir noktaya parmak basmıştı.

“Yani, sanırım haklısın,” diyerek gönülsüzce onayladım. Yine de Hoshimiya’nın geçmişimi öğrenmesini hiç istemezdim! Erkekler, hoşlandıkları kızın karşısında her zaman havalı görünmek isterler sonuçta.

“Ve en güzeli de, sen onlara yaklaştıkça benim de Reita-kun’a yaklaşma şansım artacak.” Miori’nin yanakları resmen pespembe olmuştu. Ellerini sanki dua ediyormuş gibi birleştirip oturduğu yerde kıpırdanmaya başladı. “Sana o kadar akıl verdim, artık sen de bana yardım edersin! Ne de olsa suç ortağıyız, değil mi?”

Doğrusu bu iş epey uğraştırıcı görünüyordu ama söz sözdür. Gökkuşağı Renkli Gençlik Planım için bana verdiği desteğe karşılık, ben de onun Reita ile arasını yapacaktım. Miori beni avucunun içi gibi biliyordu, bu yüzden gerçekten güvenebileceğim tek kişi oydu. Ben de Reita ve tayfasıyla arkadaş olduğum için ona içeriden bilgi sızdırabilirdim. Çıkarlarımız örtüşüyordu.

“Tamam, üzerime düşeni yapacağım. Ee, bir planın var mı bari?” diye sordum çekinerek.

“Olmaz mı! Adı: Çift Randevusu Planı! Sen ve ben, bir de Reita-kun ve Hoshimiya-chan. Dört kişilik eğlenceli bir parti olacak. Hem senin için de Hikari-chan’ı daha yakından tanıma fırsatı doğar, bir taşla iki kuş!” dedi Miori büyük bir şevkle.

“Ne? Hayatta olmaz. Bu resmen ondan hoşlandığımı ilan etmek demek. Utancımdan ölürüm be!”

“Aşk meşk işlerinde bu kadar mı çömezsin sen?!” Miori, büyük bir tiyatral edayla masaya yığılıp kalmış gibi yaptı.

“Ben temkinli ilerlemek istiyorum. Hoshimiya’nın ondan hoşlandığımı bilmesini istemiyorum. Hatta onun beni bir erkek olarak gördüğünden bile şüpheliyim. Aramızdaki hava biraz daha güzelleşince, o zaman...” Gerisini getiremedim.

“Öğğ, çok pısırıksın. Hiç erkeksi değil!” diyerek alay etti.

“Sana ne oluyor be?! Ben bu konu üzerine kafa patlatıyorum! Sadece başarı şansımı artırmaya çalışıyorum—” diye parladım ama hırgürümüz omuzuma dokunan biri tarafından kesildi.

Kirishima-san arkamda dikiliyordu. “Eğlendiğinizi görmek güzel ama biraz daha sessiz olabilir misiniz?” dedi.

“Eyvah...” Miori ile etrafımıza bakındığımızda, kafenin müdavimlerinden yaşlıca bir adamın eğlenir bir ifadeyle bizi izlediğini gördük. Telaşla eğilip özür diledik ama adam sadece eliyle 'sorun yok' der gibi yapıp kitabına geri döndü.

“Hepsi senin suçun,” dedim.

“Ne? Bağıran sendin,” diye karşılık verdi Miori.

Birbirimize ters ters bakıp ofladık. Kirishima bize bakıp muzipçe gülümsedi. “Ah, gençlik işte! Kız arkadaşın mı?”

Soruyu idrak etmem bir anımı aldı ama hemen ardından şiddetle kafamı sallamaya başladım.

Aynı anda, “Hayır! Asla—!” diye feryat ettik. Aynı anda konuştuğumuz için daha da sinirlenip yeniden birbirimize dik dik bakmaya başladık.

Kirishima bu halimize yüksek sesle kıkırdayarak işinin başına döndü.

“Kimsenin bir daha böyle imalarda bulunmaması için bir an önce Reita-kun ile sevgili olmam lazım,” diye mırıldandı Miori.

“Seni anlıyorum... Ben de Hoshimiya’nın sevgilim olmasını istiyorum,” dedim iç çekerek. Bunu kendi içimden düşünmeye alışıktım ama yüksek sesle itiraf etmek her zamankinden daha utanç verici hissettirmişti. Yanaklarım alev alev yandı.

Miori, o aşık halime bakıp “Iyy, iğrençsin,” dedi.

Kes sesini.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.