Kamijou Touma hafızasını kaybetmişti.
Bu yüzden evinin tam olarak nerede olduğunu aslında bilmiyordu. Tuvalete gitme bahanesiyle Tsuchimikado ve diğerlerinin yanından ayrıldıktan sonra, televizyonda gördüğü havadan çekilmiş görüntüyü hatırladı. GPS özellikli cep telefonuna birkaç koordinat girip bölgeyi kabaca inceledi.
Neyse ki yayındaki görüntüde büyük bir alışveriş merkezi vardı. Aslen Kyuşu bölgesinde yoğunlaşan bu zincirin Kanagawa vilayetinde tek bir şubesi bulunuyordu, bu sayede yeri hemen tespit edebildi.
Yine de bir telefon GPS’i, tek bir konutun bile ismini eksiksiz gösterecek değildi elbette.
Bölgeye gidip tüm bu kargaşanın nerede yoğunlaştığını anlamaları gerekecekti.
Yeri belirledikten sonra tuvaletten çıkıp bu kez sahile yöneldi. Kıyıda eğlenen kalabalığı görmezden gelerek, onlardan biraz uzakta duran şemsiyelerine doğru yürüdü. Eşyalarının olduğu çantalar öylece, uluorta bırakılmıştı. Kamijou bir anlığına suçluluk hissetse de babasının cüzdanını bulup içinden evin anahtarını aldı ve Wadatsumi sahil evine geri döndü.
Birinci katta Kanzaki onu bekliyordu. "Evin nerede?"
"Şey, arabayla yirmi dakika kadar sürer. En mantıklısı taksi çağırmak olur."
"Tekrar söylüyorum, bizimle gelmene hiç gerek yok."
"Ben de tekrar söyleyeyim, orası benim evim. İşinizi size bırakırsam haritadan silinir diye korkuyorum," diye ısrar etti. Gerçi içten içe onlar için de endişeleniyordu. Misha dün gece Hino Jinsaku'yu ezici bir güç gösterisiyle püskürtmüştü ama bu bile içini rahatlatmaya yetmemişti.
"Hino bir büyücüyse, sağ elim en azından bir işe yarar. Dün buna karar vermiştik, değil mi? Hani şu mayomu aşağı indirmeye çalıştığın anda?"
"Ne..." Kanzaki ne diyeceğini bilemezken Tsuchimikado ile Misha çıkageldi. Kamijou bir bakışta Misha'nın kimin yerine geçtiğini anlayamıyordu ama Tsuchimikado'nun karanlık bir geçmişi vardı, öyle değil mi? Sahil evinin işletmecisiyle karşılaşırsa neler olabileceğini hesaba katıyor olmalıydı.
"Selam! Kami-yan, hazırsan yola koyulalım. Evini sadece sen biliyorsun, bu yüzden önden sen gidiyorsun, tamam mı?"
Misha her zamanki gibi tek kelime etmedi. Üstelik bu lanet sıcağa rağmen üzerinde tek bir ter damlası bile yoktu.
"Ha, o konu... Buradan arabayla yaklaşık yirmi dakika sürüyor. Bu yüzden taksi çağırmak en kolayı olabilir."
"Eeeh." Tsuchimikado memnuniyetsizce homurdandı. "Pekala, taksi gelene kadar biz bir yerlere saklanalım o zaman, nya. Stiyl'e benzeyen o sahil evi işletmecisi ortalığı ayağa kaldırırsa gülmekten yerlere yatarım."
Bunu söyler söylemez ninjaları aratmayan bir çeviklikle evin dışına süzülüp kayboldu. Kanzaki, "Tsuchimikado!" diye bağırarak peşinden koştu. Belki de Kamijou'yu bu kadar kolay işin içine sokmasına razı olamamıştı.
Kamijou afalladı ama şimdilik telefonuna sarılıp bir taksi çağırmayı seçti. Telefonu kapattıktan sonra aklına geldi: İyi de ücreti kim ödeyecek? Pek ödeyesim yok ama taş-kağıt-makas yapalım desem kesin ilk elde kaybederim... Derken, arkasında bir varlık hissetti.
Dönüp baktığında Misha Kreutzev'in öylece dikilmekte olduğunu gördü.
"Oha?!" Bir yerlere gittiğini sandığı için Kamijou gayriihtiyari haykırdı.
"Soru bir. Seni bu kadar şaşırtan nedir?"
"Şey, pek bir şey yok aslında..." Kamijou'nun sözleri boğazına düğümlendi.
Misha'nın o kendine has sorgulayıcı konuşma tarzı bilgi aktarmak için harikaydı fakat havadan sudan sohbet etmeye pek uygun sayılmazdı.
Taksinin gelmesi muhtemelen beş on dakikayı bulurdu. Tsuchimikado ile Kanzaki bir yerlere kaybolduğu için onlarla konuşamazdı ama bu noktada Misha'yı öylece bırakıp gitmek de tuhaf kaçardı. Sonuçta onunla baş başa kalmıştı ve aralarına asansör sessizliğini andıran bir sessizlik çöktü.
Misha, tek parça mayoyu andıran iç üniformasının üzerine sadece bir pelerin giymişti. Baş başa oldukları aklına gelince nedense kızın yüzüne doğrudan bakamadı.
B-bu baskı da ne böyle... Çok fena, yüzüme sahte bir tebessüm bile oturtamıyorum...!
Yalnızca otuz saniyelik bir sessizliğin ardından Kamijou pes etti. En sevdiği tabir "şen şakrak bir yemek masası"ydı. Konuşabilecekleri bir konu bulma umuduyla gözlerini etrafta gezdirdi. Elini cebine attığında sert bir şeye denk geldi. Çıkarıp baktığında bunun sakız olduğunu gördü.
"Ş-şey, ister misin?" diye ürkekçe sordu. Misha kılını bile kıpırdatmadı.
"Soru iki. Sorunuzdan bunun yenebilecek bir şey olduğu çıkarımını yapıyorum, doğru mu?"
"Yenmesine yenir ama yutulmaması gerekir."
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.