Etraftaki gerginlik tırmanırken, nihayet o beklenen konuşmanın vakti gelip çatmıştı.
Üzerinde askeri üniforma olan Teğmen Brunhild Siegfried, kürsüdeki yerini aldı.
Typhon üyeleri hâlâ sessizliğini koruyordu. Ancak Brunhild ağzından tek bir kelime dahi çıkaracak olsa, onlara ne kadar dostça yaklaşırsa yaklaşsın, amansız bir laf ebeliği saldırısının başlayacağı belliydi.
Teğmen sessizliğini bozmadı.
Onu koruyan askerler bu durumu son derece doğal karşıladı. Brunhild bile öfkeden kudurmuş bir insan denizinin ortasında kaldığını idrak edebiliyordu. Dışarıdan yetişkin gibi görünse de aslında henüz on altı yaşında bir çocuktu. Onu izleyen askerlerin yarısı, müstahak sana diye içinden bıyık altından gülerken, diğer yarısı ise ona gerçekten acıyordu.
İşte tam o anda olanlar oldu.
Mekanı dolduran o yoğun nefret bir anda eriyip gitmeye başladı.
Brunhild dudaklarını araladı. “Bugün burada toplandığınız için hepinize teşekkür ederim. Şimdi konuşmama başlıyorum. Ben Norvelland ordusundan Teğmen Brunhild Siegfried. Öncelikle size genel hatlarıyla bilgi verecek olursam...”
Brunhild Siegfried’in yaptığı açıklama kusursuzdu. Daha önce defalarca prova ettiği her şeyi kelimesi kelimesine, hatasız bir şekilde aktarmayı başardı.
Kısa süre içinde Typhon üyelerinin ona karşı beslediği o kötü niyet buharlaşıp gitti.
Açıklama bittiğinde ortamdaki hava tamamen değişmişti. Topluluğun yüzde altmışı Brunhild’e karşı dostane bir tavır takınırken, yüzde otuzluk bir kesimde ise derin bir kafa karışıklığı hakimdi. Üstelik bu kafa karışıklığı herhangi bir düşmanlık da barındırmıyordu. Geriye kalan son yüzde onluk kesim ise gözyaşları içinde alkış tutuyor, tezahürat yapıyor, hatta bazıları ellerini birleştirmiş dua eder gibi duruyordu.
Bu alınabilecek en iyi sonuçtu ancak aynı zamanda yaşanması imkansız bir durumdu.
Böylesi bir bilgilendirme toplantısında mükemmelliğe ulaşmak mümkün değildi.
Brunhild sunumunu tıpkı provalardaki gibi harfiyen yapmış olsa bile Typhon’un bununla yetinmesi beklenemezdi. Tek amaçları ona saldırmak olan bu insanların, sonunda Brunhild’i alkışlamaları akıl kârı değildi.
Yine de gerçek ortadaydı; toplantı huzur içinde sona ermiş, hatta bazıları kendinden geçecek kadar yoğun bir duygu seline kapılmıştı. Onu koruyan askerler bu duruma anlam veremeyerek birbirlerine baksalar da sonunda Brunhild’in konuşmasının çok etkileyici geçtiğine ve artık gidebileceklerine ikna olmuşlardı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.