Koştum da koştum ama yetişemedim.
Sıçradım, uçtum ama ulaşamadım.
Kaybetmeye çok alışkınım. Aşağılık kompleksimle artık iyi arkadaşız.
Yine de, ne kadar duvara çarparsam çarpayım, umudumu yitirmeden ileri atılmayı başarabilirsem, sonunda geleceğimi iki elimle kavrayabileceğime inandım.
Adımı taşıyan güneşe layık olmak istedim.
Yine de sanırım bazı geceler beni hâlâ yapayalnız titrer halde bırakıyor.
Çünkü gittiğim yerde benim gibi kimse yok.
Bu dünyada ne kadar dertlensen, çabalasan, kıvransan da hiçbir şey yapamayacağın şeyler olabilir.
Belki de vurduğum her darbeyi ıskalayacağım.
...Hayır, hayır, mesele sadece bu değil.
Her şeyden öte, en çok korktuğum şey içimdeki o kıpkırmızı alevin, küçücük bir kıvılcım yüzünden sönüp gitmesi.
Şimdiye kadar bile, yüzüme ince bir gülümseme yapıştırırken, bu düşünce beni duraksattı.
Okul sonrası boş spor salonu… Konuş benimle.
On yıl sonra… Yirmi yıl sonra… Bugünü pişmanlık duymadan atlatmış olacak mıyım?
Bu zamana dönüp baktığımda, elimden gelenin en iyisini yaptığımı söyleyebilecek miyim?
Hey, terli bileklik. Konuş benimle.
Güneşim, değer verdiğim birinin kalbine ulaşıyor mu?
Bunu bu küçücük bedenimin her zerresiyle kanıtlamak istiyorum.
Şu güvenceyi istiyorum: Ne kadar ateşli olsam da, ne kadar ter koksam da, acınası görünmediğime dair.
Böylece batırmayayım, kendimi kaybetmeyeyim, kendimden vazgeçmeyeyim diye.
Gökyüzündeki o engin ayı arıyordum.
Ruhumda yanan tüm tutkuyu kabul edecek birini.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.