Uyku saatleri bir saatle ölçülüyor, egzersiz miktarları bir cetvelle dikte ediliyor, yedikleri yemeğin adedi hassas bir teraziyle tartılıyordu…
Evet, Misaka Mikoto’ya dair her şey sanki kusursuz bir ekipman tarafından hesaplanıyor ve her biri onun hareketleriyle aynı hizaya gelmeye zorlanıyordu.
Sanki birileri onları baştan yaratmış gibiydi.
“………………………………………………………………………………………………………………………”
Kamijou etrafına bakındıktan sonra gözlerini bir kez daha uyku tulumuna dikti.
Görünüşe göre onu tanıyorlardı. Kara kediyi de tanıyor gibiydiler. Ancak tanıyor olmaları durumu daha da anlamsız kılıyordu. Şimdiye dek tanıdığı Küçük Misaka kimdi o halde? Şu an bu kalabalığın içinde miydi, yoksa onun haricinde daha nice Misaka mı vardı? O uyku tulumuna tıkıştırılmış kız, gerçekten de demin konuştuğu Küçük Misaka olabilir mi—
“Endişelenmenize lüzum yok, diye yanıtlıyor Misaka.”
Kamijou ağzı bir karış açık öylece dururken, bu kez ona seslenen kişi omzunda uyku tulumunu taşıyan Misaka oldu.
“Şu ana kadar etkileşimde bulunduğunuz Misaka, 10032 seri numaralı olanıdır. Yani bizzat bu Misaka, diye karşılık veriyor.” Boştaki eliyle kendisini işaret ederek devam etti. “Beyin dalgalarımız, Misaka’nın elektriği kontrol etme yeteneği sayesinde birbirine bağlıdır. Bu durum, diğer Misakaların 10032 numaralı olanın anılarını paylaşmasından ibarettir, diye ekliyor açıklamasına Misaka.”
Birbirine bağlı beyin dalgaları… Bu bir anda inanılmaz bir hikayeye dönüşmüştü ama eğer ikizlerse bu mümkündü. Parmak izi veya ses izi gibi beyin dalgaları da kişiden kişiye değişirdi. Bir başkasının beyin dalgalarını kendi zihnine aktarmaya kalkışmak, sadece tek tük hücrenin yok olmasıyla sonuçlanırdı. Fakat eğer iki kişi genetik olarak birbirinin aynısıysa…
Her neyse, bunun bir önemi yok, diye düşündü Kamijou.
Ona kim olduğunu sordu.
“Bizler Kardeşleriz. Akademi Şehri’ndeki yedi adet beşinci seviye kullanıcıdan biri olan ablamızın somatik hücre klonlarıyız. Ordu için seri üretim amacıyla yaratıldık, diye yanıtlıyor Misaka.”
Ne yaptığını bilmek istedi.
“Sadece bir deney, diye yanıtlıyor Misaka. Sizi son teste dahil ettiğimiz için bir kez daha özür dileriz, diyerek başını eğiyor Misaka.”
Sorguladı… Daha doğrusu bir şeyler söyleyecek oldu ama ağzı aniden mühürlendi.
Karşısındaki kız o kadar farklı ve o kadar erişilmezdi ki.
Kamijou, kucağında kara kediyle ara sokağın duvarına yaslanmış, yapayalnız kalmıştı.
Misaka sürüsü karanlığın içinde kaybolup gitmişti. Muhtemelen cesedi dışarı çıkarıyor ve kayda değer tüm kanıtları siliyorlardı. Dahası, bu deneyler devam edecekti. Tam olarak ne olduklarını bilmiyordu ama muhtemelen kimseler duymadan daha fazla Misaka öldürülecek ve cesetleri sürüklenerek götürülecekti.
Somatik hücre klonları sözlerini duyunca midesi bulandı. İkinci el kitapçıda tesadüf eseri bulduğu kitabın sırtındaki yazı zihninde canlandı. En Yeni! Mandıralardaki Bilimsel İnekler. Tüm hayatlarını, tek amaçları yenmek olduğu için penceresiz bir binada, iklimlendirilmiş hava soluyup besin takviyeleri içerek geçirirlerdi. Karınları deşilir, organları dışarı çıkarılır, ince ince dilimlenip paketlere konur ve şehrin dört bir yanındaki kasaplara, marketlere dağıtılırlardı.
Öğğ… Kamijou boğazına yükselen mide asidinin ekşi tadını hissetti. O an ciddi ciddi vejetaryen olmayı düşündü.
Yine de dünyada bunu zerre umursamayan pek çok pragmatist vardı. Bunlar, aynı şeyi insanlara yapabilecek; karınlarını deşip organlarını sökebilecek, onları ince dilimler halinde paketleyebilecek ve tüm bu deneylere kılı bile kıpırdamadan devam edebilecek türde insanlardı. Deneylerin ne hakkında olduğunu bilmiyordu. Bu kadar feci bir şey ona açıklansa bile anlayıp anlamayacağından emin değildi. Fakat kesin olarak söyleyebileceği tek bir şey vardı: Bu deney devam ettikçe daha fazla can yitip gidecekti.
…Deney mi?
Kamijou bu kelimenin bir yerine takılıp kaldığını hissetti.
Doğru ya, bir deney. Küçük Misaka buna deney demişti, değil mi? Bu durumda tüm bunların arkasında bir araştırma kuruluşu olduğu anlamına gelmez miydi? Böyle düşününce, somatik hücre klonları gibi uzmanlık gerektiren terim de yerli yerine oturuyordu. Somatik hücre klonları bir bebek gibi doğmazdı. Bir insanın genetik verilerini tek bir saç telinden veya bir damla kandan elde etmeyi içeren bir insan yaratma yöntemiydi bu… Ve düşünceleri bu noktaya varınca duraksadı.
Tek bir saç teli.
Evet. Bu tür bir klon yapmak için ham maddeye, yani genlere ihtiyaç vardı. İster bir saç teli olsun ister bir damla kan, sadece o içerik yeterliydi.
Küçük Misaka, onların Misaka Mikoto’nun seri üretim, askeri kullanım modelleri olduğunu söylemişti.
Yoksa o…?
Kamijou’nun nefesi kesildi. Elinde olmadan başını kaldırıp binaların arasında kare bir kutu gibi kalan gökyüzüne, o umutsuz düşüncesiyle baktı.
Misaka Mikoto’nun tüm bunlardan haberi olabilir miydi?
Bölüm Tartışması
0 yorumHenüz yorum yok. İlk tartışmayı sen başlat.