"Kahretsin! Çekilin!" Danan Bey'in feryadıyla ölümün soğuk nefesinden son anda kurtulup kenara sıçradık. Taş ejderhasının yuvasını ikiye bölen o asidik patlamayı görünce zihnimden bir ürperti geçti.
"Kahraman Hanım!"
Saldırı doğrudan ona yönelince gayriihtiyari bağırdım. Havaya sıçradıktan sonra kendini tamamen açıkta bırakmıştı. Şaşırtıcı bir şekilde bana dönüp hafifçe başını salladı. Sanki her şeyin yolunda olduğunu söyler gibiydi.
Ruti Hanım sol elini yumruk yapıp o asidik ejderha nefesini tek bir hamleyle yana savurdu!
GÜM!
Ortalık bir anda patlama sesiyle sarsıldı. Saldırısı püskürtülen ejderha lordunun ağzından kanlar boşanmaya başladı; kendi gücünün darbesini yemişti.
Vathek az önce yaşananlara inanamayarak geriye doğru yalpaladı. Gerçi ben de durumu pek kavrayabilmiş değildim. Ruti Hanım, taşı bile kesip geçen bir saldırıyı geri püskürtmüş, yumruğunun yarattığı şok dalgası yaratığın püskürttüğü sıvı boyunca ilerleyip ejderha lordunun gırtlağını patlatmıştı.
Sağ elindeki kılıcı kavrayan Kahraman, tek bir hamleyle Avalon'un en güçlü yaratığının kafasını gövdesinden ayırdı.
Yerde öylece kalakalmışım.
"...Ha?" diyebildim sadece.
"İyi misin?" Theodora Hanım yüzünde endişeli bir ifadeyle bana bakıyordu. "Toz ejderhalarının zehirli gazı seni etkiledi sanırım."
"...Özür dilerim."
Gruptakilerle kıyaslandığında kutsama seviyem hâlâ oldukça düşüktü. Diğerlerini zerre zorlamayan bu zehre dayanacak gücüm yoktu belli ki. Utancımdan yerin dibine girdim.
"Cık cık cık, sana bir çuval para ödedim. Biraz daha işe yarar olamaz mısın?" diye söze karıştı Ares Bey.
Özür dilemek için ağzımı açmıştım ki başkası araya girdi.
"Tisse elinden geleni yaptı," dedi Ruti Hanım.
Ares Bey alelacele mırıldanarak bir şeyler geveledi, ardından sesini kesti.
"Tisse, neden bana yardım etmeye çalıştın?" Kahraman doğrudan gözlerimin içine bakarak sormuştu bunu.
O kızıl gözlerle karşılaşınca yutkunmaktan başka bir şey yapamadım.
"Tehlikede olduğunuzu düşündüm," diye yanıtladım.
Bu partinin belkemiği Kahraman'dı. Benim ölmem büyük bir kayıp sayılmazdı ama Ruti Hanım düşerse her şey biterdi. Onu korumaya çalışmamın sebebi buydu. Bunu yüksek sesle açıklamak istiyordum ama heyecandan sesim çıkmıyordu.
"Anladım," dedi Kahraman bir an duraksadıktan sonra. Başını sallayıp ayağa kalktı. "Teşekkür ederim."
Ruti Hanım'ın ağzından böyle kelimeler duymak az şaşırtıcı değildi ama yanlış duymadığıma emindim.
Danan Bey bu manzara karşısında birden kahkahayı bastı. Theodora Hanım da şaşırmış görünüyordu ama yine de gülümsedi. Şaşkınlığını çabuk atlatan Ares Bey ise beni partiye katma fikrinin kendisinden çıktığını herkese hatırlatmakta gecikmedi.
O an, birbirine gerçekten bağlı bir parti gibiydik. Ne yazık ki bu hissi ilk ve son kez yaşıyorduk. Kahraman günden güne güçlenmeye devam etti, bizse onun gerisinde kalmaya başladık.
Bir daha asla Ruti Hanım'a yardım edebileceğim bir an olmadı. O her zaman tek başına dövüştü ve her zaman kazandı. Bizim elimizden gelen tek şey arkasından sürüklenmekti.
Ares Bey giderek kendi kabuğuna çekildi, Danan Bey'in yüzü hiç gülmez oldu, Theodora Hanım ise sürekli partinin gidişatı hakkında endişelendi. Benim elimden hiçbir şey gelmediği için zihnim dönüp dolaşıp Vathek ile yaptığımız o dövüşe kayıyordu.
Ruti Hanım'ın, onu kurtarmaya çalıştığım o an başkasını hatırladığından şüphelenmeye başlamıştım. Hiç şüphe yok ki bu dünyada Kahraman'ı gerçekten koruyabilecek tek bir kişi vardı. Onun yerini alabileceğime dair bir hayale kapılmıyordum elbette...
"Tisse."
Zırhlı hava gemisinin dümenindeki göstergelere dalgın dalgın bakıp geçmişin anılarında kaybolmuşken Kahraman'ın sesi beni kendime getirdi.
Arkamı döndüğümde Ruti Hanım'ın buz gibi kırmızı gözlerinin bana kilitlendiğini gördüm. Bir anda odadaki bütün hava çekilmiş gibi hissettim.
"Işıklar görüyorum," dedi.
"Işıklar mı?"
Güverteye çıktığımda yüzümü okşayan serin gece rüzgarıyla hafifçe ürperdim.
Ruti Hanım uzak bir noktayı işaret ediyordu. Kolunu takip edip baktığımda parıldayan bir ışık kümesi fark ettim.
"Haklısınız, orası Zoltan," diye onayladım.
"Anladım. Demek sonunda geldik."
Kahraman'ın gözleri, karanlıkta ateş böcekleri gibi parıldayan o uzak ışıklara takılı kalmıştı.
"Teşekkür ederim," dedi Ruti Hanım.
"Efendim?" diyerek bocaladım.
Gözlerini Zoltan'dan ayırmadan ekledi: "Beni buraya kadar getirdiğin için."
Bu, Kahraman'ın bana ikinci kez teşekkür edişiydi. Galiba ona bir kez daha yardım etmeyi başarabilmiştim.
"Demek Zoltan burası."
Rüzgarda savrulan mavi saçlarını arkaya iterken Ruti Hanım'ın dudaklarında belirsiz, neredeyse fark edilmeyen bir tebessüm belirdi.
Kahraman'ın haritada bile zor bulunan böyle bir yerde ne işi vardı, oraya vardığımızda bizi neler bekliyordu en ufak bir fikrim yoktu. Ancak kesin olan bir şey vardı...
Zoltan hemen karşımızdaydı.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.