Yandere Olmadan Önce

Bu henüz, çocukluk arkadaşlarımın yandereye dönüşmesinden önceki bir zamandı.

Nadir görülen bir şekilde Yukina ve Alisa bir araya gelmiş, Ijuuin ve sınıf arkadaşlarına çocukluk arkadaşı temalı cosplay fotoğrafları çekme sözü vermişlerdi. Günlerden bir gün, okul çıkışıydı.

— Kusura bakmayın kızlar, olay bir anda cosplay fotoğrafı çekmeye dönüverdi.

O gün, yanımda Yukina ve Alisa ile birlikte eve dönüş yolunda yürüyordum.

— Pek umursamıyorum açıkçası. Hem Kazuma'nın bize sızlandığı ilk an değil bu.

— Amcamların yurt dışına tayini çıktığı zaman falan felaketti. Teyzem resmen iblis gibi bir suratla Kazu-chan'ın peşinden koşuyordu. Çok şaşırmıştım.

— Evet, o gerçekten korkunçtu. Teyzemin elinde kınnap iple tam gaz koştuğu anlar rüyalarıma girmişti...

— Şu konuyu kapatabilir miyiz lütfen? Benim için tam bir travma o.

Beni aralarına alıp keyifle konuşuyorlardı ama o anlar benim için utanç verici bir geçmişten ibaretti.

Mümkünse bir an önce unutmak istediğim ve hatırlamak bile istemediğim bir anı olduğundan, hemen konuyu değiştirmeye karar verdim.

— Ah, Alisa. Bu arada geçen günkü konser için eline sağlık. Henüz düzgünce tebrik edemedim ama gerçekten harikaydı. En iyisiydiniz.

— Şey, evet, teşekkürler. Ama asıl çaba gösteren Yukina'ydı, onu da övsene biraz?

Ben övünce Alisa utançla gözlerini kaçırdı. Her zamanki gibi dürüst olamamasına acı acı gülümseyerek konuşmaya devam ettim.

— Yok, Yukina'yı zaten övmüştüm. Değil mi, öyle değil mi?

— Evet. Konserin ertesi günü beni bir sürü övdü♪ Ah, bu arada bana yeni bir akıllı telefon alma sözü de vermiştin.

— Efendim?

— Sahi, öyle bir şey vardı değil mi? Son zamanlarda ortalık çok karışıktı, tamamen unutmuşum.

— Ne zaman almaya gidelim? Altın Hafta'da konserimiz var, biraz meşgulüm ama sonrasında...

— Bi-Bir dakika bekleyin!

Yukina ile yüz yüze gelmiş konuşurken, Alisa araya girdi.

— Hm? Ne oldu?

— Ye-Yeni telefon almak da ne demek? Benim bundan haberim yoktu.

— Ah, doğru ya, sana söylememiştim Alisa. Ijuuin'in nakil olduğu gün Yukina bana yeni bir akıllı telefon istediğini söylemişti.

— Biz de beraber yeni bir tane almaya karar verdik. Sonuçta aynı modeli kullanmak daha güzel olur.

— ..........

— İşte öyle, yani yakında... Hey, o nasıl bir surat Alisa?

Baktığımda, Alisa'nın gözlerini kısmış dik dik bana baktığını gördüm.

— Hiç. Bir şey yok.

— Pek bir şey yokmuş gibi durmuyor ama. Resmen suratın asılmış gibi görünüyor...

— Ben her zamanki gibiyim. Umursamana gerek yok. Yine Yukina'ya öncelik verdiğini falan da düşünmüyorum. Bu duruma kesinlikle ama kesinlikle kızgın değilim.

Kafasını dikip o soğuk tavrını koruyarak bariz bir şekilde gözlerini kaçırdı Alisa. Durumu fena halde kafaya taktığı o kadar belliydi ki.

— Ö-Öyle mi?

— Öyle. O yüzden beni boş verin de gidip ikiniz telefonunuzu alın işte. Ben kesinlikle! Tamamen! Hiç ama hiç! Bir şey hissetmiyorum!

— Ha, anladım. Demek öyle.

Eyvah, galiba fena halde darılmıştı. Kendisini dışlanmış hissediyor olmalıydı.

Düşününce, Alisa küçüklüğünden beri yalnız kalmaktan korkardı ve gruptan dışlanmaktan nefret ederdi. Bunu tamamen unutmuş olmam benim hatamdı.

— Şey, özür dilerim ya. Gerçekten öyle bir niyetim yoktu.

— Dedim ya anladım diye. Defalarca söylemene gerek yok. İkinizin arasına girmek gibi bir niyetim yok zaten. Nasıl istiyorsanız öyle yapın.

Aceleyle durumu toparlamaya çalışsam da artık çok geçti. Alisa tamamen inatlaşmıştı ve nuh diyor peygamber demiyordu.

İç çeker İşimiz yaş. Böyle anlarda beceriksizce ikna etmeye çalışmak ters teper. Bir şekilde konuyu değiştirmek gerekiyordu ama bu rolü ben üstlenemezdim.

'O zaman geriye tek bir seçenek kalıyor...'

Göz ucuyla yanımda yürüyen Yukina'ya baktım. Sığınacağım liman kaçınılmaz olarak buradaki diğer çocukluk arkadaşımdı.

Neyse ki Yukina bakışlarımı hemen fark etti. Memnun bir ifadeyle bana yan gözle bakıyordu ama Alisa'nın bunu fark etmesini istemiyordum. Hiç konuşmadan, göz temasıyla anlaşmaya çalıştım.

'Yukina, ne yap et Alisa'nın gönlünü al.'

Gözlerimi defalarca kırparak ne demek istediğimi anlatmaya çalıştım.

Normalde böyle bir şeyle anlaşmak imkansızdı ama çok şükür ki benim çocukluk arkadaşım normal biri değildi.

Her zaman beni en öne koyan, bana canla başla yardım eden, beni anne babamdan bile daha iyi anlayan biriydi.

O halde, kelimelere dökmeden de duygularım ona ulaşırdı!

Buna inanarak siyah saçlı çocukluk arkadaşıma gözlerimi diktim ve çok geçmeden Yukina sevinçle başını salladı.

'Oh, anladı sonunda!'

İşte benim canım Yukina'm! Bana ömrüm boyunca bakacak çocukluk arkadaşım dediğin böyle olur!

Anlaşabilmiş olmanın getirdiği sevinçle neredeyse yumruğumu havaya kaldırıp zafer pozu verecektim ki...

— Demek paraya ihtiyacın var Kazu-chan! Eğer yetmiyorsa daha erken söyleseydin ya!

Eyvah, tamamen yanlış anlamıştı.

— Yukina, hayır, öyle değil...

— Bekle hemen şuradaki marketten çekip geliyorum!

Aceleyle onu durdurmaya çalıştım ama Yukina çoktan harekete geçmişti.

Eteğini savurduğu gibi bir anda markete doğru koştu. Onu durdurmaya fırsat bile bulamamıştım.

— Hadi be...

Uzaklaşan çocukluk arkadaşımın arkasından bakarken gayriihtiyari iç çektim.

Beni anladığı doğruydu ama kastettiğim bu değildi. İnsan gerçekten de hislerini kelimelere dökmedikçe gerçek duyguların karşı tarafa geçmeyeceğini, hayatın bu acımasız gerçeğini bir kez daha idrak ediyordum ki...

— Yine benim yerime Yukina'ya sığındın.

Kulağıma fısıltı gibi, yalnızlık dolu bir ses çalındı. Arkamı döndüğümde Alisa'nın durmuş beklediğini gördüm.

— Alisa...

— Ben gerçekten o kadar güvenilmez biri miyim? Yukina gibi dürüst olmadığım doğru, belki de beni çekilmez buluyorsun ama... Ben de kendimce çabalıyorum.

Başını öne eğdiği için yüzünü göremiyordum.

Ama nasıl bir ifade takındığını az çok tahmin edebiliyordum.

Yavaş adımlarla Alisa'ya doğru yürüdüm.

— Hey, amma mızmızlandın sen de.

— Kapa çeneni. Mızmızlandığım falan yok. Ben çocuk değilim, senden çok daha aklı başında biriyim bir kere.

Bu kadar çökmüş bir ses tonuyla söylenen bu sözler pek inandırıcı gelmiyordu. Yine de üstüne gitmedim. Sadece Alisa'nın önünde durdum.

— Biliyorum. Sana güveniyorum ve bana çok yardımın dokunuyor. İdol olmadan önce de olduktan sonra da ne kadar çabaladığını en iyi ben biliyorum.

Bu tamamen içimden gelen samimi sözlerimdi. Yalan değildi.

— Öyleyse neden...

— Söylüyorum ya işte. Sana güveniyorum.

Sözünü keserek çocukluk arkadaşımın kafasına elimi koydum.

— Bu yüzden bazen unutuyorum işte. Alisa'nın da benimle aynı yaşta bir kız olduğunu.

O şekilde saçlarını okşadım. Saçları sabahki gibi yumuşacıktı.

— Ah..........

"Alisa, senin de bir sürü iyi yönün var, ben gayet iyi biliyorum. Tabii Yukina'dan bir şeyler istemenin daha kolay olduğu doğru ama... Kendini Yukina ile kıyaslayıp moralini bozma. Sana hiç yakışmıyor."

"......Kapa çeneni."

"Aaa, inanmıyor musun? O zaman sayayım da gör iyi yönlerini. Öncelikle yemek yapma konusunda çok iyisin. Sonra, düşüncelisin, şarkı söylemekte de üstüne yok. Ev işlerinde her parmağında on marifet var, insan kollamayı çok iyi bilirsin, üstelik çok da tatlısın ve..."

"Sus, sus, sus! Söyleme şöyle şeyleri, gerek yok! Utanç verici değil mi?!"

Parmaklarımla tek tek saymaya başladığımda, Alisa sesini yükselterek beni durdurmaya çalıştı.

Onun bu halini görünce içten içe gülümsedim. İşte benim çok iyi bildiğim Tsukishiro Alisa tam olarak buydu.

"Ne var yani, sadece doğruları söylüyorum. Hem idollük yapıyorsun, kim bilir ne kadar övgü alıyorsundur zaten."

"Ya, yüzüme karşı doğrudan söylenmesinden nefret ediyorum! Hem de, bula bula senin tarafından, Kazuma!"

Bunu dedikten sonra Alisa başını diğer tarafa çevirdi. Görünüşe göre gerçekten çok utanmıştı.

"Hadi ama, barışalım artık."

"Uuu..."

"Şunu bil ki, akıllı telefonu değiştirmeye giderken seni de çağırmayı düşünüyordum zaten. Seni dışlayacak halimiz yok ya?"

Zamanının geldiğini düşünerek, tüm bu durumun fitilini ateşleyen konuyu açtım.

Bunu duymazdan gelememiş olacak ki, omuzlarının hafifçe titrediğini hissettim. Alisa ürkek gözlerle bana doğru baktı.

"......Gerçekten mi?"

"Tabii ki. Söylemeyi unutmam benim hatamdı, kabul ediyorum. Ama bize biraz daha güven."

"......Söylemezsen nereden bileyim be aptal."

Alisa gözlerini kaçırsa da yüzü kıpkırmızı olmuştu. Kendi tavrının çocukça olduğunu nihayet fark etmişti galiba.

"Sahi, son zamanlarda senin yaptığın yemeklerden yiyemedim hiç. Uzun zaman oldu, bana güzel bir şeyler hazırlasana."

Yine de fazla kurcalamamak en iyisiydi. Konuyu deşmeden başka bir yöne çekmeye karar verdim. Bu çocukluk arkadaşıma karşı gereksiz şeyler söylememenin en doğrusu olduğunu çok uzun zaman önce öğrenmiştim.

"Ne yemek istiyorsun?"

"Hmm, köri herhalde. Hâlâ çok severim."

"Zevkin hiç değişmemiş. Sen de az çocuk değilsin."

"Ne var yani? Değişmeye hiç niyetim yok zaten. Tabii ki çalışmaya da niyetim yok. Hayatım boyunca bana bakmanızı sağlayıp öyle yaşayacağım."

"...Bu dediğin, yine bizim için mi geçerli?"

"Başka kim var ki? Söz vermiştik ya hani?"

Bana bakacak insan sayısının fazla olması elbette fena olmazdı ama ne yazık ki şu an ikisinden başka adayım yoktu.

"Söz, demek... Evet, gerçekten vermiştik. Ne kadar da eski günler..."

"Hatırladığına sevindim. Ama bana kesinlikle bakacaksınız ona göre. Yoksa yaşayamam ben."

"Biliyorum, biliyorum... Ama, fufut."

Alisa'nın dudaklarında aniden yumuşak bir gülümseme belirdi. Bu konuyu açtığımızdan beri ilk kez böyle bir ifade takınıyordu fakat neden tam bu anda gülümsediğini pek anlayamamıştım.

"Neden gülüyorsun? Komik bir şey söylemedim ki."

"Hiç. Sadece, eskiden beri gerçekten hiç değişmediğini düşündüm."

"Ne yani, kötü bir şey mi?"

"Hayır. Sen böyle kal, Kazuma. Uğraşması dert, çekilmez ve elinden hiçbir şey gelmeyen o Kazuma olarak kal. Böylesi benim için de daha iyi, ben de kendim gibi kalabiliyorum."

Bunu söylerken gülen Alisa'nın yüzünde çok yumuşak bir ifade vardı.

"...Sanki laf arasında beni aşağıladın gibi ama?"

"Kim bilir? Hiç öyle bir niyetim yoktu halbuki."

Bu iğneleyici tavır tam da benim çocukluk arkadaşıma yakışacak cinstendi. Görünüşe göre nihayet eski keyfine kavuşmuştu.

Bu durum içimi rahatlatmış, derin bir nefes almama vesile olmuştu ki, görüş alanımdan bize doğru yaklaşan siyah saçları fark ettim. Yukina marketten dönüyordu.

"Alisa-chan, keyfin yerine gelmiş bakıyorum."

"Yani, sayılır."

Başımı sallayarak onayladım. Aslında Yukina yanımızda olsaydı bu durum çok daha çabuk çözülürdü ama kendi başıma halledebildiğime göre daha fazla şikayet etmeye gerek yoktu.

"Fufut, demek ki baş başa konuşmak iyi gelmiş. Alisa-chan pek dürüst davranamıyor da."

Yukina neşeyle konuşuyordu ama sözlerinde beni huzursuz eden bir şeyler vardı.

"Ha? Yukina, sen yoksa her şeyin farkında mıydın..."

"Hadi, ne dikiliyorsun orada Kazuma! Çabuk ol, gidiyoruz!"

Yukina'ya soracakken, Alisa elimden tutup beni sertçe çekmeye başladı.

"Dur bir dakika, Alisa."

"Köri yemek istediğini söyleyen sendin! Şimdi süpermarkete gidiyoruz, en azından poşetleri taşımama yardım et."

Büyük adımlarla önden yürümeye başladı ama o kadar hızlıydı ki adımlarımı onunla eşitlemekte zorlanıyordum. Dikkat etmesem ayaklarım birbirine dolanacaktı.

"Bekle, sakin ol biraz. Bu kadar acele etmene gerek yok."

"Olsun! Canım şu an böyle istiyor!"

Elimi sevinçle çekiştiren Alisa. Arkadan kıs kıs gülerek bizi takip eden Yukina.

Eskiden beri hiç değişmeyen çocukluk arkadaşlarım.

"İç çeker Elden bir şey gelmez..."

"Hey, Kazuma."

"Efendim?"

Şimdi her ikisi de çok güzel birer idol olmuştu ama yine de.

"Ben de senin hakkında her şeyi herkesten daha iyi biliyorum, bunu unutma!"

Yüzünde kocaman bir tebessüm beliren Alisa'ya baktığımda, aramızdaki bu ilişkinin muhtemelen hiçbir zaman değişmeyeceğini içten içe hissettim.

"Fufut, Alisa-chan çok tatlı görünüyor. Bundan sonra biraz daha dürüst olursa, araları daha da iyi olacaktır... Ufuf, ufufufufu..."

...Nitekim birkaç gün sonra, sanki bir dejavu yaşıyormuşum gibi benzer durumları tekrar tekrar yaşayacak ve her anlamda başımı büyük belalara sokacaktım ama bu, başka bir hikayenin konusu.

◇◇◇

"Fufut, gerçekten tam bir aptal."

Eskiden beri Kazuma hiç değişmedi. "Bana bakmanızı istiyorum" ya da "Siz olmazsanız yaşayamam" gibi, normalde bir insanın asla söyleyemeyeceği şeyleri hiç çekinmeden dile getirebiliyor.

Gerçekten de elinden hiçbir iş gelmeyen, dert kaynağı bir adam. Ama sanırım ben de öyleyim.

Kazuma'nın benden bir şeyler istemesi beni mutlu ediyordu. Bana ihtiyacı olduğunu söylemesi beni inanılmaz derecede sevindiriyordu.

İşte bu yüzden idollük faaliyetlerinde elimden gelenin en iyisini yapabiliyorum. ...Yukina da kesinlikle benimle aynı şeyleri hissediyordur.

Üstelik ben çok uzun zamandır biliyorum. Kazuma'nın bizim grubumuzu herkesten çok desteklediğini. Grubumuzun henüz hiç hayranı yokken çıktığımız o ilk konsere bile gelmiştin. Kişisel blogunda bizi desteklemiş, her konserimizi mutlaka takip etmiştin.

Aptalın teki olabilirsin ama bizi her zaman dikkatle izledin, bize ihtiyaç duydun. Bizim senin için değerli olduğumuzu söyleyen Kazuma'dan... Şey, yani, ne bileyim, ne-nefret etmediğimi düşünüyorum... Öf ya.

Kendi içimde bile dürüst olamadığım için kendime kızıyorum. Bu yüzden... Böyle bir şeyi asla senin yüzüne karşı söyleyemem ve söylemeyeceğim de ama... Dürüst olmayı beceremeyen benimle her zaman birlikte olduğun için gerçekten çok teşekkürler, Kazuma!

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.