Koya ulaştığında artık tamamen emindi.
Kanat çırpışlarındaki o eski güçten eser kalmamış, ejderha gözlerinin önünde irtifa kaybetmeye başlamıştı. Genç kız neler olduğunu anlayamıyordu. Ejderhanın nefesleri düzensizleşmiş, acı çektiğini belli edercesine hırıltılı bir hal almıştı.
Kız ve ejderha, ilk saldırının havadan gelen bir bombardıman olduğunu sanmışlardı. Fakat durum hiç de öyle değildi.
Bombardımandan önce, tapınağın dört bir yanına bomba benzeri, dumanlar çıkaran birçok cisim fırlatılmıştı. Bunlar patlamamış, ejderhaya farklı bir yolla, sinsice sızarak zarar vermişti.
Genç kız, burnuna gelen o hafif, tuhaf kokunun aslında ne olduğunu o an fark etti.
Ejderhaya karşı kullanılan ilk silah zehirli gazdı.
Savaş daha başlamadan zaferin rengi belli olmuştu. Ejderhanın düşürdüğü o savaş uçakları bile onu bu koya çekmek için kullanılan birer yemden ibaretti.
Sadece ejderhalar üzerinde etkili olan özel bir bileşimdi bu. Genç kızın gözleri önünde, koca gövdenin sinir sistemi felç oluyordu. Ejderha koya ulaştığında, kumsala sert bir iniş yaptı ve kumların üzerinde gürültüyle sürüklendi.
Mavi gözleri denize, oradaki düşmanlara dikilmişti.
Yaklaşık yirmi kilometre açıkta, donanma suyun üzerinde süzülüyordu. Etrafındaki dalkavukları andıran küçük hücum botlarının ortasında, olağanüstü büyüklükte bir savaş gemisi, ana namlusunu doğrudan ejderhaya doğrultmuştu.
Kız o silahı daha önce görmüştü.
İşte o an idrak etti.
İnsanların topraklarında geçirdiği o dört gün bir kabus değildi.
Asıl bu adada geçirdiği günler, sonu gelecek tatlı bir rüyadan ibaretti.
Balmung Topu.
Namlusu, yerde çaresizce yatan ejderhaya kilitlenmişti.
Kız ejderhaya doğru koşmaya başladı.
Bir işe yarayıp yaramayacağını bilmiyordu ama yine de tüm gücüyle ileri atıldı.
Sol elini ejderhaya doğru uzattı.
Tam o sırada, gecenin karanlığını yırtan bir ışık parlaması her yeri kapladı.
Bir an sonra, bedeni havada savruluyordu. O ışık patlaması, kızın göğsünden sağ koluna kadar olan her şeyi biçip geçmişti.
İnanılmaz bir yıkım gücüydü.
Ejderha ile topun arasına kendini tamamen siper etmeyi başarsaydı bile hiçbir şey değişmeyecekti.
Bedeni, dehşet verici bir gürültüyle kumsala çakıldı. Ejderhanın kanı sayesinde hemen can vermemişti. Fakat artık parmağını bile oynatacak hali kalmamıştı.
Kız, ejderhayı görebilmek için başını hafifçe çevirmeye çalıştı.
Ejderha da en az onun kadar, hatta ondan çok daha feci bir durumdaydı.
Gövdesinin sağ tarafı yok olmuştu. O aşılmaz pulları şeker gibi erimiş, parçalanan sağ kanadından geriye kalanlar kumsala saçılmıştı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.