Bu, gerçek bir aşkın hikayesi.
İnsanlar tam olarak hangi anda aşık olur?
Çoğu zaman, birinde hayranlık uyandıran küçük bir şey keşfetmekle başlar.
Benden daha hızlı koşabilirler. Daha uzun boyludurlar. Doğru anlarda gülmeyi iyi bilirler. Ya da bana çok benzerler.
Sonra onları diğer insanlardan daha fazla fark etmeye başlarsın.
Gözün onlara takıldığı için, haklarında daha fazlasını öğrenmek istersin. Onlarla konuşmak, yakınlaşmak istersin. Belki onlara dokunmak bile... Neden olmasın ki?
Ama daha ileri gitmek için bir nedene ihtiyacın varsa, o duyguya bir isim vermen gerekir.
Dürüst olmak gerekirse, bu belki de doğru yaklaşım değildir.
Birine karşı duyulan yanlış bir duyu, hatalı bir sonuca yol açabilir. Birbirinizi kıl payı kaçırıp durabilirsiniz. Tekrar ve tekrar.
Ama bir kahraman kötü adamlarla savaşırken adalet bayrağını nasıl yükseltiyorsa, birine tutulduğunu yüksek sesle bağırmak istediğinde, duygularına "aşk"ın o hoşgörülü adını vermen gerekir.
Uzak gökyüzünde parlayan o aya dilediğin kadar baka kalabilirsin, ama bu ona asla ulaşacağın anlamına gelmez.
Ayak sürürsen, yüzeyinde dans eden tavşan sıkılıp sen harekete geçmeden zıplayıp gidebilir.
Birine tek taraflı hayranlık duygularını dayatmak, ilk adımı atmak değildir.
Bu sadece narsizm, acı tatlı duygulara kendini kaptırmaktır.
Ve bunun sonucunda birini incitirsen, bu daha da doğru olur.
Bu dünyada bazı insanlar, belirli şeyleri önce kelimelere dökmeden harekete geçemez. O ayı vurup düşürme şansın olsun istiyorsan, tabancayı eline alman gerekir.
İşte bu yüzden o durdurulamaz duygulara bir isim vermen gerekir. O isim aşktır.
…Ve her şey işte burada başlar. Bu (kesinlikle) gerçek bir aşkın hikayesi.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.