Ejderhanın kızı, bir insana kıyasla çok daha çabuk toparlanıyordu.
Hastaneye yatırılmasının üzerinden bir ay geçmişti ki taburcu edilmesine karar verildi. Brunhild’in hastaneden ayrılacağı gün gazetecilerin oraya akın edeceği zaten tahmin ediliyordu. Bu yüzden taburcu saati bir sır gibi saklandı; binadan ayrılırken de arka kapı kullanıldı. Tıpkı askeri hastanedeki ilk tedavisinden sonra izledikleri yolun aynısını uyguladılar.
Ancak tüm önlemlere rağmen, muhabirler bu kez bir şekilde tam saati öğrenmiş, arka kapıda pusuya yatmışlardı. Hastane içerisinden birinin basına bilgi sızdırdığı gün gibi ortadaydı.
Brunhild arka kapıdan çıktığı an etrafı bir muhabir ordusu tarafından sarıldı; sorular ardı arkası kesilmeden üzerine yağmaya başladı.
Siegfried hanesinin hizmetkarları onu korumaya çalışsa da Brunhild onları durdurdu ve soruları yüzünden eksik etmediği bir gülümsemeyle yanıtladı.
“Bir teğmen olarak sadece üzerime düşeni yaptım,” “Övülecek bir şey yapmadım,” “Sivilleri korumak bir askerin asli görevidir,” “Siegfried ailesinin bir ferdi için böyle davranmak en doğal şeydir.”
Hepsi bir asker ve Siegfried hanesinin asil bir hanımefendisi için kusursuz cevaplardı.
Fakat bu cevaplar fazla ideal, fazla kitabiydi; haliyle muhabirler için sıkıcı olmaktan öteye gidemiyordu.
İçlerinden biri, sınırları zorlayan o soruyu sordu: “Ejderhalardan korkmadınız mı?”
İşte beklediğim an, diye düşündü ejderhanın kızı.
O ana dek soruları büyük bir akıcılıkla yanıtlayan kız, sanki ne diyeceğini bilemiyormuş gibi kasten duraksadı.
Muhabirler aradıkları o malzemeyi yakaladıklarını hemen hissettiler.
Kısa bir sessizlik evresinden sonra kız, az önceki ses tonundan çok daha cılız bir ifadeyle, “Korkmadım,” dedi.
Bu cevabın ardından sorular çığ gibi büyüyerek üzerine çöktü.
“Gerçekten korkmadınız mı?”, “Bir ejderha avcısı olarak yeteneklerinizin yetersiz kaldığını hissetmediniz mi?”, “Gerçek bir ejderha avcısı hasarı daha fazla önleyemez miydi?”, “Babanız hakkında ne düşünüyorsunuz?”, “Keşke babam burada olsaydı diye bir an bile aklınızdan geçmedi mi?”
Tüm bu ve benzeri sorulara Brunhild, tek bir karşılık verdi.
Omuzları titrerken elleriyle yüzünü kapattı ve sadece şunu söyledi: “Özgünüm.”
Muhabirlerin o özür kelimesinden kendilerince ne anlamlar çıkaracağını, olayı nerelere çekeceklerini çok iyi biliyordu.
Ejderhanın kızı kederliymiş gibi rol yaparken, zihninde geçmişten gelen tanıdık bir ses yankılandı.
Bilgi ağacının meyvesini yemek günah değildir. Günah olan, o meyveden elde edilen bilgiyi başkalarını aldatmak, kandırmak gibi ihanetler için kullanmaktır.
İşte o an, genç kızın kederi sahici bir hal aldı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.