Her şey bir anda olup bitti.
Kendime geldiğimde sıkıca kucaklanmıştım, elleri sırtımda dolanıyordu.
Ve sonra,
"Sonunda... Sonunda buldum... Hizmet etmem gereken efendimi..."
Yüzü kızarmış bir halde bana bunları söylüyordu.
◇◇◇
Birkaç saniye. Belki de daha fazla sürdü.
İstem dışı başımı yana eğdiğim için kim beni suçlayabilir ki?
Bir hizmetçi tavşan kız tarafından kucaklanıyor olmam bir yana, söylediklerini idrak etmem imkansızdı.
"............ Efendim?"
Ha, ne oluyor? Bu da ne demek şimdi?
Aklımdaki soruları yanıtlarcasına, Ichinose yavaşça dudaklarını araladı.
"Uzun zamandır arıyordum. Sizin gibi karakteri tamamen çürümüş, iflah olmaz bir pisliği. Gururunu çöpe atmış, sadece kendi çıkarını düşünen, insanlık namına bitik bir seviyede olan ve artık el çekilmiş, doğuştan işe yaramaz o kişiyi..."
"Eee... O kadar da gömülür mü be?"
Ben sadece kendime karşı dürüst bir hayat yaşıyorum oysa...
Benim şaşkınlığıma rağmen Ichinose’nin iddiası durmak bilmiyordu.
"İşte böyle biri benim ideal efendimdi. Çünkü birisi ne kadar pislikse, bir hizmetçi olarak ona hizmet etmenin değeri o kadar artar. Lakin böylesine aşağılık bir insanın sadece hayallerde var olabileceğini, asla gerçek olamayacağını düşünürken sonunda sizinle karşılaştım. Şu an Himeno çok mutlu..."
"İç çeker Ha, öyle mi? Pek anlamadım ama harikaymış."
Kendi kendine duygulanıyor gibiydi ama övülüyor muyum yoksa aşağılanıyor muyum o kadar belirsizdi ki söyleyecek söz bulamadım.
"Lütfen kendinize güvenin. En aşağılık pislik olduğunuz konusunda şüpheniz olmasın. Çünkü Kuzuhara-sama, siz bizatihi Ichinose Himeno'nun kaderindeki efendisisiniz."
"Şey... Yani şimdi... Ichinose tarafından efendi olarak mı tescillendim?"
"Evet."
"Ciddi misin? O zaman bana para yedirecek misin?"
"Elbette."
"Temizlik falan, diğer angarya işlerle de ilgilenir misin?"
"Ne dilerseniz emredin. Siz artık benim efendimsiniz."
Ichinose az ve öz bir şekilde başını sallar. Her zamanki gibi ifadesiz olsa da yalan söylüyor gibi durmuyordu.
İçimde bir yerlerde sevinç çığlıklarının yükseldiğini hissettim ve gayriihtiyari zafer pozu verdim.
"İşte bu be! Yaşasın!"
Nedenini niçinini bilmem ama bana bakacak dünya güzeli bir hizmetçi kız tavladım! Harbi şanslı adamım vesselam! Bu gidişle hayatın tadını sonuna kadar çıkaracağım!
"Kazu-kun?"
"Kazuma?"
"Ah, affedersiniz."
Sevinçten dört köşe olduğum o an çok kısa sürdü. Fark ettiğimde çocukluk arkadaşım olan o ikisi, dehşet verici bakışlarla bize bakıyordu.
Kusura bakmayın, sizin orada olduğunuzu tamamen unutmuşum, evet.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.