Sınırdaki Sabah

Accelerator boş bir mideyle uyandı.

Duvarda neredeyse düşecekmiş gibi asılı duran saate baktı. İkiyi geçmişti, yani öğle yemeği vakti zaten çoktan geride kalmıştı. Yataktan kalkıp bir şeyler atıştırması gerektiğini düşünürken aniden üzerini örten kirli battaniyeyi fark etti.

"Bu da ne... Dur bir dakika, sen hâlâ neden buradasın? Suratsızın tekine dönmüşsün. Üstündeki o masa örtüsü de neyin nesi?"

"...Sana bağırdım, vurdum ama hiç tepki vermedin, üstelik acayip uykucusun, yoksa bu senin zayıf noktan mı? diye soruyor Misaka, kendi acizliği karşısında yıkılmış bir halde."

Vücudunun büyük kısmı yırtık bir masa örtüsüne sarılı olan velet, sanki tüm birikimini şans oyunlarına yatırıp tek bir kuruş bile kazanamamış gibi kendini yere bıraktı.

Accelerator uyurken bile yansıtma yeteneği çalışmaya devam ediyordu. Hatta uykusunun bölünmemesi için sesleri de yansıtarak dışarıdan gelecek herhangi bir uyarıcıyla uyanmayı imkansız hale getirmişti.

Burnunu çekti. "Geri ver, battaniyemi geri ver, diye talep ediyor Misaka. O mavi battaniye hayatım boyunca tüm neşemi ve kederimi paylaştığım can yoldaşımdı, bu yüzden yeri doldurulamaz, diyerek seni ağlatmak için blöf yapıyor Misaka."

Accelerator’ın artık o pis çaputa ihtiyacı kalmamıştı, bu yüzden battaniyeyi kızın kafasına fırlattı. Sonra hâlâ yarı uykulu gözlerle mutfağa doğru baktı.

Asla yemek yapmazdı. Buzdolabında biraz hazır yiyecek kalmış olmalıydı ama uzandığı yerden mutfağa göz attığında keyifsizce kendini tekrar kanepeye bıraktı. Buzdolabı yan yatmıştı. İçindeki yiyecekler dışarı fırlamış, plastik ambalajlar yırtılarak yerlere saçılmıştı.

Masa örtüsünden battaniye ekipmanına geçiş yapan Last Order, keyfini tekrar toplamış gibi görünüyordu. "Her ne kadar saat epey geç olmuş olsa da günaydın, diyerek selam veriyor Misaka. Karnım aç, bu yüzden bana biraz yemek hazırlarsan Misaka’nın mutluluk seviyesi yaklaşık otuz puan artacak—"

"Zıbar uyu."

"Hadi canım, hem misafirperverliğin hem de kalori alımın tam anlamıyla sıfır, diye isyan ediyor Misaka. Ayrıca bu az önceki bir mutluluk ifadesi değil, pes etme belirtisiydi, lütfen öyle kabul et, diyerek kibar ve kısa bir açıklama yapıyor Misaka. Her neyse, sabah oldu! Sabah, sabah, sabah, sabah—"

"...Bok yiyesice, saat zaten iki mi olmuş?!"

Bu kadarı, uyanmakta ne kadar zorlanırsa zorlansın Accelerator’ın bile gözlerini açmasına yetmişti. Gerçekten açtı ama uykusunun piç olmasının asıl sorumlusu Last Order’dı. Kızın sesini yansıtarak engelleyebilirdi ama bu, yüzünün önünde uçuşan sinekler varken sadece gözlerini kapatmaya benzerdi. İnsanın içini rahat ettirmezdi. En iyisi bu veledi bir yere fırlatıp atmaktı. Doğrulup kanepeden kalktı. Yolda giderken bir şeyler atıştırırım diye düşünerek kapıya yöneldi.

"Ha? Mutfak o tarafta değil ki, diyerek doğru yönü gösteriyor Misaka."

"Neden yemek yapmak zorundayım ki? Tipimde yemek yapacak bir hava var mı?"

"Aman be, şaşırtıcı olsun diye Accelerator’ı mutfak önlüğüyle ev yemeği yaparken görmek istemiştim, diye yakınıyor Misaka. Ha? Dur, dur! Lafı gediğine oturtmaya bile tenezzül etmedin! Beni varsayılan olarak görmezden geliyorsun, değil mi? diye feryat ediyor Misaka, ama hâlâ beni takmıyorsun, değil mi?!"

Accelerator tek kelime etmeden apartman dairesinden çıktı. Last Order da arkasından söylenerek onu takip etti.

Yazar Olmak İster Misin

Kendi novelini yaz, binlerce okuyucuya ulaş!

Bölüm Hissi

Bölüm Tartışması

0 yorum

Henüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.