Aki beni eve kadar bıraktı.
Girişte hiç ayakkabı yoktu, annemle babam henüz dönmemişti. Bisikleti ayaklığın üzerine park edip elektrik düğmesine bastım.
Aki çoktan istasyona doğru yürümeye başlamış olmalıydı.
O kadar ağlamak beni tamamen tüketmişti, düşünmekte bile zorlanıyordum. Her göz kırpışımda göz kapaklarımın ne kadar şiştiğini hissedebiliyordum.
Vücudumun suya ihtiyacı vardı ama mutfağın önünden geçip gittim. İçtiğim her damlayla döktüğüm gözyaşları tazelenecek, bedenim kendine gelse bile kalbim geride un ufak olacaktı.
Her basamak bana düşman kesilmiş gibi merdivenleri tırmandım. İnatla hiçbirine takılmadım ama tam son basamakta ayak başparmağımı çarpmaktan kurtulamadım.
"Geldim."
"Hoş geldin."
Bu kısa ritüelin ardından Sunao beni odasına kabul etti.
Geç kalmamla ilgili bir yorum yapmaya yeltendi ama sonra birden yüzü bulutlandı. Gözlerim kan çanağına dönmüştü, sesim kısıktı, adımlarımda mecal kalmamıştı; kelimenin tam anlamıyla dökülüyordum.
"Ne oldu?" diye sordu.
"Üst sınıflardan biri öldü."
Sunao'nun gözleri hayretle açıldı. "Yakın mıydınız?"
"Pek sayılmaz."
Endişeli bakışları yerini kafa karışıklığına bıraktı.
Ona Ryou hakkında hiçbir şey anlatmamıştım. O sessiz resim atölyesinde ne söylemek istediğimi bulduğumu sanmıştım ama şimdi kelimelerim yine uçup gitmişti.
Seiryou Festivali'nden döndüğümde Sunao'dan beni hemen azat etmesini istemiştim. Böylece o beni tekrar çağırana kadar hiçbir şey düşünmek zorunda kalmayacaktım.
Bugün de aynısını yapmayı planlıyordum.
Eğer buna karşı çıkacak olursa o telefon konuşmasını açacaktım. Sunao'nun bundan haberim olmasını istemediği çok açıktı; konuyu açarsam canı sıkılacak ve beni kesinlikle odadan kovalayacaktı.
"Ha, bu arada."
Ancak ben bu sinsice yönteme başvurmaya fırsat bulamadan Sunao'nun aklına başka bir şey geldi.
"Nao," dedi, o güzel gözlerini gözlerime dikerek.
İçimi amansız bir ürperti kapladı, kanım çekildi.
Bir zamanlar kendimi buna hazırlamıştım. Bir gün ondan da bu sahil kasabasından da ayrılmak zorunda kalacağımı biliyordum.
Ama şu an isteyeceğim en son şey buydu. O kelimeleri sarf etmesin diye dua ettim ama onu durduracak tek bir laf bile bulamadım.
Ben öylece kalakalınca Sunao sözüne devam etti. Aslının dudaklarından dökülen o sözler...
Suretinin sonunu getiren o kelimeler.
"Yarın okuluma başlıyorum. Sınavlar olsa bile, canım istemese bile. Bundan sonra her gün gideceğim."
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.