Özverili Bir Yuva

Klyrode, büyülü yaratıklardan yarı insanlara kadar türlü türde varlığa ev sahipliği yapan, kılıç ve büyüyle şekillenmiş bir dünyaydı. İnsanlar ve iblisler, zamanın unuttuğu çağlardan beri burada amansız bir savaş yürütmüştü. Ta ki insan krallıklarının en büyüğü olan Büyülü Klyrode Krallığı ile iblis soylularının en köklü, en devasa kurumu Karanlık Ordu bir barış antlaşması imzalayana kadar. İki tarafın da silah bıraktığı o günden bu yana epey vakit geçmiş, dünya kültürel alışverişlerin yaşandığı huzurlu bir çağa adım atmıştı.

Karanlık Lord Dawkson, bir zamanlar Karanlık Ordu'yu zalimce yöneten bir müstebitti. Fakat sonradan yolunu değiştirmiş, kendi bölgesindeki iblisler arasında uyumlu bir iş birliği tesis etmek için canla başla çalışmaya başlamıştı. Uzun uğraşların ardından, daha kısa süre önce yok oluşun eşiğinde sallanan Karanlık Ordu'yu küllerinden doğurmayı başarmıştı. Yine de bilek gücünün tek hakikat olduğuna inanan iblislerin çıkardığı sorunlarla uğraşmaktan bir türlü kurtulamıyordu.

Büyülü Klyrode Krallığı ise insanlık arasındaki dayanışmayı güçlendirmek adına bakışlarını komşu krallıklarla olan diplomatik ilişkilere çevirmişti. Bir zamanlar birçok yabancı devlet, iblislerle uzlaşma yolunu seçtiği için Klyrode'un Genç Kraliçesi'ne şüpheyle baksa da zamanla bu kararını haklı bulup onaylamışlardı. Ne var ki bu onay, beraberinde beklenmedik birtakım talepleri de getirmişti...

Tüm bu karmaşanın ortasında, Flio'nun bizzat işlettiği Flio-Rys Tuhafiye Mağazası faaliyet alanını istikrarlı bir şekilde genişletmekteydi. Her gün kapılarına dayanan envaiçeşit müşteri yüzünden Flio'nun karısı Rys ve evde yaşayan diğer herkes sabahtan akşama kadar arı gibi çalışıyordu.

Sahnede yerler alındı. Perde yavaşça yükseliyor...

◇Houghtow Şehri—Flio’nun Evi◇

Gece yarısıydı ve Flio'nun evi karanlığa bürünmüştü. Üç katlı ahşap binanın pencere ışıkları sönmüş, ev halkı huzurlu bir uykuya dalmıştı. Fakat Flio ve Rys'ın odasında lambalar hâlâ yanıyordu. Rys, çiftin geniş yatağının kenarına oturmuş, elindeki kumaş parçasıyla uğraşıyordu. Gözün seçemeyeceği bir hızla hareket eden elleri, kumaşı biçip dikiyor, kaşla göz arasında yepyeni bir kıyafeti tamamlıyordu.

Rys, eskiden Karanlık Ordu'da görev yapan kurt iblis bir savaşçıydı. Ancak bir zamanlar Flio'ya yenilmiş ve hayatını onun karısı olarak sürdürmeye karar vermişti. Kocasına tutkuyla, hatta biraz aşırıya kaçan bir sevgiyle bağlıydı. Evdeki herkes için de bir nevi anne figürü haline gelmişti.

Flio, karısı çalışırken yatakta doğrulmuş, her zamanki mütevazı gülümsemesiyle onu izliyordu. Aslında başka bir dünyadan Kahraman adaylarından biri olarak çağrılmış bir tüccardı. Çağrıldığı anda aldığı kutsama, ona Klyrode dünyasındaki her beceri ve büyü üzerinde tam bir hakimiyet kazandırmıştı. Şimdilerde ise iblis karısı Rys ile birlikte Flio-Rys Tuhafiye Mağazası'nı işletiyordu. İkisi öz, biri evlatlık üç kız ve bir erkek çocuk babası olmanın gururunu taşıyordu.

"Yeteneklerine her zamanki gibi hayran kalmamak elde değil, Rys," dedi Flio. Rys'ın diktiği kıyafetler gerçekten de büyük bir özenle işlenmiş, son derece kaliteli ve şık parçalardı.

"İlahi, hiç de bile!" diye itiraz etti Rys, insanüstü bir hızla bir diğer kaliteli giysinin son dokunuşlarını yaparken. "Aslına bakarsanız, gerçekten içime sinen kıyafetler dikecek kadar ustalaşmam daha çok yeni sayılır. Bu işte tamamen uzmanlaşmak için katetmem gereken çok yol var." Ellerini şimşek hızıyla hareket ettirmeye devam ederken başını kaldırıp kocasına gülümsedi. "Biliyorsunuz, Garyl'in Klyrode Şövalyelik Eğitimi Enstitüsü'ndeki eğitim kampı için yeni giysilere ihtiyacı var. Elinàsze ve Rylnàsze'ye de yenilerini dikmek gerek. Onlar bitince Ghozal ve Sleip'in çocukları için de bir şeyler hazırlamam gerekecek."

"Anlıyorum..." dedi Flio. "Diktiğin her şey çok şık ve ustalığını konuşturuyorsun, Rys. Herkes senden kıyafet alacağı için çok sevinecektir..." Ancak bakışları, Rys'ın arkasında biriken ve neredeyse küçük bir dağı andıran tamamlanmış giysi yığınına kaydığında, o sakin yüz ifadesi biraz gerilmişti. "Ama..."

"Aaa?" dedi Rys, Flio'nun nereye baktığını fark ederek. "Bu kadarcık şeyden ne olur canım! Bir günümü terziliğe ayırsam, kahvaltıdan önce kırk elli kat kıyafet çıkarırım ben!" Sözlerini gururlu bir tebessümle taçlandırdı. "Hem sadece çocukların giysiye ihtiyacı yok ki. Ura, efendimin bağlısı olduğuna göre, onun ve adamlarının kıyafetlerini sağlamak da bu evin hanımı olarak benim görevimdir."

Flio bu sözler karşısında irkilmeden edemedi.

Rys, bahsettiğimiz üzere bir kurt iblisti ve bu tür, sürü bağlarına son derece sadık olmasıyla tanınırdı. Ağabeyi Fengaryl, Karanlık Ordu'daki kurt iblislerin lideriydi ve o dönem Fenrys adıyla bilinen Rys de kardeş olarak sürü içinde büyük bir nüfuza sahipti. Karanlık Ordu'dan ayrıldıktan sonra bile sürü bilincini korumuş, sadece kendi çocuklarına değil, Flio'nun evindeki her bir ferde göz kulak olmayı bir borç bilmişti. Herkese yeni kıyafetler dikmenin yanı sıra, yaşam alanlarını düzenliyor, yemekleri pişiriyor ve evin her türlü ihtiyacıyla tek başına ilgileniyordu.

Herkese yardımcı olmak istemesini takdir ediyorum tabii, diye düşündü Flio, ama yine de... "Böyle canla başla yardım etmen çok güzel," diyerek o bildik sevecen gülümsemesine büründü. "Fakat herkes için yeni kıyafet gerekiyorsa, Klyrode Kale Kasabası'ndan uygun bir şeyler satın alamaz mıyız? Böylece senin de üstünden bir yük kalkmış olur..."

Ancak Rys gülümseyerek başını iki yana salladı. "Kale Kasabası'ndan alınan kıyafetler asla olmaz!" diye diretti. "Fena dikilmemişler belki ama şahsen benim içime sinmiyor. Dükkânlarda satılan kıyafetler, efendimin bir bağlısının üstünde taşımasına yakışacak kalitede değil bir kere. Ayrıca giysileri kendim dikersem işçilik parası da ödememiş oluruz. Sadece kumaşı alıp kıyafetleri kendim hazırlamak bizim için çok daha kârlı bir alışveriş değil mi? Üstelik böylece, dünyalık para döküp aldığımız bir kıyafetin sahibinin zevkine uymama riskini de ortadan kaldırmış oluyoruz."

"Haklısın galiba..." diye kabullendi Flio. Yine de karısının sağlığı için endişelenmekten kendini alamıyordu. Fakat daha bir şey söyleyemeden Rys söze devam etti.

"Ne olursa olsun, ben kendi adıma efendime elimden geldiğince yardım etmek için var gücümle çalışmak istiyorum," dedi neşeli bir gülümsemeyle. "Benim için endişelenmenize hiç gerek yok."

Flio, karısının bu mutlu yüzünü görünce bıyık altından gülümsemeden edemedi. "Bana böyle güzel gülümsedikten sonra, bana da sana elimden gelen tüm desteği vermek düşer," diyerek Rys'ı kucağına çekti.

"Efendimin desteği arkamdayken, yüz ev hanımının gücüne kavuşurum ben!" diye ilan etti Rys. "Siz orasını bana bırakın!"

Flio, Rys'ı nazikçe kollarına aldı ve kulağına fısıldadı. "Sana güveniyorum, Rys. Ama lütfen kendine de dikkat et."

O anda Rys'ın yüzü adeta patlamaya hazır bir bomba gibi kıpkırmızı kesildi. "E-E-Elbette!" dedi, sesi bir anda incelerek. "B-B-Bunu bana söylemenize bile gerek yok! Efendimin karısına da ancak bu yakışır zaten! A-Ama... yüzünüz biraz fazla mı yakın sanki...?"

Flio ve Rys'ın zaten üç çocukları vardı ancak Rys kocasına öyle sevdalıydı ki bunca zamandan sonra bile onun bu yakınlaşmalarına sanki yeni sevgili olmuşlar gibi utançtan kıpkırmızı kesilerek karşılık veriyordu.

İkili birbirinin gözlerinin içine baktı. Yatak odasında baş başaydılar. Flio, Rys'ın görüş alanının dışında işaret parmağıyla küçük bir daire çizdi ve ona daha da yaklaştı. Çok geçmeden tutkulu bir öpücükle birbirlerine kenetlendiler. Zaman geçtikçe aralarındaki sevgi azalmak bir yana, daha da alevleniyordu.

Ah, diye düşündü Flio, ama önce...

Birbirlerine sarılmak üzereyken parmağını bir kez daha salladı.

◇Bu Sırada—Flio’nun Evi, Koridor◇

Flio ve Rys'ın odasının dışındaki koridorda sert bir çınlama sesi yankılandı. Bir saniye sonra, Hiya sanki yoktan var olmuş gibi beliriverdi.

Işığın ve karanlığın kökenine hükmeden cin Hiya, tüm dünyayı yok edecek kadar devasa bir büyü gücüne sahip bir varlıktı. Ancak Flio'nun elinde tattığı yenilginin ardından ona "Yüce Olan" diyerek tapınmaya başlamış ve Flio'nun evindeki diğer kişilerle birlikte yaşamaya karar vermişti.

"Hmm..." Hiya kaşlarını çattı. "Karısıyla yapacağı şehvetli antrenmanı izleme umuduyla Yüce Olan'ın odasının köşesine saklanmışım ama görünüşe göre varlığımı sezdi ve beni büyüsüyle dışarı attı..." Daima kısık olan gözlerini tavana dikti, dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı.

Hiya, geçmiş çağların büyük bir büyücüsü tarafından ışık ve karanlığın kökenindeki büyüyü kontrol edebilecek bir varlık olarak yaratılmıştı. Bu yaratılışı sebebiyle, başlangıçta cinsel aşk eylemlerine dair hiçbir kavrayışı yoktu. Ancak Flio ve Rys'ın mahrem anlarını gözlemledikçe bu konsepte hayran kalmış, hatta en ufak bir fırsat bulduğunda ikisini yatak odalarında dikizleme alışkanlığı edinmişti.

"Şimdi..." dedi Hiya, kollarını kavuşturup koridoru süzerek. "O kapı kapandığına göre, bugün nasıl bir antrenmana girişsem acaba...?"

Aniden, Hiya'nın yanında bir kadın belirdi. Üzerinde mor ve bir hayli iddialı bir kıyafet vardı. "Affedersiniz, Ulu Hazretleri," dedi cîne doğru sokularak.

"Ooo?" dedi Hiya. "Damalynas, sen misin?"

Damalynas, Gece Yarısı Yüce Büyücüsü olarak tanınan, karanlık sanatlarda ustalaşmış bir cadıydı. Maddi bedenini kaybedeli çok olmuştu, artık yalnızca zihinsel bir varlık olarak yaşamını sürdürüyordu. Bir zamanlar Hiya tarafından mağlup edilmişti, şimdiyse cînin zihin dünyasında onun en sevdiği antrenman partneri olarak varlığını koruyordu.

"Benden arzun nedir?" Hiya, parmak uçlarıyla Damalynas'ın çenesini nazikçe kaldırırken yüzüne alaycı bir gülümseme yayıldı. "Yoksa benimle antrenman yapmak için mi geldin?"

"H-Hayır!" Damalynas'ın yüzü bir anda kıpkırmızı kesildi, sesi cılız bir çığlık gibi çıktı. "Ş-Şey... Leydi Elinàsze sizi çağırıyordu..."

"Öyle mi?" Hiya şaşırmış gibi yaptı. "Anlaşılan fark etmemişim, zihinsel mesajları bana ulaşmadı..."

"Çok normal değil mi?" dedi Damalynas. "Efendi Flio'nun odasına sızmak için zihin iletişiminizi dış dünyaya kapatmıştınız, unuttunuz mu?"

"Aah, doğru ya. Benim gibi birinin böyle bir hata yapması ne kadar vahim..." Hiya açık avucuyla alnına hafifçe vurup neşeyle başını salladı. "O zaman zaman kaybetmeden yanına gitsek iyi olur. Damalynas, antrenmanımızı sonraya ertelemek zorundayız."

"Ş-Şimdi bunu bırakın!" Damalynas yeniden kızararak öfkeyle soludu. "Acele etmemiz gerek!"

Damalynas'ın bu telaşlı haline son bir alaycı bakış atan Hiya, kolunu şöyle bir salladı ve ikisi de koridordan bir anda kayboldu.

◇Flio'nun Evi — Elinàsze'nin Odası◇

Elinàsze, önüne dayadığı kitabın metinlerini incelerken kollarını göğsünde birleştirmiş oturuyordu.

İkiz kardeşi Garyl ve küçük kız kardeşi Rylnàsze ile birlikte, Flio ve Rys'in üç öz çocuğundan biriydi. Babasına sonsuz bir hayranlık duyan, büyü sanatında üstün yeteneğe sahip, ciddi mizaçlı bir kızdı. O gece üzerinde koyu yeşil, gösterişli bir kıyafet vardı ama darmadağınık bir at kuyruğu yaptığı uzun saçları acilen taranmak istiyor gibi görünüyordu.

Yuvarlak gözlüklerini düzeltip kitaba tekrar göz attığı sırada, Hiya ve Damalynas arkasında beliriverdi.

"Leydi Elinàsze," dedi Hiya, elini kalbinin üzerine koyup derin bir saygıyla eğilerek. "Beni çağırmışsınız."

"Merhaba Hiya," dedi Elinàsze kitaptan başını kaldırıp cîne doğru dönerek. "Seni gecenin bu saatinde çağırdığım için çok üzgünüm." Parmaklarını şıklatmasıyla birlikte kitaplardan biri havalandı ve doğruca Hiya'ya doğru süzüldü.

"Bu nedir?" diye sordu Hiya.

"Başka bir dünyaya ait bir büyü kitabı," diye yanıtladı Elinàsze. "Gök Âlemi'nden gelen misafirimiz, bugün her zamanki ilacı almaya geldiğinde bunu bana verdi. Bir süredir metni çözmeye çalışıyorum ama özellikle bir yer var ki, orayı nasıl yorumlamam gerektiği konusunda fikrini almak istedim..."

"Öyle mi? Başka bir dünyanın büyü kitabı demek..." Hiya büyük bir ilgiyle kitabı ellerinin arasına alıp mırıldandı. Kitabın kapağını incelerken, Bu harfleri tanıyorum, diye geçirdi zihninden. Bu yazı sistemi Klyrode dünyasında kesinlikle kullanılmıyor. Başlığında 'Stelamh'ın Büyü Kitabı' yazıyor...

Hiya başlığı okumayı bitirir bitmez kitap kendiliğinden açıldı, sayfaları hızla çevrildi ve ilgili pasajda durdu. "Tam olarak burayı sormak istiyorum," dedi Elinàsze. "Uzay-zaman sürekliliğinin dışında cep bir boyut yaratma büyüsünü anlatıyor gibi görünüyor ama tam anlayamadığım noktalar var. Senin şu kalıcı zihin dünyanı oluştururken kullandığın yönteme benziyor ama bir yandan da farklı..."

"Anlıyorum..." dedi Hiya. "Haklısınız Leydi Elinàsze. Bu büyü, temel bir fark dışında benim zihin dünyamı oluştururken kullandığım büyüye son derece benziyor." Hiya sağ elinin işaret parmağını hafifçe salladı, havada kürelerden oluşan bir küme belirdi. "İçinde yaşadığımız Klyrode gezegeni işte bu," diyerek devam etti. "Bahsi geçen büyü, bu gezegenin sınırlarının dışında küçük, yapay bir gezegenimsi dünya yaratıyor. Burada kavramanız gereken şey, büyücünün dünyasını yaratmayı seçtiği konum arasındaki farktır. Bir zihin dünyası ile gezegenimsi bir dünya farklı düzenlere aittir, bu yüzden özlerini oluşturan maddeler de farklıdır. Doğal olarak onları yaratmak için kullanılan büyüler de değişkenlik gösterir."

"Aha!" diye haykırdı Elinàsze. "Şimdi taşlar yerine oturdu! Bir dünya yaratma fikrine o kadar odaklanmışım ki bu kadar temel bir şeyi gözden kaçırmışım..."

"Aksine, bu büyü ile benim zihin dünyam arasındaki ortak noktaları görebilmeniz, ne kadar keskin bir zekaya sahip olduğunuzun kanıtı," diye üsteledi Hiya. "Bendeniz Hiya, bir kez daha hayran kaldım."

"Şey, madem öyle..." İkili, düşüncelerini paylaşarak, sık sık hem kitaba hem de Hiya'nın görsel bir yardımcı olarak havada oluşturduğu kürelere başvurarak sohbetlerine devam ettiler.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.