Bok! Kahretsin! Seni gidi sübyancı, insan kaçıran iblis, elime bir geçersen kemiklerini kıracağım! diye bağırdı Kamijou. Elinde o aptal kediyi tutmuş, karanlık ara sokakları feryadıyla inletiyordu.
Tabii ki restorandan kaçmıştı. Neredeyse bir saattir o kaslı müdürden, gülümseyen garsondan ve orada tesadüfen bulunan birkaç cesur, iyi niyetli müşteriden kaçıp duruyordu. Arka yollara, dar sokaklara girip çıkmıştı ama onları tamamen atlatıp atlatamadığından henüz emin değildi.
Ödev falan şu an dert edeceği en son şey bile değildi. Yanlış bir adım atarsa okuldan uzaklaştırma cezası alabilirdi.
Uhu... uhuhu. Uhu-uhu-uhuhuhuhuhu!
Kamijou, zifiri karanlık ara sokaklarda koştururken son derece tekinsiz bir şekilde güldü.
Gazabı artık doruk noktasına ulaşmıştı. Zaten zamanı yoktu, tam da dişini tırnağına takıp ödevinin başına oturmuştu ki gerçek bir sapık bütün planının içine sıçmış, üstüne bir de onu acayip bir suçla itham edip okuldan uzaklaştırılma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştı. Kim olsa çıldırırdı.
Acaba kız iyi mi, diye düşünüp içini çekti.
Index, İngiliz Püriten Kilisesi bünyesinde cadı avı konusunda uzmanlaşmış bir savaş grubu olan Necessarius'un, yani Zaruri Şerler Kilisesi'nin bir üyesiydi ama o bücürün gerçekten savaşacak bir yetenek barındırdığından şüpheliydi.
Öncelikle gidip Index'i o sapık herifin elinden kurtarmak istiyordu ama elinde en ufak bir ipucu bile yoktu.
Pekala, harbi harbi ben şimdi ne yapıyorum?
Kafasını bu sorunla patlatırken o aptal kedi aniden kucağından sıyrılıp yola atladı. Kamijou'ya dönüp bir bakış bile atmadan dosdoğru ileriye doğru koşmaya başladı.
Hey! Bekle biraz!
Kamijou tam panik durumuna geçecekti ki aklına bir şey geldi. Kedilerin burnu çok iyi koku almaz mıydı? Yoksa o köpekler miydi? Gerçi kedilerin de herhalde insanlardan daha keskin bir duyu gücü vardı. Ama öte yandan, hiç polis kedisi diye bir şey duymamıştı. Hangisi doğruydu? Çok da derin düşünmeden kedinin peşinden koştu. Belki de işitme ya da koku alma duyusunu kullanarak Index'i arıyordu.
Aptal kedi çok hızlıydı.
Onu gözden kaçırmamak için var gücüyle peşinden gitti. Koştu, koştu, koştu, biraz daha koştu.
Ve sonunda vardıkları yer...
...Bu da ne? Bir otelin arka kapısı mı?
Burası otelden ziyade, içinde akla gelebilecek her şeyi barındıran çok amaçlı bir komplekse benziyordu; departman mağazaları, restoranlar, konaklama tesisleri, oyun salonları ve devasa eğlence merkezleri bir aradaydı. Tek fark, tüm bunları normal bir otel zincirinin yönetiyor olmasıydı.
Bu otel bozmasının arka duvarına bakarken içine berbat bir his doğdu. O sapık gerçekten Index'i böyle bir yere mi sürüklemişti? Yüzü kireç gibi oldu. Kafayı buna fena takmış. Benim elimden artık ne gelir ki?
Göz ucuyla bakınca aptal kedinin bir şeyleri kurcaladığını fark etti.
?
Merakla o tarafa döndüğünde, kedinin ön patileriyle bir çöp kovasının kapağını ustaca açtığını ve kafasını içeri soktuğunu gördü.
Kamijou başını kaldırıp binaya tekrar baktı.
Oldukça büyük bir oteldi. Genel olarak dış dünyaya kapalı olan Akademi Şehri'nde konaklama tesislerine pek ihtiyaç duyulmadığı düşünülebilirdi ama konferanslar ve diğer akademik etkinlikler için bunlardan birkaç tane yapılmıştı. Bina dışarıdan o kadar lüks görünüyordu ki buraya ait değilmiş gibi duruyordu; belki de dışarıdan gelen insanların gözünü boyamak için böyle tasarlanmıştı (tabii bir konferans olmadığı sürece tek bir müşteri bile uğramazdı. Bu soruna acınası bir çözüm olarak binanın içine her zaman mağazalar, oyun salonları falan doldururlardı).
Bu da demek oluyordu ki binanın içindeki restoranlar kaliteliydi ve çöpe dönen yemek artıkları, normal bir hayvan mamasıyla kıyaslandığında resmen gurme ziyafeti sayılırdı...
Graaaaahhhhh! Senin usta dediğin kişiye karşı hiç mi sadakatin yok?! Seni sokaktan kurtaran Index olsa bile!
Kamijou aptal kediye avazı çıktığı kadar bağırdı ama kedi sadece ağzını açıp miyavlamakla yetindi.
Bu durumdan ne öğrenmişti? Aptal kedinin, harbiden de aptal bir kedi olduğunu.
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.