Aki elini ensesine götürüp bakışlarını kaçırdı.
Kısık bir sesle, Bugün çok tatlı görünüyorsun, o yüzden, diye fısıldadı.
Yüzüne bakacak cesaretim yoktu.
Pembe rüj sürülmüş dudağımı ısırdım. Sunao, dikkat etmemi yoksa rujun çıkacağını söylemişti.
Ellerim çantamın askısına sıkıca yapıştı. Çanta sapı parmaklarımın arasında o kadar ince, o kadar dayanıksız hissettiriyordu ki.
Te-teşekkür ederim Aki. Sen de çok havalı görünüyorsun.
Gerginlikten kekelemiştim. Aki ise kendi kendine anlaşılmaz bir şeyler mırıldandı. Muhtemelse o da bana teşekkür ediyordu.
O kadar umutsuz vakaydık ki alt sınıftaki arkadaşımız bizi kendi halimize bırakıp gitmişti. Şimdi bir an için oluşan bu hassas havayı korumak tamamen bize kalmıştı.
İlk adımı Aki attı.
Nereye gitmek istersin, diye sordu.
Neresi olduğu hiç umurumda değildi. Her yer bana uyardı. Sadece onun yanında olmak bile beni mutlu etmeye yetiyordu.
Ama bugün için zaten bir plan yapmıştım.
Sinemaya, dedim ve elini kavrayarak gülümsedim.
Sonbaharın ılık rüzgarı, birbirine kenetlenmiş parmaklarımızın arasından süzülüp gitti.
Yanımdaydı. Birlikte geçireceğimiz ilk hafta sonu henüz yeni başlıyordu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.