Bakire Kraliçe'nin İzin Günü

Klyrode Kalesi, Bakire Kraliçe’nin Odası

Sabah olmuştu. Perde aralıklarından sızan güneş ışıkları, yatağında uyumakta olan Bakire Kraliçe’nin yüzüne vuruyordu.

“Mnhhh...” diye mırıldanarak gözlerini açtı Bakire Kraliçe. Sersemlemiş bir halde yatağında doğrulurken, gözlerini güneşten korumak için elini alnına siper etti. “Sabah olmuş bile...” diye mırıldandı. Bakış atmak için yan tarafa, üzeri adeta bir evrak dağına dönmüş olan masasına döndü.

Dün o kadar çok çalışmama rağmen hala yapılacak bir dünya iş var... diye düşündü ve yataktan kalkarken hafifçe içini çekti. “Bay Flio’ya işlerim hafifler hafifmez haber vereceğimi söyleyeli günler oldu ama yakında bitecek gibi de durmuyor...” diye kendi kendine söylendi. Masasına doğru ilerlerken bir kez daha içini çekti. Şimdilik sadece bunları bitirmeye odaklansam iyi olacak...

Tam o anda, Bakire Kraliçe’nin odasının kapısı ardına kadar açıldı. Üçüncü Prenses, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle içeri dalarak, “Günaydın, Kraliçe ablacığım!” dedi.

“G-günaydın Üçüncü Prenses!” diye karşılık verdi Bakire Kraliçe. Bu ani giriş karşısında biraz irkilmişti.

Üçüncü Prenses gülümsemesini bozmadan masaya doğru yürüdü ve evrak dağını kucağına doldurdu. “Ah, ablacığım... Sana kaç defa söyledim, bunların hepsini tek başıma halledebilirim!”

“Ş-şey... Üçüncü Prenses?” dedi Bakire Kraliçe, şaşkınlıktan dili tutulmuştu.

“Bu işleri ben devralıyorum, anlaşıldı mı?” diye üsteledi Üçüncü Prenses. Gülümsemesi bir an olsun sarsılmıyordu.

“D-devralmak mı?” dedi Bakire Kraliçe. Kardeşine doğru bir adım attı ama daha müdahale edemeden kapı yeniden açıldı.

“Ablamızı duydun, Majesteleri,” diyerek içeri giren İkinci Prenses, elini Bakire Kraliçe’nin omzuna koydu. “Hadi artık, geri kalan işleri ikimize bırak da şu tatiline çık artık!”

İki küçük kardeşi arasında çaresizce bakınan Bakire Kraliçe, “Ama!” diyerek itiraz etmeye yeltendi.

“Hem...” diye fısıldadı İkinci Prenses, dudaklarını ablasının kulağına yaklaştırarak. “Acele edip üstünü değiştirmen gerekmiyor mu?”

“A-ama işlerim!” dedi Kraliçe. “Yapmam gereken...”

“Hayır, gerekmiyor,” diye diretti İkinci Prenses. Az önce girdiği kapıyı işaret ederek ekledi: “Zaten birisi seninle buluşmaya gelmiş gibi görünüyor. Onu bu halde karşılamak istemezsin, değil mi?”

Bakire Kraliçe, kapıdan dışarıya kısa bir göz ucuyla bakınca karşı tarafta duran genç adamı gördü. “Ha?” Kim olduğunu fark edince gözleri fal taşı gibi açıldı, olduğu yerde donup kaldı. “G-Garyl?” Hemen kendi vücuduna baktı; üzerinde sadece ince bir gecelik vardı. Gece kıyafetinin altına iç çamaşırı bile giymemişti, bu da yarı şeffaf kumaşın altından vücudunun her hattının seçilebildiği anlamına geliyordu. Garyl’in karşısında bu kadar uygunsuz bir kıyafetle durduğunu fark ettiği an, Bakire Kraliçe’nin yüzü kıpkırmızı kesildi. “H-hyaaaah?!” diye çığlık atarak elleriyle göğsünü kapattı ve İkinci Prenses’in arkasına saklandı.

“Ş-şey...” dedi Garyl, bakışlarını odadan kaçırarak. “Prenses Leusoc seninle buluşmaya gelmemi söylemişti ama sanırım günün biraz fazla erken bir saati, değil mi...?”

Bu sözler üzerine İkinci ve Üçüncü Prenses, ablalarına imalı birer gülümseme fırlattılar. Bakire Kraliçe, bir kardeşlerine bir de Garyl’e baktı; yüzü her geçen bir an daha da kızarıyordu. “H-hayır!” diye bağırdı sonunda kendini toparlayarak. “H-hiç de bile! Hemen hazırlanıyorum!” Bunu söyledikten sonra hızla odasının arkasına doğru koşturdu.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.