Yirmi dört yaşındaki o kışı hiç unutmam…
Bir kadın tarafından bıçaklandığım o geceyi.
O zamanlar iflah olmaz bir zamparaydım. Sigebert’e sanki büyük bir kahramanlık yapmışım gibi kaç kadınla birlikte olduğumu anlattığımı hatırlıyorum.
Gönül eğlendirdiğim o kadınlardan biri, bir gün çıkagelip bir kız bebeğe hamile olduğunu söylemişti.
Bir an bedenimden aşağı kaynar sular döküldü sandım.
Bir çocuk… Bir kız.
Hiç gerçekçi gelmemişti.
Ben kendim henüz bir çocuktum, benim gibi bir velet nasıl baba olacaktı? Gerçekten mi?
Şimdi bile düşününce hala şaşırırım. İnsan bir an içinde böyle değişebilir miydi?
İşte o andan sonra, gelecekteki eşim olacak kadın hariç hayatımdaki tüm kadınlarla ilişkimi kestim.
Dün gibi aklımda.
Çok mutluydum.
Öyle mutluydum ki.
Nedenini tam olarak bilmiyorum. İlla bir sebep sunmam gerekirse, belki de sonunda hayatımda bir yön bulduğum içindi. O güne dek yaşamım sadece kadınlarla gününü gün etmekten, tıkınmaktan, yaşlanıp ölümü beklemekten ibaretti… Sonra bir anda önümde apaçık bir hedef belirivermişti. Sanırım sebebi buydu.
Bir ışıktı o.
O çocuk benim ışığımdı, bizim ışığımızdı.
Kendimi kaptırıp eğitici oyuncaklara, kıyafetlere, bebeklere ve pelüş oyuncaklara bir dünya para saçmıştım. Müstakbel eşim bu halime gülerdi ama hiç umurumda değildi. Şimdiye dek parayı en anlamlı kullandığım yer burasıydı.
Henüz kızımın yüzünü bile görmemişken, büyüdüğünde nasıl görüneceğini hayal eder dururdum.
Eğer annesine benzerse çok şirin bir kız olacaktı. Durum buysa onu asla orduya sokmak istemezdim. Orada benim gibi adamlar olurdu. Kızım kesinlikle temiz, masum bir çocuk olacaktı ve o herifler onun bu halinden faydalanmaya çalışacaktı. Bir baba olarak onu korumak zorundaydım… Ama ne zamana kadar? Elimden gelse onu sonsuza dek korumak isterdim, yaşlanıp ölene kadar. Ama bu da doğru olmazdı, değil mi? Sırf benim kızım diye bana ait olacak değildi ya. Günü gelip de düzgün bir adam seçtiğinde yuvadan uçmasına izin vermem gerekecekti. Yine de içim hiç rahat etmiyordu. Eğer çocuğum erkek olsaydı, acaba bu kadar endişelenir miydim?
Sigebert bu hallerimden biraz bıkmış olsa da beni her zaman dinlerdi. Son zamanlarda hep aynı şeylerden bahsettiğimi söylese de lafımı hiç kesmezdi. Hatta bir defasında, bebeklerin çok sıcak olduğunu tahmin ettiğine dair safça bir şey bile söylemişti.
Bu tatlı hayallerime sadece müstakbel eşim benimle aynı seviyede ortak olurdu. Gün ağarana kadar durmadan aynı şeyleri konuşurduk. Çok garipti… Bu konuyu kaç kez döne döne konuşursak konuşalım, tek bir an bile bıkmadık. Hiç şüphe yok ki o günler hayatımın en mutlu dönemiydi.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.