Mikoto Misaka, kağıda sarılı hamburgeri göğsüne bastırmış, sırtını sokağın köşesindeki duvara yaslamış halde konuşmalarını dinliyordu.
Yine de söyledikleri her şeyi duyamamıştı. Ortada iki tane Mitsuki Unabara vardı ve bunlardan biri Kamijou ile kavga etmeye başlamıştı. Sonra, o yetişmek için acele ettiğinde Unabara’nın yüzü adeta özel bir makyaj gibi çatlayıp ayrılmış ve altından bambaşka birinin yüzü çıkmıştı. Tüm bunların üstüne, inşaat halindeki bina da aniden çöküvermişti. Anlam veremediği bir sürü şey art arda gelmişti. Zaten mesafesini koruduğu için konuşmaların sadece bir kısmını, parça parça yakalayabilmişti. Aslına bakılırsa, üzerlerine çöken demir kirişlerin altından can havliyle kaçtıktan sonra, aralarında soğukkanlılığını korumakta en çok zorlanan kişi kendisiydi.
Ama yine de meselenin özünü kavramıştı.
Neden birbirleriyle savaştıklarını biliyordu.
Kimin için dövüştüklerini.
Kimi korumak için çarpıştıklarını.
Kafasını iki yana sertçe salladı.
Y-kesinlikle yanlış anlıyorum! Tabii ki bu koca bir yanlış anlaşılma! O çocuk zaten böyle şeyleri her zaman ağzından kaçırıveriyor, hiç düşünmeden söylüyor! Benim özel biri olduğum falan yok ki!
Yine de bu durumu inkar etmek için salladığı kafasını durdurdu.
Her şeyin farkındaydı, henüz bir şey değişmemişti ama yine de durdu.
Öğğ...
Sırtını dayadığı duvara kafasının arkasını küt diye vurdu. Gerçekten de olabilecek en kötü durumdu. Böyle bir lafı duyduktan sonra şimdi gidip onun yüzüne nasıl bakacaktı ki?
Özellikle de Kamijou’nun o son söylediği şeyden sonra.
...Of, yanlış anladığımı bilsem bile... o aptal neden kafamı bu kadar karıştırmak zorunda ki?!
Derin bir iç çekti. Kızaran yüzünün ne zaman eski haline döneceğini tahmin bile edemiyordu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.