Cennetten geliyorum.
Brunhild, Typhon kürsüsünde dile getirdiği nutkuna bu çarpıcı cümleyle başlamıştı.
Fakat bu kelimeler Norvelland’ın resmi dilinde dökülmemişti dudaklarından.
Kadim Dil’de konuşuyordu.
Kadim Dil, tüm iletişim biçimlerinin zirvesiydi. Kişi, ağzını oynatmadan veya tek bir ses çıkarmadan, aktarmak istediği her şeyi yaşayan her canlıya doğrudan iletebilirdi.
Başka bir deyişle bu, sır niteliğindeki mesajları yalnızca ulaşmasını istediği kişilere duyurabileceği anlamına geliyordu.
Bu durum öylesine beklenmedik bir gelişmeydi ki salondaki Typhon üyeleri büyük bir kafa karışıklığı yaşadı. Birbirlerine şaşkınlıkla baksalar da Brunhild istifini bozmadan devam etti.
Ejderha kızı olduğuma dair raporların hepsi doğru. Hepinizle Kadim Dil aracılığıyla iletişim kurduğuma göre, sanırım artık anlayacaksınız.
Kadim Dil’in varlığı toplum tarafından pek bilinmezdi. Ancak ejderhalara tapan Typhon tarikatı arasında, kültürlerinin temel taşı denecek kadar derinlere nüfuz etmişti. Bu lisanı evrensel bir dil yerine, sadece ejderhalara mahsus bir dil olarak görmeleri aslında yanlıştı; fakat bu hata şu an için bir sorun teşkil etmiyordu. Aksine, kendisini bir ejderhanın kızı olarak tanıttığı düşünüldüünde, bu yanılgı Brunhild’in lehine işleyecekti. Genç kız, Typhon hakkında önceden derinlemesine bir araştırma yapmıştı ve onların bu konudaki yanlış inanışlarının farkındaydı.
Askerler ne dediğimi duyamıyor. Bu mesajı yalnızca siz sadık müritlere ulaştırıyorum; kulaklarınıza değil, doğrudan ruhlarınıza sesleniyorum. Eğer benden şüphe duyuyorsanız, kulaklarınızı tıkayabilirsiniz. Sözlerim yine de size ulaşacaktır.
Gruptan birkaç kişi denileni yaparak kulaklarını kapattı. Ancak Brunhild’in sesi zihinlerinde yankılanmaya devam ediyordu.
Şu andan itibaren ağzım, Kadim Dil’de duyduğunuzdan bambaşka bir mesaj iletecek. İşaret parmağını biçimli dudaklarına götürdü. Ancak bu, yalnızca budala askerlerin gözlerini, daha doğrusu kulaklarını boyamak için söylenmiş bir yalandır. Asıl amacım sizinkilerle örtüşüyor. Kadim Dil ile söylediklerim, gerçekten iletmek istediğim sırlarımı barındırıyor.
Brunhild’in dudakları kıpırdadı: “Bugün burada toplandığınız için hepinize çok teşekkür ederim...”
Arzularınızı biliyorum. Ejderhalara tapıyor ve ölümden sonra ruhlarınızın kurtuluşunu Sonsuzluk Krallığı içinde arıyorsunuz... Bunlar birer gerçek. Ben de ömrüm nihayete erdiğinde her türlü arzumun karşılanacağı o vaat edilen Sonsuzluk Krallığı için söz almış biriyim. Hepiniz için aynısını diliyorum. Sizi oraya ulaştırmak, size rehberlik etmek istiyorum.
Mekanı dolduran o çıplak düşmanlık bir anda dağıldı. Bunun yerini kalabalığın dalga dalga yayılan yoğun şaşkınlığı aldı.
Sonsuzluk Krallığı’nda çatışma yoktur. Irk veya cinsiyet ayrımı gözetilmez. O’nun topraklarını zaten bildiğinize eminim, bu yüzden daha fazla açıklama yapmayacağım. Ejderhalar, Sonsuzluk Krallığı’ndaki Tanrı’nın elçileridir. Onların kutsal görevi, doğru yolda olanların ruhlarını ölümden sonra O’nun huzuruna taşımaktır. Ancak... Tanrı öfkeli. Elçileri olan ejderhaların kanı, yozlaşmışlar tarafından döküldü.
Brunhild kederli bir ifadeye bürünerek sözlerini sürdürdü.
Tanrı, insanlığı kendi başına terk edip etmeme kararıyla boğuşuyor; kalbi çok ağır. Eğer böyle bir şey gerçekleşirse, sizler gibi dindar ve samimi olanlar bile Sonsuzluk Krallığı’na asla ulaşamazsınız. Kadim Dil’i anlayabildiğiniz halde onu konuşamıyor oluşunuz, Tanrı’nın sizden şimdiden uzaklaşmaya başladığının kanıtıdır.
Kalabalıktaki en koyu dindarlar, duydukları dehşetle ağızlarını kapattılar.
Ben buraya şahitlik etmeye gönderildim. İnsanlığın Sonsuzluk Krallığı’na kabul edilmeye layık olup olmadığına ben karar vereceğim. Eğer O’nun kutsal topraklarına girmek istiyorsanız, önce ejderha katilinin günahlarının lekesini temizlemelisiniz. Ejderha katilinin kellesini bir kurban olarak sunmalısınız.
Ölmesi gereken kişinin adı Sigebert Siegfried.
O benim öz babam. Onu hiç zorlanmadan öldürebileceğimi söylemek yalan olurdu. Fakat halkımın biriktirdiği bunca günah, babamın kellesinin alınmasıyla temizlenecekse... O zaman kalbimi taşlaştıracağım. Ejderha katilini kaybetmenin bir sonucu olarak bu topraklar komşuları tarafından istila edilip halk kılıçtan geçirilse bile, kalbiniz saf kaldığı sürece ruhlarınız ölümden sonra kurtulacaktır. İnsan ömrü kadar kısa olan bir anlık mutluluk ile cennette sizi bekleyen sonsuz huzur arasında, hangisinin daha önemli olduğu tartışmaya kapalıdır.
Genç kızın kırmızı gözleri inananların üzerinde gezindi.
Kafanızın karışmasını anlayışla karşılıyorum. Bazılarınız kelimelerimi takip etmekte zorlanıyor, bazılarınız ise bana güvenmiyor olabilir. Bu çok doğal bir tepki. Yine de sizden bana inanmanızı rica ediyorum. Bu Gece, ayın en parlak olduğu vakitte, lütfen Top Tepesi’ne gelin. Orada, damarlarımda ejderha kanının aktığını hepinize kanıtlayacağım.
Halka açık bir mekanda verdiği gizli nutuk işte buydu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.